Dirinden illallah diyorsa her gün,
Çek eli ayağı yorma dünyayı.
Geçip gideceksin nasılsa bir gün
Tapulu arazin görme dünyayı.
Konulan kurala etme itiraz,
İncitmedi ayağımı yokuşlar,
Nedense inişte, düzde yoruldum.
Rakip olamadı koşarken kuşlar
Yürürken minimum hızda yoruldum.
Aynı minval üzre dönen halayı,
Tekrar geldim; Yozgat ile Sorgun’a
Havası değişmiş, suyu değişmiş.
Çamlık’ta çok ağaç dönmüş oduna,
Fidanların eni, boyu değişmiş.
Toprak evler oluvermiş çok katlı
Aşkın mevsimlerle ilgisi yoktur,
Baharda severiz, güzde severiz.
Ne de olsa sevmek sevilmek haktır
Fırsatı bulunca biz de severiz.
Dikkatini çeker bir kaşı kara
Çocukluğun bir düş, gençliğin hayal
Nen var nen yok kapıp kaçıyor zaman.
Yiğitsen bardağı elinden çek al,
Yılları su gibi içiyor zaman.
Takılırsın her tavıra, her lafa,
ZAMAN
Doğduğumdan beri şahidim ben de,
Bugünden yarına yürüyor zaman.
Takoz da yok durduracak fren de
Emredilen yere varıyor zaman.
Yüreğimde kopardığın fırtına,
Kırk yıl geçti diye, dindi zannetme.
Gönül hedef oldu taşın sertine
Kaçıp bir köşeye sindi zannetme.
Hiç de incitmedi taşların beni.
Çobana kalmayan üç günlük dünya
Sultana kalacak zannetme sakın.
Kaptanı kıyıya savuran derya
Korsana kalacak zannetme sakın.
Haram, helal malı yontan zımpara,
Koşar yardımına binlerce kişi,
Arabası yolda kalmaz zenginin.
Her makamda halledilir tüm işi
Dilekçesi elde kalmaz zenginin.
Kulak kabartılır her tür lafına,
Kayaların tepesine kurulmuş
Ayağını suya salmış Zonguldak.
Etrafı denizle dağla sarılmış,
Arada sıkışıp kalmış Zonguldak.
Farkettim; Çaycuman en güzel yerin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!