Kızılca kıyamet koptu gönlümde,
Bir başıma kaldığım gece.
Varlığım yük oldu kalbime,
Kurtulmak istedim bu yerden düşümde.
Kapı üstüne kapı araladım,
Oysa ki bir çift gözmüş kapadığım.
Toz pembe bir sahne,
Dekor falan filan da şahane,
Yalnız figüranlar karışmış bir birine,
Sahi başrolde olanlar nerede,
Ne zaman açıldı bu perde,
Nerede nerede...
Yaşamak ciddi manada zor bu ülkede,
Dün dost olan gün olur düşman olur size.
Masum bir çocuğun suçu ne,
Ya çocuğun annesinin çektiği çile,
Baba ile kol kola yürüyenler bugün nerede.
Sahi onlara neden bir şey olmadı bu süreçte,
Bir çınarın gölgesinde ,
Yürümek gökyüzüne ,
Kendini bulmak,
Umarsız hoyrat bir karıncanın mücadelesinde,
Miskin bir bedenin derinliğinde ,
Şu anda sen yatağında ne tarafa döndün acaba,
Şu an bulunduğun alemde neler görüyorsun,
Ram uykusunda,
Bir kabusun ortasında,
Benim kaç arşın uzağımda duruyorsun.
Nuh'un gemisinde olanlar gibi,
Aradım durdum hikmeti.
Zerre umudum kalmamıştı ki,
Açıldı birden bilinmezlerin şehri.
Ne tarafa gitmeli şimdi.
Okuduklarım da yazdıklarım gibi belli,
Dağlar denizler aşacak yaşta,
Bu ne durgunluk başta,
Hadi kalk gel düşmeden taşa,
Koşalım bağlar bahçeler aşarcasına,
Geride kalmasın dert tasa,
Zamanın da sevmeli sevilmeli ama,
Aygın baygın hali belli ki henüz yeni uyanmış,
Kahve gözleri kim bilir nereye dalmış.
Kapı eşiğinde yüzüne soğuk çarpmış,
Bundan olsa gerek o gül yüzü kızarmış.
Seneler geçmiş köhne karanlıkta kalmış,
Çocuk yaşta koynunda bir hayvan sarmış.
İsmail'in teslim olduğu bu yer,
Devrin karanlığına Güneşin doğduğu ilk yer.
Bu çölün ortasında açan çiçekler,
Yeryüzüne dağıldılar birer birer.
Derin bir sessizlik yankılanır içimde,
Ufuk, kızıl bir perde ateşler içinde,
Son nefes alındı dün gece.
Tam seksen küsür yıl önce,
Bir bebek ağlaması duyuldu yeryüzünde,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!