Zûlüm ayrım yapmıyor, öldürüyor canları Suluyor toprakları masumların kanları
Sanki dizi izliyor asrın müslümanları
Beterinde beteri yaşanır bölüm bölüm,
Uyanın!
Yetmedi mi, bunca kan, bunca zûlüm.?
Çaresiz bir derttir bu, kanayıp durur yaram
Garibin kapısını kimse çalmıyor usta.
Garipliğin üstüne türküler yakam duram
Kimse can-ı gönülden selâm salmıyor usta.
GECELER
Ne ağlama sesi, ne de kahkaha,
Ölüm kadar sessiz kara geceler...
Ne dost,ne arkadaş, ne bir akraba;
Gönlümde çaresiz yara geceler...
Gelin,kızlar gelmez olmuş tarlaya,
Orağı, dirgeni al da gidelim...
Gençler kaşık çalmaz olmuş herleye,
Geçmişe bir kapı bul da gidelim...
Hayat dalga dalga, gelgitler gibi,
Gelir sevindirir, giderken üzer...
Ölüm üstümüzde sarkıtlar gibi,
En son dem'e kadar, avını süzer...
Gönül dergâhında dinmez fırtına
Kalpte imân nûr'u bol olmayınca.
Nedâmet hırkası giyme sırtına
GENÇLİĞİM
Ağıt yakıp ağlanacak haldesin
Bir ayağı topal olan gençliğim.
Oyun bitti, sen hala mı ebesin?
Aranmaktan bi"hal olan gençliğim.
Geldim, gördüm düşümü
Uyandım bir rüyadan
Aldım garip başımı
Gider oldum dünyadan.
Yorgun düştüm çeke çeke derdini
Vazgeçtim vefası olmayan yârdan.
Ne kendimi aldım, ne de derdimi
Gayrı gidiyorum ben bu diyardan.
O yâr beni hep kenarda bıraktı
Uçan kuşlar yol gösterir doğru yönü bulana
Yol bitmiş olsada ne gam, kanatları olana...
Aç kanatlarını korkma, seni bekliyor gökler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!