Zemherinin koynunda açan zehirli çiçek
Ruhumun mahzeninde yankılanan son nida
Gözbebeklerime batan o kırık cam parçası
Ufuk çizgisine inen kurşuni perde misin
Zamanın kum saatinde eriyen sinsi zehir
Gecenin zifiri rahminde saklı gizli yara
Hafızamın tavanından sarkan kara duman
Çıkmaz sokaklarda kalan ayak izi misin
Aynaların sırrı döküldü yorgun yüzüme
Rüzgarın uğultusu dağlarken hep bağrımı
Hançer yarası gibi saplı durur hasretin
Toprağın derinliğinde sönen vuslat mısın
Yıldızların söndüğü o ıssız gök kubbede
Suskunluğun diliyle inleyen kör kuyu musun
Adımlarım takılırken isli kaldırımlara
Ruhumu çarmıha geren o ağır yük müsün
Körpe fidanları kurutan o amansız rüzgar
Avuçlarımda biriken kanlı tuz tanesi misin
Gökyüzünün yırtılan siyah pelerininden sarkan
Ruhumu dipsiz kuyulara çeken çile misin
Bütün yolların vardığı o yasaklı mabedim
Kapanmayan yaralarımın üstüne basılan tuz
Adının harfleriyle kazınan mezar taşım
Ecelin elinden kaçan son sığınak mısın
Kayıt Tarihi : 28.08.2026 15:59:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!