şeref gibi, gurur gibi din gibi
Yüreğime sinen sizler misiniz?
Gözlerimde bin asırlık kin gibi,
Alev alev yanan sizler misiniz?
Çalan siz misiniz bengü sazlarla?
Düşünce bahçesinde,
İki bin beş yüz yıl önce,
Bir mağara anlatmış,
Eflatun, pek çok gence.
İnsanlar bağlanmışlar,
Yağmur yağsa ince ince
Hep yürüsek, hep yürüsek!
Olsak bir aksak karınca
Hep yürüsek, hep yürüsek!
Kınalı yollar boyunca
Sevdanın tılsımlı sarnıçlarında,
Daha gürül gürül aşk içmeliyiz!
Karlı tepelerde, dağ burçlarında,
Her gün doğuşunda sevişmeliyiz!
Gür ormanlar bize sırdaş olmalı;
Anla artık beni, artık duy beni,
Tanır bülbülünü gül ötüşünden,
Süre süre saf şiirden gölgeni,
Çağlar sonra geldim işte peşinden...
Kızlar pınarına bir kar yağardı,
Senin için dağlar aştım, çöllerde kaldım!
Özgürlüğün türküsünü ben senden aldım!
Dalgalan sen, dalgalan sen, nazlı bayrağım!
Solma sakın, al rengine kan veririm ben!
Hasretini bekleyenler yolda kalmasın,
Her gün dirilirim, her gün ölürüm;
De ki hayalmişim, düşmüşüm işte...
Sende bir sızı var, ben de bilirim
Gizli sırlarını deşmişim işte...
Yapmak benim işim, yıkım senindir
Denizde damla mı? Dalga mısın sen?
Aklın beynin yok mu? Gölge misin sen?
Bir kendini bilmez bilge misin sen?
Kendini bilmeyen kul neye yarar?
Nedir bu kıyafet çölde misin sen?
Yer sarsıldı, Gölcük’te
Su çalkandı, kükredi.
Ölenler öldü gitti,
Sağ kalanlar titredi.
Komşusu toprak olan,
İyi karıncalar gibi iyi insanlar
Biçimleri görünüşleri bizim gibi
Kulaklarına mısralar sığmaz yalnızca
İnce işlerine aklımız ermez
Gezerler tenimizde uygun adımlarıyla
Ölürüz de kirpiklerimizi omuzlayıp götürürler
Seyfi Kadeşim,
Sen doğuştan şairsin. Aman kendini harcama. Berceste mısralar senin kaleminde..
Mahir Ünlü