Anayı, babayı çoluk çocuğu
Korkutan en büyük öcüdür ölüm.
Açılmadan soldurur tomurcuğu,
Kara kıştan daha fecidir ölüm.
Koparırsan tatlı canı bedenden
Gah denizde, gah ırmakta, gah gölde
Şaşkın ördek gibi yüzer Mustafam.
Perişan haline acıma gel de
Ordu, Samsun, Bafra gezer Mustafam.
Gitmedi havası suyu hoşuna,
Ödemeye hazırım da borcumu
Zaman yeter mi orası muallak.
Hem haddimi bilirim hem harcımı,
Derman yeter mi orası muallak.
Hayrım hasenatım hep numunelik,
Madem atışmak istersin,
Çık meydana Muallim Bey…
Sesi gür şairim dersin,
Ak meydana Muallim Bey…
Sen yenersen bu çırağı,
Karlı kapkara bir Şubat gününde
Tanıştık Muhammed Ali Üstadım.
Gece saat dörtte, uyku anında,
Yıktı deprem on bir ili Üstadım.
Eşten dosttan alır almaz haberi
Kahraman “Maraş’tan bir haber geldi”
Dediler ki; şehri yıktı bu deprem.
Güzergâhı bölgedeki her ildi,
Bir deste eyleyip yaktı bu deprem.
“Maraş, Maraş derler bu nasıl Maraş”
Dinlerin, dillerin, taşların şehri,
Hoşgörünün yüksek eşiği Mardin.
Bulandırmak ister kimi bu nehri,
Lakin hep korumuş birliği Mardin.
Tarihi uzanır en eski çağa,
Bir ülkede ocakları batıran
Enflasyon isimli canavar vardı
Koltukta en fazla üç yıl oturan
Beş altı ortaklı iktidar vardı
Tamtakırdı para yoktu kasada
Uğurlasın Bağdat’tan Genç Osmanlar;
Şehitlerin bey’i Mehmet geliyor..
Karşılasın Ulubatlı Hasanlar;
Türk’ün gözbebeği Mehmet geliyor..
Dünya gördü tanıdı Mehmetçiği.
Kalmasın arada ufacık kuşku,
Düşüncem, görüşüm, nazarım sen ol…
İçimde kaynayıp kabaran coşku,
Yayılsın dört yana, yazarım sen ol…
Altın liraları, bakır kuruşu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!