Ölümsüz aşkların sırrına erdim
Parlayıp parlayıp söndüm dün gece...
Yüklü bulut gibi boşalıverdim
Gökyüzü ağlıyor sandım dün gece...
Şimşek değil, çakan bendim dün gece!
İZCİLER ŞİİRİ
Yaktılar şu dağda, bir kamp ateşi,
Yaylalardan gelip geçti izciler…
Eğilip buz gibi, şu pınarlardan,
sana inat öleceğim
sana inat senibn güzelliğine
ve lale bayramından güllere
ve yasanmamış hayallere inat...
senin en arzulu, en guzel cağına inat
kahkahalar atarak öleceğim
El çek tabip el çek, derin yaramdan
Sürdüğün merhemler tuz geldi bana...
Namertler hançeri vurdu sırtımdan
Yediğim darbeler az geldi bana...
Fakir oldum, dostlarımı güldürdüm
DAĞLARCA
Dedim, “Nasıl tutulur, bu gümüşlü dizeler? ”
“Seslerden örülmüş ağlarca.” dedi.
Dedim, “İyi insanlara rastladığın oldu mu? ”
“Okullar dolusu, köylerce…” dedi.
Zümrüt bir bahçe gördüm.
Altın sarı çiçekler…
Bahçıvana dedim ki:
“Çelenk mi olacaklar? ”
“Rengi kadar güzeldir,”
Bizim ile acı kahve içenler
Dostluğu yabana atmış eyvallah
İnsana parayla değer biçenler
Bizi üç kuruşa satmış eyvallah
Sevdanın adını göğe çakmıştık
Gümüldür’de yıkandım,
İmbatla kurulandım.
Bir buruk rüya gibi
Kaplıcaları andım!
Denizli, Afyon, Dinar
Bin yıldan fazladır tarihte yeri,
Doğruluk yolunu tuttu ahiler.
Kutsaldı zanaat ve alın teri,
Dünyaya Türk malı sattı ahiler.
Yüz akı oldular, bin yıl vatanın!
Güçlü ardıç kökleri,
Çöllere meydan okur.
Koyu gölgelerinde
Doğa, yeşil şal dokur.
Bir orman mühendisi,
Seyfi Kadeşim,
Sen doğuştan şairsin. Aman kendini harcama. Berceste mısralar senin kaleminde..
Mahir Ünlü