İnsan neden ihanet eder,
Sevdiğini söylediği kalbi neden deler?
Hangi yalan, hangi heves,
Bir ömrü satmaya değer?
Hangi rüzgâr savurur sözleri,
İnsan diye bir şey var,
yürür—ama nereye bilmez.
Güler—ama içiyle gülmez.
Biriktirir her şeyi,
ama en çok
kendini kaybederken fark edilir.
Kaç bahar, kaç kış geldi geçti..
Yaşadığım günleri,
Örümcek ağlarını araladım birer birer..
Yaşam ötesinden giderken,
Saatte akrep ve yelkovanı,
Ömür denilen merdiveni çıktım birer birer..
Bir taş gibi fırlattım kalbimi
kırıldı, paramparça –
dağılan parçaları toplamadım,
bıçak gibi bıraktım olduğu yerde.
Çünkü bazen sevmek değil,
Dudaklarımda sessizliğin doğduğu an—
gözlerin, en uzak liman:
ışığı titrek, rüzgârı eksik.
Ellerimde biriken kül
her nefeste ağırlaşıyor;
Dışarda yağan kar, içimde yanan ateş,
Biri üşütür tenimi, diğeri yakar nefes nefes.
Biri sessizce örter yolları,
Diğeri küllerinden doğmayı bekler.
Gökyüzü beyaza bürünmüş,
Bir gün kavuşamadan öleceğiz,
Sen bir hikâyenin içinde,
Ben ise yarım kalmış bir dizede,
Sessizce kaybolacağız.
Ne ellerin ellerime değecek,
Bir aynanın içine hapsolmuş gibiyim;
bakıyorum, yüzümden önce
bir başkasının hatırası çıkıyor karşıma.
Sustuğum kelimelerden bir köprü kurdum,
her taşında bir sır saklı;
Bir şehir düşün, ışıkları sönmüş,
Ben o sokakta adını arıyorum.
Herkes gidiyor kalbimden bir bir,
Ama seni hâlâ gönderemiyorum.
Gece konuşur bazen benimle,
Zamanı yutan bir kent burası,
Her köşe başında eksik bir gölge.
Rüzgâr, dilsiz bir kâhin gibi
Harfleri savuruyor uçurumlara.
Ay, gövdesinden kopmuş bir ahşap,




-
Hümeyra Gümüşçıbık
Tüm YorumlarTebrikler. Üretkenliğiniz bir çığ gibi ülkeyi kaplasın ve sizleri örnek alanan iyi insanlar çoğalsın.