Türklüğüyle övünen yetkin bilim insanı,
Türkçeden üstün görmez hiçbir dili, lisanı.
Oktay Sinanoğlu’nda ırkçılık yoktur elbet,
Mustafa Kemal gibi Türk’tür ağır basanı.
Türkçemizin aşığı, bilimin ışığıdır,
Öğretmene söven, vuran kahrolsun,
Öğretmene kalkan eller kırılsın.
Onu ezen, onu kıran kahrolsun,
Ona zulmedene hesap sorulsun.
Aydınlatmak için yanıyor onlar,
Katakulli yapmasını,
Bilen varmış şaşırmadık.
Haram makam kapmasını,
Bulan varmış şaşırmadık.
Hak çiğnerken her şey iyi,
Olanlardan ders almazsan azizim,
Aklın ile alay eden haklıdır.
Kurt çobansa sen bilmezsen azizim,
Koyun sayıp seni güden haklıdır.
Paradigma, süreç gözünü boyar,
Gerçeğin peşinde koşarak yazdık,
Vurulduk ey halkım unutma bizi.
Bilimin yoluna düşerek yazdık,
Vurulduk ey halkım unutma bizi.
Baskılar boyları aştı yılmadık,
Eğilmeden yürümeye,
Yol ararken geçti ömrüm.
Kirlerimden arımaya,
Sel ararken geçti ömrüm.
Zalimlere taşlar atan,
İnsan aklı kalır naçar, unutmaya kapı açar,
Bilinenler bir bir kaçar, anıları kurutmayın,
Onlar sizi unutsa da, siz onları unutmayın.
Bilinç bazen kalır yalın, bakışlardan esin alın,
Unutana bellek olun, eşya ile bir tutmayın,
Gazeteci doğandı, hep öyle de yaşadı,
Her zaman bir muhabir, yazardı Orhan Erinç.
Meslekte her görevi onuruyla taşıdı,
Yalnızca namussuzu üzerdi Orhan Erinç.
İyi gazetelerin onurla başındaydı,
Köylünün, işçinin, boşta gezenin,
Çalışan kızların halini yazdı.
Kanlı Topraklarda insan ezenin,
Haramla karışmış malını yazdı.
Avare Yılları, Baba Evini,
Bilime hizmet eden, bilgi için gezendi,
Doğaya gönül veren âşıktı Orhan Kural.
Gördüğünü anlatan, bildiğini yazandı,
Çevreyi aydınlatan ışıktı Orhan Kural.
Hayvanları sevendi, yeşili koruyandı,




-
Nevzat Dağlı
Tüm YorumlarAnadolu'nun ova köylerinde sobalarda, tandırlarda çoğunlukla kesmik (saman) yakılır. Toprak damlı evlerin bacalarından yükselen dumanların görünüşü ve kokusu, köylerimizin yaşayan yönünü uzaklardan duyumsamamızı sağlayan işaret fişekleri gibidir.
Anadolu'da bir izdir, bir sıcaklıktır saman dum ...