İçimde garip bir hüzünle indiğim bu şehre,
Ben bilinmezlik dedim,
Başkaları ne derse!?
Elbet vardı onun da sevgilileri,
Dudaklarını büküp gittiğin gün,
Belliydi yeni bir serüvene yelken açtığın.
İlk durağın hangi liman bilmiyorum ama,
Biliyorum en ufak kasırgada bana geri döneceksin…
Biliyorsun denizler gelgit doludur.
Dayanılmaz bir arzunun içinde debelenip durmak
Ve itaat etmek bir kölenin efendisine duyduğu sadakatle
Duygularına zincir vuramayacağını anlayınca
Hizmetkarı olmak içinden gelen arzuların
Yıllarca şiirler yazdım beklenen sevgiliye
Beklemek güzeldi
Şimdi yıllarca beklediğim ve uğruna onca şiirler yazdığım beklenen sevgili geldi ve korkusuzca karşımda duruyor
Duruyor da; Aramızda duran zaman ve geç kalmışlıklar
Nar-ı Düzâh bahtıma hep hüzün mü düşer?
Yüzüme sinen ar-ı sathıma hasretin düşer.
Ol ki ah-ı yüreğime mal-i hülyan düşer!
Şeb-i Yelda da gör-ki eh name arar, ne de şavk-ı düşer
Ne gariptir ki yangın-ı çile cefa hep âşıklara düşer.
İnsanlığına hayranım diye
Sen deli divane mi saydın beni kendine
Benden aldığın kadınlığıma ne yazık ettiğimi
Geri alabilmenin ne de büyük bir zafer olduğunu bilmeyi
Sana borçluyum
Nasılda büyüyordu içimdeki eksiklik
Ve hiçbir eksikliğim
Şimdiki kadar tamam olmamıştı
Ben içimi boşalttığımı sandıkça
Nereden bilebilirdim ki
Bir gece vakti
Son ışıkları sönerken şehrin
Senin ışığın dolar içime
Sen nasılda bilirsin karanlığı aydınlığa çevirmeyi
Akordu bozulmuşken hayatın
Yollar da unuttu
Nereye gider bu yolculuk
Tanrı'nın belleğinde
Eyy sen
Tenime dokunmadan daha
ben senden gittiğimde,
ve tüm gidemediklerimde,
artık önemi kalmayacak neyi nerede kaybettiğimin…
ben bu şehirde kendimden,
ben bu şehirde senden vazgeçiyorum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!