Doğarken unutulan özü
Daha gidilecek nere vardı
Sökülüp atılır
Kakılıp yakılır
Hasreti vuslata ısmarlayan başka
Kara kışı goncaya eriten kav başkaydı
Derler ki
Çocukta büyük ve ulu şefkatiyle saran Tanrı
Sil baştan kokusunun ağrılı sancılı zamanları
Nefergeden üzüme dönememiş bağın ekşiliği gibi
Önce su vereceğiz kendimize çocuk
Ve dökeceğiz tane tane
Ve daha kimleri
Kurtlanmış bir meyvenin dala tutunamadığı gibi
Derde ilaç elde arama
Öğüde boş karın doyurma
Pul ahire ahir pula fayda etmez
Onmaz yaralara naçar kalırsın da
Sen iyisi mi hiç dertlenme küçük kal çocuk
Büyüme soysuzu adam sanırsın
Sürenler hayvan
Sürgün insanadır
Bir daha aşık olamam sanırdım
Yine yeniden sürgün verdim
Yanına gelipte toprağına el süremez
Kırkını dünden geçtim
Yeni yurdum gecem gözlüm
Derdi yoklar yazılmaya geldim
Yüzüme umut ekmedikçe vurulmayacağım
Umut sürgünde...
Nasıl anlatayım
Yarım yanım eskide
Kalanım kalk yürü der durur
Öyle bir sırattır ki
Ne geriden asılanım
Ne ileriden çağıranım olur
Biliyorum beni duymuyorsun Ana ama
Aklım fikrim O'nda hala
Bazan kendi kendime diyorum
Hani çocukça hayaller kuruyorum
İncecik bileği vardı
En temel kural!...
Zamanın geçmişi suratına suratına çarpmaya başladığında
Uyanacakmışsın
Görmüyor musunuz?...
Yağmur çisil çisil yağmaya anılarla başlar
Göremediğiniz bilmediğiniz onların
Her yönü 'parası' doludur
Dershane harçlık parası
Su cereyan
Gaz parası
Telefon parası




-
Erhan Tığlı
Tüm YorumlarBen de Aydın Nazilli kökenliyim. Hemşeri sayılırız. Birbirimizin şiirlerin okur ve yorumlarsak iyi olur. Dost selamlar.