Zamanın gümüş tellerinde çınlayan efsunlu bir fısıltı gibisin
Gecenin lacivert ipeğine dokunur adının o mahrem haresi
Ay ışığının süzüldüğü kuytu vadilerde kanat çırpar ruhum
Bir ceylanın ürkek bakışlarında demlenir içimdeki bu yangın
Oy nazlım, can nazlım, rüzgarın kucağında tutuşur sevdalığım
Kırılan aynaların ardında ararım yüzünün saklı nurunu
Bir çöl gecesinde serap gibi beliren o zarif kırılganlık
Suskunluğumun avlularına serpilen yıldız tozudur gözlerin
Koyu karanlığı oyan ince bir sızı gibi süzülürsün canıma
Ruhumun mahzeninde serpilen en nazenin sarmaşıktır varlığın
Gök kubbenin altında yankılanır ebedi adanışın bu ilk sesi
Sırdaş dağların bağrında erir zamanın ve mekanın buzları
Avuçlarımda biriken kırık düşleri örterim ipeksi dokunla
Bir vuslat türküsü yükselir kıyılarıma vuran köpüklü denizden
Oy nazlım, can nazlım, ömrümün en derin dizesine kazındın
Şafak sökmeden evvel gelen serin ve mukaddes bir rüzgar misali
Dokunduğun her kuytu köşe ışıkla yıkanır baştan başa usulca
Gönlümün kalesinde dalgalanan en mağrur sancaktır gülüşün
Kaderin nakış nakış dokuduğu bu sürgün biter bakışlarınla
Kör kilitler çözülür, kapılar aralanır sonsuzluğun koynuna
Mühürlenmiş taş levhalara yazılır bu tutkulu aşkın masalı
Savrulan kül yığınlarının arasından filizlenir umudun çiçeği
Güneşin bağrında eriyen bir kar tanesi gibiyim varlığınla
Bütün ırmaklar senin aktığın o dingin ve derin denize akar
Oy nazlım, can nazlım, ebedi bir şiirin son dizesisin ruhumda
Kayıt Tarihi : 26.08.2026 16:44:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!