Bir taşın nabzında saklıdır ilk söz;
duymaz kulak, işitmez rüzgâr.
Yalnızca gecenin en sessiz anında
bir yıldız düşer yeryüzüne.
Adını bilmediğim kapılardan geçtim,
“Senin gözlerin kadın…
Bir adamın bütün savaşlarını bırakıp
yenilmeyi isteyeceği kadar güzeldi.
Ben birçok insan tanıdım;
kimi yarasını sakladı,
kimi yüzünü.
Gülümse…
Çünkü gülüşün—
kırık aynaları onaran bir bahar,
yorgun şehirlere nefes veren bir şarkı.
Umutsuzluk dediğin,
yalnızca gölgenin kısa bir uğrayışı.
Yollar uzun gurbet kısa
Özlem çeker gönül hasta
Sorarsan bizleri herkes yasta
Hoş gelmişsin gönül hoş gelmişsin.
Sen gideli gün bile doğmuyor
Ben yokken de vardın sen.
İsmim yoktu.
Ama gözlerim senin silüetinde uyandı.
Bir şehir var içimde,
hiçbir haritaya sığmaz.
Ne adı var ne sınırı,
ama senin adını her duvarda
gizli mürekkep gibi taşıyor.
Kaç bahar, kaç kış geldi geçti..
Yaşadığım günleri,
Örümcek ağlarını araladım birer birer..
Yaşam ötesinden giderken,
Saatte akrep ve yelkovanı,
Ömür denilen merdiveni çıktım birer birer..
Bir taş gibi fırlattım kalbimi
kırıldı, paramparça –
dağılan parçaları toplamadım,
bıçak gibi bıraktım olduğu yerde.
Çünkü bazen sevmek değil,
Dudaklarımda sessizliğin doğduğu an—
gözlerin, en uzak liman:
ışığı titrek, rüzgârı eksik.
Ellerimde biriken kül
her nefeste ağırlaşıyor;
Bir gün kavuşamadan öleceğiz,
Sen bir hikâyenin içinde,
Ben ise yarım kalmış bir dizede,
Sessizce kaybolacağız.
Ne ellerin ellerime değecek,




-
Hümeyra Gümüşçıbık
Tüm YorumlarTebrikler. Üretkenliğiniz bir çığ gibi ülkeyi kaplasın ve sizleri örnek alanan iyi insanlar çoğalsın.