Kırk yıl sonra hatırladım (!) bu yurdun
Bir de Samsun gibi şirin ili var.
Dersen niye bugün zahmet buyurdun,
Hakk'ın böyle nice tembel kulu var.
Gâh tutturur tarihçi gâh ıskalar,
Duygu yüklü, derli toplu, ölçülü
Söz çok “Samsun Şiir Akşamları”nda.
Şiirle, şarkıyla doyurduk gönlü
Az çok “Samsun Şiir Akşamları”nda.
Anıları bir ziyaret edersin.
İstanbul’dan yola çıktı bir vapur,
Umutla dümeni kırdı Samsun’a.
Hem onurlu, hem gururlu, hem vakur,
On dokuz Mayıs’ta vardı Samsun’a.
Yolunu şaşırmış binlerce çakal
Bana yeter sarı saçlı sonbahar
Yemyeşil baharı sana bıraktım.
Sen mutlu ol diye eyledim firar,
Gül gibi diyarı sana bıraktım.
Sabrımı sevdama eyledim katık,
Ta o gün aklımı başımdan alan,
Gözünden ziyade kaşındı sanki.
Kalp yurdu bildiğin ufak bir alan
Haline bakmadan kaşındı sanki.
Kolay aşk sazının telini tutmak,
Selametin, sabrın, suyun diyarı,
Hasbihale geldim haberin olsun.
Karşılarken şu günler ilkbaharı,
Dileğim bana da bir yerin olsun.
Toprakların besler bir memleketi,
Hayalleri katledince gerçekler
Teselli babında düşe sarıldım.
Soldu yüreğimden kopan çiçekler
Her mevsim umuda boşa sarıldım.
Barışa imkan yok, hakem taraflı
Gönlümün yükünü döktüm tellere
İnleye inleye saz heder oldu
İnsaf eyle diyemedim ellere
Bam bastı feryadı, tiz heder oldu.
Hem sağında engel var hem solunda,
Herkes uçuyor seçimde,
Bir de ben uçayım dedim.
Şöyle böyle bir biçimde,
Koltuğa geçeyim dedim.
Sanmayın beni divane
Yaşadıkça; insan denen varlığın
Hemcinsini sattığına şahidim…
On kuruşla başlayan pazarlığın
Beş kuruşa bittiğine şahidim…
Mutludur: satışa karar verince




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!