Nuri Gökhan Sonsel Şiirleri - Şair Nuri ...

Nuri Gökhan Sonsel

Dümeni bozulmuş, gemi gibiyim,
Sevdana kilitlenmiş, döndüremedim.
Bir alev var, şu an kalbimde,
Su döktüm, benzin sandı, söndüremedim.

Yalvardım allaha, çok çaresizdim,

Devamını Oku
Nuri Gökhan Sonsel

Fakat 1973 yılında, bu grupla da yol ayrımına gelirler ve koparlar.Aynı yılın ağustos ayında üçüncü evliliğini, ilerde Oğlu Emrah’ın annesi olacak Feride Balkan’la yapar.O sıralar Ersen’le çalışan Moğollar grubu yine bir anlaşamamazlık yüzünden 29 Eylül Cuma günü Ersen’in işine son verdikleri açıklarlar ve 29 Eylül 1972 Cumartesi günü CEM KARACA- MOĞOLLAR ismi altında birleşirler.Aralarına katılan Binali Selman’ın katılmasıyla renk kazanan bu grup, sözleri Emrah’a, müziği Cem Karaca’ya ait çok güzel bir beste olan “El çek tabib” le beraber çalışmanın ilk meyvesini oluşturur.Her geçen gün,müzikal olarak birbirlerine daha çok alışan Cem Karaca ve Moğollar, çalışmalarına son hızla devam ediyorlardı. Cem’in yeni bestesi “ Namus Belası “ plağı 1974 Ocak ayının son günlerinde piyasaya çıktı listelerde ilk haftalardan itibaren bir numaraya yerleşti,Azeri etkilenimli son derecede yakalayıcı melodisi ile ve 6/8 lik ritmiyle herkesin dilindeydi çok büyük başarılara imza atan bu grup, Cem’in eski arkadaşlarıyla yeni bir sözleşme yapmasıyla nihayet buldu ve CEM KARACA-DERVİŞAN topluluğu doğdu.Şubat 1975 de bu değişim sürecinin ilk olgun meyvesi olan “Tamirci çırağı” şık bir kapak tasarımıyla piyasaya çıktı.1979 başında Amerika Birleşik Devletlerine giden Karaca yurda döndükten kısa bir süre sonra eşi ve oğlunu da alarak İngiltere ve Almanya’ya gitti. Eşi Feride,de Cem’in başka bir kadınla ilişkisi olduğu şüphesi doğmuştu, oğlunu da yanına alarak Türkiye’ye döndü. Eylül ortalarında Türkiye’ye dönen Karaca, Uğur Dikmen’le beraber albümdeki parçaların altyapısını ve şan partisyonlarını kotaran Karaca, klavyelerin ve vokallerin kaydedilmesiyle beraber 1980 yılının başında Almanya’nın yolunu tuttu.Cem’in Almanya’ya gitmesinden bir kaç ay sonra Uğur Dikmen, dönemin ünlü müzisyenlerini bir araya toplayıp, kendi klavyesiyle Karaca’nın da sesinin bulunduğu bantlara diğer enstrümanları da kaydederek albümü piyasaya çıkardı. Davulda, Cezmi Başeğmez, Basta, Melik Yirmibir, Gitarda, Berk Yenal,Flütte, Levent Altındağ ve Sazda, Osman Bayşu’nun bulunduğu bu albüm,1980 yılının Temmuz ayında sadece Almanya’da “Hasret” adıyla plak ve kaset formatında yayınlandı. 12. Eylül.1980 darbesinde Cem çalışmaları sebebiyle Yurt dışında bulunuyordu 12 Eylül yönetimi Askeri Hizmetler Koordinasyon Başkanlığı aracılığı ile bir bildiri yayınladı Şanar Yurtatapan, Melike Demirağ, Sema Poyraz, Selda Bağcan ve Cem Karaca’ya yurda dönüp teslim olmalarını, aksi takdirde vatandaşlıktan çıkarılacaklarını ihtar etti.15 Temmuz 1981 tarihine kadar ülkeye dönmesi için süre tanınmıştı,suçsuzluğunu ispat etmeye çalışan Karaca’nın tüm gönderdiği savunma ve kanıtları ile Annesi Toto Karaca’nın çabaları hiçbir şekilde kabul görmeyince ve verilen tarihe kadar yurda dönmediğinden, Cem Karaca Türk vatandaşlığından çıkarıldı. Almanya’da çok sıkıntılı günler geçirdi, Yurt içinde kaset ve plakları da yasaklanmış ve eşinden de boşanmıştı. 1987 ‘nin yazında yedi senelik bir sürgünden sonra, Turgut Özal’ın desteğiyle yurda döndü onu sadece çok yakın arkadaşları ve akrabaları karşıladılar. Türkiye’ye döner dönmez, Avukatı Turgut Kazan’la beraber Fethiye Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurdu yapılan başarılı bir duruşmanın ardından aklanıp, Türk Vatandaşlığına kabul edildi.1987 sonbaharında Cem Karaca’nın dönüş albümü “Merhaba gençler ve her zaman genç kalanlar” piyasaya sürüldü ve büyük bir başarı elde etti.1990 senesinde uzun zamandır yapmadığı bir işi yaptı ve bir müzik yarışmasına iştirak ederek Altın Güvercin Şarkı Yarışmasında “Yahya,Yahya “ adlı bestesiyle birinci oldu.Aynı sene 12.albümü “yiyin Efendiler (Yağma Sofrası) piyasaya çıktı.1994 senesinden 1996 yılına kadar bir ulusal Tv.de proğram yaptı ve sahne çalışmalarını birlikte yürüttü ve bu arada da, İlkim Hanımla (soyadını şu an hatırlayamıyorum) yeni bir evlilik kurdu. 07.Şubat.2005 tarihinde ardında kalıcı eserler bırakarak hakkın rahmetine kavuştu ama…maalesef ki, o derin sessizliğin içinde kendisini rahat bırakmadılar ve DNA testi için mezarını açtırdılar.Şimdi sanıyorum ki ruhu dinlenmiş olarak engin maviliklerde yüzüyordur. Rahat uyu benim ilk gençlik dostum ve arkadaşım Muhtar Cem Karaca….

