,
Hep bir şeyleri hatırlarım üzüldüğüm
Bir boşlukta gibi olurum,
Hani dinlenme günü derler ya
Aksine daha çok yorulur ruhum.
Arabaya bindim,
İstanbul’a gittim.
Kadıköy’de indim
Ablama gittim.
Ablam pasta yapmış,
İçine çikolata katmış,
Ayşe, Fatma nerede
Çamaşır yıkar derede
Dere yandan akıyor
Ninem camdan bakıyor
Koyun, kuzu meliyor
Ayşe gelin evden geliyor
Birinciyim inciyim
İkinciyim ciciyim
Üçüncüyüm güzelim
Dördüncüyüm özelim
Beşinciyim çiçeğim
Altıncıyım sevgiyim
Aha şuraya yazıyorum. dediy di dersin!
Geleceği varsa, göreceği de var.
Aslına bakarsan orasıda öyle.
Bak, sen bilirsin yinede. Şahıdın, mah oldun. Kimse kaşının üstünde gözün var demez.! Vallahi aklımdaydı. Her boyayı boyadın, bir fıstığı yeşil kaldı.
Haram yedikçe yararmış haramzade daha çok ararmış.
Deveyi yardan uçuran bir tutam otmuş.
Dün, seni uğurladım kalbimden,
Son sevgi kırıntılarında,
Kayıp, gitti ellerimden…
İstedim ki; adil olasın,
Feyiz alasın, yüreğindeki sevgimden.
Derdi ninem
Çoktur çilem
Kader bu nidem
Şükür verene
Gücüm yetene
Yaşarım zahir
Can bedene saz gelir.
Dünya vız gelir,
Cevri cefa az gelir
Zaman zemin dar gelir,
Gençlik dem vurduğunda.
-Bir gün bir çok ağaç bir meydanda toplanmışlar, el ele tutuşup oynamaya başlamışlar. Meşe, kayın, çam, badem ve çeşitli meyve ağaçları da. Kimi uzun, kimi kısa, çeşit, çeşit yeşilin her tonunda yapraklarla. Sonra onları gören kurt, çakal, tilki, türlü kuşlar da katıldılar kendilerince oyuna. Hey! bende varım dedi, mor sarmaşık sarılmıştı bir serviye. Karınca seslendi yerden, iyi ki geldiniz ne rahat dolaşıyorum burada. Kuşlar şakırdadı, taşlar arasından küçük dere çağıldadı, ne kadar güzel, ne temiz hava. Bir sincap atladı, beni de alın kollarınıza. Yılan sürünerek aktı kayadan hızla. Kaplumbağa boynunu uzattı kabuğundan usulca.
Yağmur bulutları gelip, durdu. Ah ne kadar nem var burada. Sonra mis kokularını saldı ıhlamur geniş dallarıyla. Toprak ellerini uzattı yanaklarına ne kadar yumuşak dedi ve besleyici. Renga renk çiçekler açtı gülünce yüzünde. Mantarlar ve otlarda vardı orda.
Çocuklar geldi. Piknik yapmaya, büyükleri başlarında. Oynadılar doya, doya. Ne kadar güzel manzara dedi büyükler resim aldı yan yana. Hepsi mutlu oldular, bol bol Oksijen aldılar. Tüm ağaçlar tutundular sımsıkı toprağa ve orman dediler bu oyuna.
Boynunu büktü erozyon. Yer yok burada artık bana diye usulca uzaklaştı oradan. Rüzgarlar hızını kesti, yağmurlar mutlu yağdı sonra, güneş mutlu doğdu tüm onlara ve ormana sahip çıkanlara.
16.3. 2010 İST
Hem kâğıt, hem lira.
Varlığında, yokluğunda,
Dert olur insana.
Ta Lidyalılardan, buyana.
Her kapıyı açarsın,
Ateş olur, yakarsın.




-
Eşref Trak
-
Mehmet Küçükkarahan
-
Nevzat Bilgiç
Tüm Yorumlariyi geceler. yorumunuz için teşekkür ederi. sizlerle şiir paylaşmak güzel bir duygu.
saygılarımla
eşref trak
kaleminize ve yüreğinize sağlık....
Değerli Şaire iyi geceler! ...
Artık Sakarya 'da değil, Edirne ' deyim.
Evinize esenlikler dilerim.
Saygılarla.