Osman Demircan Şiirleri - Şair Osman Dem ...

Osman Demircan

Uçakla,tankla savaşan kadınlar ellerinden çiçekleri atmışlar
Dağları sırtlarına almışlar saçlarına ölüm güllerini takmışlar
Tüfek omza yapmışlar kurşuna kurşunla meydan okumuşlar
Şiirleri unutmuşlar dudaklarından kan ve gözyaşı akıtmışlar

Eşkıya kadınlar şehirlerini unutmuşlar kaldırımda izleri yitik

Devamını Oku
Osman Demircan

bir dalın kırılmasından üzülmüyorsan ormansın demek
yaprakların yerlerde sürünmesinden dert yanmıyorsan
simsiyah bulut olup bozkırdaki çocuklara ağlamıyorsan
doğal olarak büyüdün ey bebek sana kim oyna diyebilir

güneş olup yanmışa da üşüyene de aynı davranıyorsan

Devamını Oku
Osman Demircan

Tutamadım kendimi.
Yenemedim nefsimi.
Kopardım tatlı eriği

Yedim cennete girdim.
Tadını sana benzettim.

Devamını Oku
Osman Demircan

yüreğim bir deniz kıyısı
ey deniz yıldızı
ne işin var yüreğimde
taşa, kuma, ayağa
gecelerin karanlığına
gündüzün sıcağına

Devamını Oku
Osman Demircan

Bakışlarımı topluyorum gözlerinizden beni beklemeyiniz
Bavuluma dolduruyorum sözcükleri sessiz sessiz
Dost musunuz, düşman mısınız, can mısınız her ne iseniz
Çekip gitmek istiyorum sesinizden, elinizden, eteğinizden
Sus olsun, yeter artık olsun bundan sonra bendeki yeriniz
Artık bir daha sevmeyeceğim sizleri çok iyi bilmelisiniz

Devamını Oku
Osman Demircan

Marmara'dan İstanbul'a gemi gelir
Gözlerini kırpmadan şehri seyreder
Erguvan renkli bir gelindir İstanbul
Yakası yırtık safirden gelinlik giyer

İstanbul'un nefesiyle sallanıverirler

Devamını Oku
Osman Demircan

Yine bahtıma rüyalarım düştü. Rüyalarıma girersin sen her gece. Her sabah uyandığımda da, kor gibi yüreğime küreklenen kömür gözlerini unutmak için tüm gün kömür ocağında çalışanlar gibi terden sırılsıklam olurum. Gözlerin sonra toz halinde bulaşır tenime. Ve yine akşam ve yine gece. Yine uykumda bir madene girer gibi kömür gözlerin girer rüyalarıma. Bu ıstırap böyle devam eder. Ey kömür gözlüm yüreğimin ateşinden uzak dur lütfen. Senin bana her bakışın ey kömür gözlüm, grizu patlatır içimde. Tüm dünyam kararır sonra. Nefes alamam bakışlarınla. Ey kömür gözlüm, bakışlarını kürekleme gözlerime. Yangınlarımdan uzak dur ey kömür gözlüm, daha yağmur görmemiş bu yüreği bir kor haline getirme. Sen her gece girerken rüyalarıma, ben ateşe uzanır gibi yatarım yatağıma. Sonra ayaklarımdan topuklarımı yaka yaka girersin bedenime. Ey kömür gözlüm, ne istersin benden. Bir kömür ateşten ne ister, bir ateş alev halindeyken tıpkı sana benzer. Öyle bir renge bürünürsün ki hayatımda, her çiçek senin rengindeyken yanmaktan kurur ve kül olur. Ey kömür gözlüm, senin niyetin de beni kül etmek mi? Eğer kömür gözlüm, ateşli bakışlarına dayansam, bir elmas olurum, aşkın ışıltısıyla parlayan. Ey kara gözlüm, bana her bakışın kuyuya düşme hissi uyandırır bende. Öyle derin bir bakışın var ki, düşersem, kirpiklerini uzatmazsın ellerime. Öyle uzun kirpiklerin var ki, her bakışını kürekler kor gibi yüreğime. Ey kömür gözlüm, sen beni amele edersin, bakışlarının yükünü çektire çektire. Sırtımda kömür gözlerinin ağırlığını taşırım her gece. Ama yine de bıkmam seninle göz göze gelmekten. Sen şiirimin son mısrası olduğun anda, bir bakarım kağıdın kenarı yanar. Öyle bir duyguyla tutuşursun ki şiirimde, ellerim yanar. O zaman anlarım, senin yangınlarıma adını verdiğini. O zaman anlarım ki şiirlerimi yazdığım kaleminin ucu, kömür gözlerinden yapılmıştır. Ey kömür gözlüm, bu ne eziyettir. Sen şiirlerim kadar bitmez tükenmezsin, yüreğimde. Her alev alışımda, sen çıkarsın ortaya. Tıpkı bir orman yangını gibi yanar dizelerim, senin kömür gözlerinden her bahsedişimde şiirlerimde. Bu ne eziyettir böyle. Bir şair şiirlerinde yakılır mı hiç? Beni öyle yakar kül edersin ki, yanında kül rengin saçlarımdan anlarsın beni.

