Pınar Alkan Şiirleri - Şair Pınar Alkan

Pınar Alkan

Geceyi Sana Yazdım

Geceyi sana yazdım; yıldızlar ve ay şahit oldu sessiz fısıltılarıma.
Yağmur gibi düşen hislerimde seni aradım; kalbimin en derin köşesinde hep sen vardın.
Kaç kere sustuk aslında içimizde, kaç kere “bitti” dedik birbirimize.
Her defasında aynı ses vurdu yüreğimize: “Olmuyor sensiz, olmuyor yine.”

Devamını Oku
Pınar Alkan

Gölge ile Asıl …….🖋️

İnsanoğlu kalabalıkta kendini çoğaltır sanır,
Oysa kalabalıkta en çok yitirdiği şey kendisidir.
Gündüzün gürültüsü alkışları büyütür,
Gecenin sessizliği ise hakikati çıplak bırakır.

Devamını Oku
Pınar Alkan


Bu kalem suskunluğu sever.
Konuşmadan taşır içindeki yükü.
Her harf bir tohumdur toprağa düşen,
bekler sabırla yeşermesini, büyümesini.

Devamını Oku
Pınar Alkan

Herkes seni hep gülüyor zanneder.
Sohbetin en neşelisi, ortamın en ayakta duranı sensin.
Fotoğraflarda hep sen parlarsın.
"Maşallah ne enerjik" derler.
Sen de başını sallar, "çok şükür" dersin.
Ama kimse bilmez.

Devamını Oku
Pınar Alkan

Gözlerim Gözlerinde

Gözlerim gözlerinde.
Yandım.
Sustum.
Kırıldım.

Devamını Oku
Pınar Alkan

Gözümdeki Öykü

Gözüm siyah-beyaz ama içi kalabalık.
Baktığım her yerde bir parça ben kalıyor.
Her kirpiğimde suskun bir cümle saklıyorum.
Gözüm çok şey gördü.

Devamını Oku
Pınar Alkan

İnsanın yüzünde kaç kat vardır bilir misin?
Bir gün içinde birkaç kez değiştirir.
Sabah başka, akşam başka bakar.
Çünkü devir, yüz değil yüzler devri oldu.
Kimi tebessümle yaklaşır, niyeti gölgede kalır.
Kimi "kardeşim" der, menfaati bitince ismini unutur.

Devamını Oku
Pınar Alkan

Hakikat ve İlahi Koruma

Derler ki;
Kalbin gerçekten temizse, Allah sana insanların hakikatini gösterir.

Gösterir.

Devamını Oku
Pınar Alkan

Bir halvet kapısı arar canım…
Bir de eşi benzeri olmayan tenha bir köşe...
Ne insan gürültüsü,
Ne dünya telaşı.
Sadece ben ve sükûnet.
Sadece göğsümde usul usul

Devamını Oku
Pınar Alkan

Yine dar ağacında sallanan umutlarımı gördüm.
Oysa yıllarca hamallığını yapmıştım onların.
Her birini ayrı bir yerden alıp sırtıma yüklemiş, yıllar boyunca aynı yükün altında yürümüştüm.
Kimi çocukluğumdan kalmıştı, kimi yarım bırakılmış bir duanın kıyısında unutulmuştu, kimi bir kapının ardında gerçekleşeceğine inandığım güzel bir güne saklanmıştı.
Bazılarını da başkalarının sözlerinden devralmıştım; “düzelir”, “geçer”, “bir gün olur” diye diye büyüttüğüm beklentilerdi bunlar.
Zaman ilerledikçe yük hafiflemedi.

Devamını Oku