Kızılcıklar dal dal olmuş,
Toplayanlar el el olmuş,
Benim yarim kimlere yar,
Şu gönlüm dert ile dolmuş.
Sular akar çağlayarak,
Yola çıktım,
bir haritanın olmadığı yerden.
Ne valizim vardı,
ne ayaklarımın yönü belliydi.
Sadece içimde bir ses:
Bir rüzgar esti uzaklardan, adı yoktu,
Sözleri yıldızdan, bakışı topraktandı.
Gecenin en sessiz yerinden doğdu,
Bir dua gibi, hiç bozulmadan kaldı.
Gözlerin gibi derin göller gördüm,
Kapıları olmayan evler gördüm,
içinde hâlâ oturan gölgelerle.
Bir kandilin titrek alevinde saklıydı
yüz yıl önce söylenmiş bir ninni.
Taş duvarlar,
güneşin her dönüşünü ezbere biliyor;
Zamanı ilk kez
bir çayın buharında gördüm.
Yükseliyordu—
yavaş, sıcak, geçici.
Sonra annemin ellerinde fark ettim,
Bir bakışınla susar bütün şehir,
Kırılır aynalar, suya düşer gece.
Adın, içime işleyen bir sır gibi —
Her harfiyle yeniden başlar tufan.
Sessizliğini giyinmiş bir dağ gibi durursun,
Zemherinin kalbinde uyandı gece,
Göğün iç çekişiyle titredi fecre.
Bir çilkurgu rüzgâr esti içimden,
Zamanın damarında çatladı hece.
Kırağıdan dillerle konuştu ay,




-
Hümeyra Gümüşçıbık
Tüm YorumlarTebrikler. Üretkenliğiniz bir çığ gibi ülkeyi kaplasın ve sizleri örnek alanan iyi insanlar çoğalsın.