Bir şehir düşün, ışıkları sönmüş,
Ben o sokakta adını arıyorum.
Herkes gidiyor kalbimden bir bir,
Ama seni hâlâ gönderemiyorum.
Gece konuşur bazen benimle,
Zamanı yutan bir kent burası,
Her köşe başında eksik bir gölge.
Rüzgâr, dilsiz bir kâhin gibi
Harfleri savuruyor uçurumlara.
Ay, gövdesinden kopmuş bir ahşap,
Bir insanı en çok
ihanet öldürmez…
Kendi kalbinden şüphe etmek öldürür.
Çünkü bir kere yaralanan ruh
önce insanlardan değil,
kendinden uzaklaşır.
Gönlün bir kevser, bakışın kederden ârî,
Ne hicrân tanıdın, ne elem, ne zarâfet.
Ben bin hecr-i demde, geceler boyu nârî,
Sen bir dem yanmadın, yine de afv-ı hürmet.
Sînemde kan doldu her seherde nâle,
Bir dağ başında kuruldu otağ,
Ay yıldız parlak, gökte bir bayrak.
Seslenir rüzgâr, zaferden yana,
Yiğitler bekler, vatan uğruna.
Tüfek omuzda, süngü parlıyor,
Öyle mahzun hayat yâr,
Öyle suskun diller lâl.
Geceler hicran kadar,
Gündüzler de bir masal.
Gözlerinde sönmüş yaz,
Göğü çizen ustanın eli titremiş,
Bulutlar yarım, kuşlar yamalı.
Pas tutmuş bir mavi sarkıyor tepemizden,
Yağmur yerine suskunluk damlıyor.
Dilin ucunda unutulmuş bir kelime,
Kendi içimde müebbet yedim,
Ne bir kapı var, ne de anahtar.
Zaman duvarlarda yankılanırken,
Sessizlik en ağır cezalardan.
Düşlerim bile firar edemiyor,
Sen varsın,
ve dünya bu yüzden dönüyor olabilir.
Gözlerin, bir sırrın önsözü gibi—
hiç yazılmamış ama herkesin bildiği.
Ellerin dokunmadığı her şey
Konuştuk.
Yetmedi.
Sustuğumuz yerden
daha çok kırıldık.
Aynı anda baktık bazen—




-
Hümeyra Gümüşçıbık
Tüm YorumlarTebrikler. Üretkenliğiniz bir çığ gibi ülkeyi kaplasın ve sizleri örnek alanan iyi insanlar çoğalsın.