Devamını Oku
Nuri Gökhan Sonsel

-CENNET OLURDU DÜNYA-

Rüzgar bile yüzümü, okşayıp da severken,
Tükenmeyen arzular,bir bir sürüp giderken.
Mehtap ile yıldızlar,birbirine gülerken,
Sevmesini bilseydik, cennet olurdu dünya.

Devamını Oku
Nuri Gökhan Sonsel

Kendini, genç sanırdı,
Yaşı, sekseni geçmiş.
Gençlerle, boy ölçüşür,
Bilmez ki, işi bitmiş.

Ne macunlar, kullandı,

Devamını Oku
Nuri Gökhan Sonsel

Ben ne bir şarkıcıyım, nede oyuncu,
Ne ünlü sinemacı, nede futbolcu.
Ne bir sahtekarım, nede goygoycu,
Sevgimden başka şey, veremem sana.

Ne milletvekiliyim, nede bir bakan,

Devamını Oku
Nuri Gökhan Sonsel

Bugün biraz yorgunun, söndü bütün umutlar,
Yağmur yağacak gibi, sarmış kara bulutlar.
Neden güneş yok oldu, niçin bitmez geceler,
Kalbim susuz çöl gibi, sevgi yağmuru bekler.

Devamını Oku
Nuri Gökhan Sonsel

Bahar, idim, güze erdim,
Güzelliğe, gönül verdim.
Kötülüğe, yüz vermedim,
Neden dersen…bana kalsın.