Devamını Oku
Osman Demircan

Boyun bükerler dağ rüzgarlarında çimenler
Ağlarlar bir su dökülmez yanık yüreklerine
Bahtlarına hep gözyaşı düşer o gözlerinden
Mutluluk göremezler boynu bükük çimenler

Ah çeke çeke yüreklerine bir serinlik girmez

Devamını Oku
Osman Demircan

Ben her kış ağustos böceği olmak isterim. Ölmek için değil şarkı söylemek için bunu isterim. Hiçbir şarkıyı tamamlayamadım bugüne kadar. Hep yarısında bitti coşkularım. Ve ben dua ederken bile dilime şarkılar takıldı. Tanrı beni affetsin bu yüzden. Çünkü ben şarkılarla Tanrı'ya yalvardım. Ne zaman kar yağsa benim dilimde çam ormanlarından bir cümle oluşur. Buz tutar tüm sözcüklerim. Ama yine de sıcacık bir gülümsemeyi eksik etmem dudaklarımdan. Hemen bir şarkı tuttururum sonra çıra gibi tutuşurum. Tanrı beni affetsin yazları hep kumsal olmak isterim. Denizler beni duygulara boğar ve hep ağlarım. Bu yüzden kumsal olup güneşi içime dökerim. İşte ben hep böyle şarkılar söylerim. Nedendir bilinmez hep şarkılar dudaklarımda titrer. Gören beni üşüyor zanneder. Oysa ben bir uçurum kenarında olurum. Ve ben öylece aşka düşerim. Çam kokulu şarkılar söylerim. Yaşamak isterim ağaçların köküne tutunarak bayırlardan yukarı çıkarak. Çünkü bayırlar sırtıma benzer. Hep acıyı yük edindim bu zamana kadar. Şimdi dağların sırtında mor menekşe olmak isterim. Ormanların koynunda çam kokuları arasında hafiflemek isterim. Ben her kış ağustos böceği olmak isterim. Çünkü ben yazları içimi kime dökeyim. Her yerde kelebekler uçuşur. Benimse kolum kanadım kırılır. Çiçekler benim dünyamın yabancı cennetleridir. Oysa ben o saatlerde ateşler içinde yanarım. Bu yüzden daha çok cehenneme inanırım. Tanrı beni affetsin. Çünkü ben şarkılarla dua ederim. Ve her ne zaman şarkı söylesem arkamda saz ağlar, keman ağlar. Bense dili tutulmuş şarkıcılar gibi hep içime ağlarım. Ben yazları çiçekler içinde sahte cennetler yaşarım. Bu yüzden gerçek cennete inanırım. Ve ben Tanrı'dan gül değil, karanfil değil, ağustos böceklerinin bir orkestra gibi ritim tuttuğu bahçe isterim. Çünkü ben çimenler üstüne yatıp şarkılar söylemek isterim. Şarkılarım hep seni söyler Tanrı'm. Bu yüzden beni affet. Ben bir insana asla şarkı bestelemem. İnsan ki küçük tepeleri yarattım der, küçük bir yel esse altına eder. Hangi sabahı yaratmış ki, gün boyunca bir insana diz çökeyim. Ben sade sana şarkılar söylerim. Kavgamın türküsüsün sen Tanrım. Ben yeryüzünde, kış ortasında, tüm kapılardan kovulurum. Çünkü ben bir sanatçıyım. Şu dünyada estetik duyarlığa sahip olan kaç kişi var. Herkes sevgiden bahsediyor. Öküz de ineği sever. Ama öküz aşk şarkıları bilmez. Tanrım beni affet. Ben sana şarkılarla dua ederim. Şarkılarım bir çam ormanına benzer. Tanrı'm lütfen ormanlarımı ateşe verme. Dünyamı cehenneme çevirme. Ben her kış ağustos böceği olmak isterim. Ölmek için değil şarkı söylemek için bunu isterim. Hiçbir şarkıyı tamamlayamadım bugüne kadar. Beni affet. Tanrı'm lütfen en az bir şarkıyı bana ezberlet. Tanrı'm düştüğüm çukurlardan bir dağ yapıp çıkmamı bana öğret. Çünkü ben senin nazarında alçalmak değil, yükselmek isterim. Sana ağustos böceği gibi şarkılar söylemek isterim. Lütfen beni kapından geri çevirme.

Devamını Oku
Osman Demircan

Kalbim baharı yaşamak isterken tarifsiz
Sen damlarsın buz sarkıtlarından sevgili
Tüm gece buzsun ya da ateşsin bende
Seni anlatabilmek yürek ister ey sevgili


Devamını Oku