Hayatlarımız yarım, muratlarımız yarım
Dünler bugüne hasret, bir muammâdır yarın.
Koparıp alır zaman, parça parça ömürden
Firavunlar vazgeçmez rahatından,
Ne diyeyim bilemedim oyy kuzum.
İnmiyorlar ot yiyenin sırtından;
Sende cennet sofrasında doy kuzum..
Yalnızlık yordu beni desem de inanmayın
Ben kendimle başbaşa kalmayı seviyorum.
Yazdan kalma bir gün mevsim sonbahar
Güller solmuş bülbüllerde matem var Tükenmek üzere düşen yapraklar
Son yaprak düşmeden yetiş ey Nebi! Baharlarınla gel!
Özledik seni.
Hayat bir pamuk ipliği,
Çileyi saran sarana.
Dünya bir günah çöplüğü,
Satılır, kıran kırana....
Mevlâ; "Kulum doğru ol" der,
Gönül penceresinde seni bekledim durdum
Pervazlarına konan güvercinlere sordum
Sevgine aç gönlümü, hasretinle doyurdum
Umudumu kesmedim, belki gelir diyerek
Zâlim zûlm'ünden vazgeçmez ebedî, fırsat bulsa,
Dünyada zûlüm kalır mı?
Eğik başlar doğrulsa...
Zâlime dünya hizmetkâr olsa bile ne çıkar,
Bir yetimin, bir mazlûmun ahı cihânı yakar...
Uçmasını öğrenemedi gönlüm,
Salsamda gitmiyor mutluluklara.
Böyle mahzun olmayı sevdi gönlüm
Alıştı huzurlu yalnızlıklara...
ŞİİR GİBİ: gülüyorsun delikanlı,
Hiç söylenmemiş mısralar var gülüşünde.
Sert bir kayanın üzerinde biten bir nevruz çiçeği,
Karları yarıp çıkan beyaz bir kardelen gibisin...
Bulutlu ve soğuk bir günde,
Bulutların arasından arada bir göz kırpan güneş kadar sıcacık...
Bir Eylül sabahında, yere düştü son yaprak
Hoşçakalın demeden bir kalem daha küstü.
Sevgiyle kucak açtı, hoşgeldin dedi toprak
Biliyorum çok yordu seni mezarın üstü.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!