Bir insanı en çok
ihanet öldürmez…
Kendi kalbinden şüphe etmek öldürür.
Çünkü bir kere yaralanan ruh
önce insanlardan değil,
kendinden uzaklaşır.
Sessizleşir.
Gülüşünü saklar.
Bir daha yıkılmamak için
duvarlar örer içine.
Sonra zaman geçer…
Kimse fark etmez ama
o artık nefes alan bir enkazdır.
Çünkü bazı acılar
kanatmaz insanı;
yavaş yavaş taşa çevirir.
Ve en korkuncu şudur:
Bir süre sonra
canını yakanlara değil,
onlara inanmış olmaya utanırsın.
İşte o gün
karanlık başlar insanın içinde.
Merhametini gömer.
Sevmesini susturur.
Kendi kırıldığı yerden
başkalarını kırmaya başlar.
Çünkü umut eden herkesin
kaybedeceğine inanır artık.
Oysa gerçek kötülük
ihanet etmek değildir.
Gerçek kötülük;
bir insanın içindeki ışığı söndürmektir.
Onu, kendi masumiyetinden utandırmaktır.
Aynalara yabancı bırakmaktır yüzünü.
Ve yine de…
Hayat bazen
tam bitti dediğin yerde dokunur omzuna.
Bir çocuğun gülüşünde,
bir dostun sessizliğinde,
gecenin en karanlık anında
küçücük bir umut bırakır avuçlarına.
İşte o an anlarsın:
İnsan en çok düştüğü yerden büyür.
Ve bazı yaralar
öldürmek için değil,
yeniden doğurmak için açılır.
Çünkü gerçek güç;
taşlaşmak değil…
Bütün kırılmışlığına rağmen
kalbinin hâlâ iyi kalabilmesidir.
Kayıt Tarihi : 14.05.2026 09:06:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (1)