Yayını ger, erdem vursun faş etsin
Eğme boyun, çağır er meydanına
Soysuz gelmez ise sana kaş etsin
Besmele ile gir şer meydanına
Tuğ diker gibi geçer, dik dağların önünden
Ovalara bağlara fermân olur, o, bir gün
Dört nala nâra atıp şaha kalkan yüzünden
Her Türk'ün simâsına dermân olur,o, bir gün
Gecelerden şu,en uzun gecenin
Derin karanlığa bakışı başka
Öyle bir bakış ki, ağ bulutların
Mor perçemli dağa çöküşü başka
Kalabalık meskenlerin bilirim vefâsı yoktu
Bir safa bahşedelim gel dedim, yüzüme hor baktı
El amân ! Bu şehir içre dönüp dönüp âh ederken
Kim bilir,dil hayrına ne suâller,boynunu büktü
Seherin şafağı atıyor derken
Günü sevmenin bir yolunu buldum
Bana diş bileyen hüznü örterken
Harabe sinemin kolunu buldum
Ben bilmezem, nedendir inat etti bu karanlık
Hâlbuki hayâllerin içine düşen düş idim
Bâzı düşüm düşerken kanat etti bu karanlık
Deryâyı çırpışıyla boşlukta uçan kuş idim
...Baharı koklayarak uçmalıyım bir dem dedim
Dedim ;
Alp-Batur'um bak dinle ! Koş,uç Kızıl Elma'ya !
Kutlu ülkede, kutlu tapu gibi diridir
Kızıl Elma ; Hazar'a,Seyhun,Seyhan,Tuna'ya
Bengi taylarla koşup, kurulan taş köprüdür
Azmi sefer edip,gelmiştim sana
Kahıra gelmedim , ben vâh değildim
Bağbanım ol dedim,düştüm bağına
Gülzâr dikeninde eyvah değildim
Sen hilâl dilim ! Ben,seni bilirim
Soğuk sular gibi her yalnızlığım
'Bir dem gelir gamın deryâsı coşar'
Ya haylazlığım ya da aymazlığım
Göklerin fevkinden açarken ziyâ
Atsız, Türk diyârı gezilmez oğul
Kan ile çizilmiş ,hele sınırlar,
Cetvelle pergelle çizilmez oğul !




-
Hasan Sancak
Tüm YorumlarHOCAM SİTEMİZ KAYIP OLDU...