Aşkı desen, çok kez tattım,

Devamını Oku
Nuri Gökhan Sonsel

Bağımsızlığını savaşarak kazanmış ve Cumhuriyet kurulduktan sonra, dur-durak bilmeden çalışıp,ülkesini her yönde kalkındırmaya çalışan bir ulusun geleceğini yapılandıran ilk kuşağın bir ferdi olarak, 5 Nisan 1945 de dünyaya geldi Muhtar Cem Karaca.
Cem’in ebeveyni, kendisi dünyaya geldiğinde, ünleri yurt çapında yaygınlaşmış olan, Cumhuriyet tarihinin önemli tiyatrocuları arasında sayılan Toto ve Mehmet Karaca çiftiydi ve bu çift, ilginç bir kültürel buluşmayı simgeliyordu. Toto Karacanın evlenmeden önceki ismi İrme Felek yan’dı ve ermeni kökenliydi Toto ismini ise, kendisine sahne ismi olarak seçmiş; bir Azeri Türk’ü olan Mehmet Karaca ile 1939 da evlenmişti.Bu güçlü iki kişilik,tam anlamıyla Anadolu kültürünü benimsemiş; kendilerini Türkiye’ye adamışlardı.Toto Karaca’nın o dönemlere ait bir anısını aktaralım: Atatürk, bir perdesini seyretmek üzere geldiği oyunu beğenip iki perdesini de seyretmiş, sonra da, Toto Karaca’yı yanına çağırıp “ çocuk senin adın ne? ” diye sormuş. Toto Karaca; Adım Toto,ama bu benim sahne ismim, asıl adım İrme yanıtını verince, o da nasıl isim demiş Atatürk. Efendim ben bir Türk Ermeni’siyim cevabını alınca, Atatürk Toto’nun başını okşamış ve “ o halde senin görevin, Türk tiyatroculuğunu ilerletenlerden biri olmaktır “ demiş.
Cem’in müzikle tanışması, teyzesi Roba Felek yan’ın piyanosundan çıkan nağmeleri ve küçük Cem’e piyanoda notaları öğretmesiyle olmuştur. 1950 lebe girerken, operet tarzı Türk tiyatrosundaki en parlak devrini yaşamakta olduğundan, Cem’in kulislerde geçirdiği saatler, müziğe olan ilgisini arttırmıştır.Robert Koleji’nde yatılı okurken, müzik zevki artıyor rock’n role üzerinde yoğunlaşan Cem, haftanın belirli saatlerinde yayınlanan günün popüler batı müziği parçaları programlarını takip etmekteydi. 1962 yılında bir gün arkadaşlarıyla Beyoğlu Spor Kulübüne çay içmeye giderler, kendi aralarında sohbet ederken, bir arkadaşı orada şarkı söyleyen gençlere “Cem’de güzel şarkı söyler “ der.Önce söylemek istemese de, ısrarlar üzerine,sahne alır ve bu onun ilk sahne deneyimi olur.Gençler neden beraber çalışmıyoruz bir grup kuralım derler ve Karaca’ların evinde provalara başlayan gençler günün popüler batı müziği parçalarından oluşan bir repertuar hazırlarlar provaları dinleyen İlham Gencer Cem’in sesinden oldukça etkilenir ve gruba desteğini esirgemez. O günlerin gözde konser mekanlarından Site sinema’sında İlham Gencer orkestrası eşliğinde sahne almaya devam ederler. Cem ve arkadaşları,1963’e doğru DİNAMİTLER adı altında çoğunlukla Elvis Presley ve diğer rock’n roll müzisyenlerine ait parçaları yorumlayan dinamit’lerin repertuarında “I Who Have Nothing”, King Creole”,What Did I Say gibi parçalar vardı. 1963 ‘ün sonbaharında Dinamit’lerin “patladığını” Karaca’nın CEM KARACA ve BEKLEDİKLERİNİZ adlı yeni bir grup kurduğunu görüyoruz.Bu çok uzun sürmez,Gökçen Kaynatan’la da bir müddet çalışan Cem, 1964 ‘ün sonlarında bir kaç arkadaşıyla beraber CEM KARACA-JAGUARLAR grubunu kurarlar ve 1965 senesi boyunca beraber çalışırlar.Aynı yıl Cem, Tiyatroya da merak sarmıştır ve (General Çöpçatan- Zoraki Diktatör vb.) oyunlarında Münir Özkul’la oynar.İlk evliliğini tiyatro sanatçısı Semra Özgür ile gerçekleştiren Karaca’nın askerlik vakti gelmiştir,1965’in kasım’ında gittiği, Antakya 121.Jandarma Er Eğitim Alayı’nda vatani görevini tamamlar.1967 şubatında CEM KARACA-APAŞLAR grubu kurulur,artık Anadolu Rock diye yeni bir akım başlamış ve parçalar tamamen öz müziğimiz ve sesimiz Türkçe parçalara dönmüştür.(Emrah-Ümit tarlaları- Suya giden allı gelin-Nasılda geçti) Plak yapılır plak satışlarından ve özellikle de,Anadolu Turnesinden biriktirdikleri 45.000 lira ile Avrupa’ya gitmeye karar verirler.Bazı sebeplerle işleri pek rast gitmez ve Almanya’da çok zor günler geçirirler.Bütün bunların üstüne, Karaca’nın 3 yıllık eşi Semra mektup yazarak Cem’den ayrılmak ister ve ayrılırlar.Çıktıkları küçük bir turnede hem Türk’lerden hem de Alman’lardan büyük ilgi görürler kendilerini toparlayarak İstanbul’a dönerler. Cem Karaca ve Apaşlar, yüksek müzik kaliteleriyle 1968’in ikinci yarısında şöhreti yakalarlar.“Resimdeki gözyaşları “parçaları büyük bir hit olur ve çıktığından bir sene kadar sonra da 600.000 kopyanın üstünde satarak Türk Pop’unun ilk mega –hit’lerinden biri olur.1968’de Meriç Başaran ile ikinci evliliğini yapar.1970 yılının başında bazı olaylar sebebiyle Apaşlarla ipler tamamen kopar ve yollarını ayırırlar.Yıl 1971 bu defa CEM KARACA- KARDAŞLAR topluluğu kurulur, 1972 senesinin büyük bir kısmını konserlerle geçiren Cem Karaca ve Kardaş’ların bu yılki repertuarları (kirpiklerin ok, ok eyle- Zeyno-Mehmet’e ağıt-Muhtar-Oy gülüm oy-Üryan geldim-Kara yılan-Askoros deresi-Emmioğlu-Kara sevda-La, la ley ve Dadaloğlu) türküleri etrafında dönüyordu.

Devamını Oku
Nuri Gökhan Sonsel

Yaşım atmıştan sonra, tek basamaklı,
İçimde binlerce sevdalar saklı.
Desinler bu şair, herkesten farklı,
Sevdalar tükenmez, kırkından sonra.

Kim demiş ki erir, söner hayaller,

Devamını Oku
Nuri Gökhan Sonsel

Gülen gözlerinde, bir ışıltı hissettim,
Yoksa…bana mı öyle geldi?
Yok… kızım, sen bal aşıksın,
Bizi değil, sen kendini aldatıyorsun.

Tanımak isterdim, bu bahtiyar erkeği,

Devamını Oku