Ey göğün gümüş sultanı, şafaktan habersiz ay,
Sırça köşküne kurul sen, zifiriyi bitmez say.
Sanırsın ki bu gök kubbe, dönen devran hep senin,
Oysa güneşten ödünçtür, ayak bastığın zemin.
Yirmi beş kış gökyüzünde, hüküm sürdü karanlık,
Geceye esir düşmüştü, uykudaki insanlık.
Sen ufuktan göz ayırma, sular usul bulanır,
Karanlığın bağrında bak, on gölge birden uyanır.
Rüzgâr tersine dönünce, gece yarıldığında,
O yalancı ihtişamın, erir gün ışığında.
Güneş ufku yırtıp doğar, vadiye taştığı an,
Anlarsın ki hükümsüzdür, geceye kurulan han.
Bak bulutlar dağılıyor, kızılca kıyametle,
Geceyi yırtan gölgeler, tükenmez bir gayretle.
Dört bir yanı sarmış iken, yaklaşan bu arbede,
Saklanacak yerin yoktur, bu ışıyan kubbede.
Kıyâma kalkan on gölge, birleşip dağ olacak,
Çaldığın bu aydınlıklar, zifiriyi boğacak.
Yirmi beş yıllık gecenin, perdesi kapandıkça,
Güneş yutar o kibrini, bu şafak şahlandıkça..
Kayıt Tarihi : 30.07.2026 12:38:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!