Orhan Tuncay Şiirleri - Şair Orhan Tuncay

Orhan Tuncay

Serin bir serzenişidir bu, sonbaharın
Esintisi mi solan rengin yakarışların?
Belki bir kucaklaşma yaşamla güz yelinde
Asıl olan hüznüyse de gelecek akşamların

Dünle hesaplaşsak da soğuk sonbaharda

Devamını Oku
Orhan Tuncay

Ne sen beni anladın, ne dinledim ben seni
Yoğruldu dram oldu, oynanan bu komedi
Söküp atmak imkansız bağırdaki hançeri
Çöle gömdük sevgimizi susuzlukta yanarken

Ne gözlerde fer vardı, ne gönülde sıcaklık

Devamını Oku
Orhan Tuncay

Yüzün gölgelendi
Sessizlik indi suya
Coşkular ertelendi
Martılar küstü koya

Hüzünler eskidendi

Devamını Oku
Orhan Tuncay

1952 numaralı koğuşta sürdüğüm Şevrole mi?
Eski püskü müydü, bana mı öyle geldi?
Çağın en iyisi dediler annem babam
Bilmem belki de artık klasik bir modeldi.

Papyonumu bağlarken, hocam kalk ayağa dedi,

Devamını Oku
Orhan Tuncay

Masaya uzun kaşıkla oturdum
Şeytan karşıda kısaldı
Kaşığı çorbaya uzattım
Hay şeytan kaşık elimde kaldı
Elini ver çekişelim dedim
Elimi çekti benden aldı

Devamını Oku
Orhan Tuncay


Omzuma yaslandığında, sen, sen değilsin
Dudağım dudağına değdiğinde benimsin
Ne bir unvan ne bir melek ne de şeytansın
İşte tam da o an yalnızca benim sevgilimsin

Devamını Oku
Orhan Tuncay

Yaşanmışlığım vardı sevginin baharında
Arınmışlığım gözlerinin pınarında
Kırılmışlığım öfkenin dalgalarında
Erimişliğim aşk ateşinde, kucağında

Sensizliğim vardı senin her uzağında

Devamını Oku
Orhan Tuncay

Tam burada duruyoruz
Dünyanın ortasında
İnsanlık mezarında

Tam burada duruyoruz
Ayaklarımızı kan denizi yalıyor

Devamını Oku
Orhan Tuncay

Ben, yapraklardan süzülen gözyaşı
Sen, verimli topraklarda sürülen ten
Bin bir çiçek açar nemli topraklar
Gözyaşı dökülüp de toprak olurken

Devamını Oku
Orhan Tuncay

Bir fahişe bakar uzaklardan
Kaçar tuzaklardan
Aires sokağında bir kapı çarpar
Daha güneş batmadan

Bir kabadayı av peşinde

Devamını Oku