Bir kalem sustuğunda, nidalar yarım kalır
Şiirler ağlamalı şairlerin ardından.
Bin asırlık hayaller, sevdalar yarım kalır
Şairler ağlamalı şairlerin ardından.
Karanlığa ışıktır düşmandır cehalete
Bir Eylül sabahında, yere düştü son yaprak
Hoşçakalın demeden bir kalem daha küstü.
Sevgiyle kucak açtı, hoşgeldin dedi toprak
Biliyorum çok yordu seni mezarın üstü.
Beni tanımayanı ben hiç kaale almam
Osman Gazi, Oğuzdan beriye sorun bizi.
Tek elimle yıkarım, elense çekip dalmam
Pehlivan kime denir töreye sorun bizi.
Bir yanlızlık ağacı diktim gönül bahçeme
Gözyaşımla suladım, hüzün açtı dalları
Hal dilim tercümandır ammâ küskün lehçeme
Kimse bilmez içimde kopan fırtınaları...
Bir kuş gibi yüreğim, kanatları kırılmış
Şöyle bir durdum bugün, düşündüm hâlimizi
"Dünya nasıl taşıyor" dedim, vebâlimizi.
Sığamadık dünyaya, kâinat dar geliyor
Müslümanca yaşamak mü mine ar geliyor.
Yine mart ayı geldi, üşüyor iliklerim
Keş dağından dönecek bir yolcuyu beklerim.
Hâlâ mı erimedi ey keş dağı karların?
Yazık sana sebebi, oldun bahadırların.
Ne insanlar gördük dünya yüzünde,
Kötülüğe sahte kimlik hazırlar.
Bir katre merhamet yoktur özünde,
Kuzuyu kesmeye önlük hazırlar...
Uzakta gibisin, yanıbaşımda
Ayrılık zamanı geldi mi yoksa.?
İçim ürperiyor her bakışında
Felek seni benden aldı mı yoksa.?
Nerde gözlerinde doğan yıldızlar
Uzakta gibisin, yanıbaşımda
Ayrılık zamanı geldi mi yoksa.?
İçim ürperiyor her bakışında
Felek seni benden aldı mı yoksa.?
Nerde gözlerinde doğan yıldızlar
Gönüle aşk düşen de dilin susası mı var
Dünyayı görmez gözü, akıl Hakk'a emanet
Âşığın yârdan gayrı derdi tasası mı var
Ömrü hüzzam olanın, vuslatıdır nihavent.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!