Geldim
Gördüm
Ve gidiyorum
Hiçbir şeyin vitrini mutfaktaki gibi değilmiş
Öğrendim
Çok açtım sofrana geldiğimde.
Sen elimi kaşığa uzatmadan beni doyuruverdin.
Sende verme hevesi vardı.
Bende açlık.
Cinayet mahallinde unutulmuş
Ceset gibiydim yokluğunda
Soğuktu
Üşüyordum
Hiç kimse üstümü örtmüyordu
saçlarına çiçek takan kızın çiçekleri soldu.
aynı anda gök yarıldı,
okyanuslar parçalandı,
Tanrının merhameti çekildi yer yüzünden.
ve o geldi...
Yüzümü dönüyorum rüzgara.
Gittiğin diyarlardan kokun gelir mi diye bana.
Ama yalancı her şey gibi rüzgâr da!
Ne kadar canımı yaksa da,
Asi fırtınalara saklamıştım ben seni.
bozkırın ortasında
yalnız bir sonbahar gibiyim.
bir yapraklarım kalmıştı
az sonra,
onları da dökeceğim.
Sonbaharın derinliklerine saklanmış bir sızı.
Yenileyen kendini her yaprak dökülüşünde.
Fakat uçuşacak yapraklar bir gün, bahar gelecek.
Eriyecek karlar, toprak görünecek.
Ve ben yine çıplak kalacağım sızılarımla.
Tüm çiçeklerimi dökmüş olacağım..
Toprağa Kapanıp Saatlerce Ağlamak İstiyorum Ben
Başıma her 'kötü bir şey' geldiğinde bundan daha beteri ne olabilir ki derdim kendi kendime
Fakat her defasında hayat beterin bir daha beteri vardır diye göstermekten geri kalmadı bana
Bir an bile kapatmayın, gözünüzü kocaman açın.
Bu gün hayatınızın son günü olabilir.
Sarılabileceğiniz her şeye sarılın bu gün..
Gülün, kahkaha atın, şarkılar söyleyin, şiirler dinleyin.
En sevdiğiniz yemeği pişirin bu gün mesela.
Geriye kalan hayatınızın her saniyesini bir şölene çevirin.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!