Nefhâ-i Hû Şiiri - Muharrem Cihan Akçeşme

Muharrem Cihan Akçeşme
7

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Nefhâ-i Hû

Dinle neyden hikâyet,
Kamışlıktan kopanda;
Ayrılıktan şikâyet...
Yalan değil, kıyamet.

Bir kuru kamış idim,
Köküm ile tutundum,
Aslım nedir, unuttum;
Hamdım, estağfurullah.

Neyzen, geldi ıraktan,
Kopardı kamışlıktan.
Buğz eyledim neyzene:
“Ne istersin şu daldan?”

Kim kökünden uzaktır,
Sürer kendi hükmünü.
Şu Neyzen’in ettiği
Zuldür, estağfurullah.

Dedi: “Aslın Hüdâ’dır,
Madem Hüdâ Ehad’dır.
Âlem ayan, murattır.”
Sustum, elhamdülillâh.

Dokuz mevsim yol gittim,
Yedi sene demlendim.
Seyr-ü sülûk eyledim;
Piştim, elhamdülillâh.

Kırk yıl nârın harladı,
Nârla bağrım dağladı.
Neyzen’in nefesinde
Yandım, elhamdülillâh.

Neyzen ruhun üfledi,
Lodos etti poyrazı.
Hüseynî makamında
Estim, elhamdülillâh.

Hû nefesin giyindim,
Hüdâ deyu inledim.
Sırrı âyan eyledim;
Doğdum, elhamdülillâh.

Muharrem Cihan Akçeşme
Kayıt Tarihi : 21.06.2026 16:02:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Bir gün bir yerlerde o derinden gelen Ney sesini duyduğunuzda, aslında sadece bir enstrümanın tınısını duymuş olmazsınız aslında, uzun ve meşakkatli bir yolculuğun hikayesini dinlersiniz. Kamışlıkta rüzgarla salınan bir kamışın, insan ruhunun en derin köşelerine dokunan bir "Ney"e dönüşmesi, insanın kendi olgunlaşma serüveninin de aynası gibidir aslında. İşte, topraktan kopup nefesle can bulan o sarı kamışın yolculuğu... Her şey, uçsuz bucaksız, yeşil bir kamışlıkta başlar. Kamış, kökleriyle toprağa, suyuyla hayata bağlıdır. Ancak ney ustası kamışlığa gelir ve gözüne kestirdiği, boğumları en uygun, en kusursuz kamışı seçer aslında Usta ile O kamış buluşur demek daha doğru belki de ve dokuz boğumla keser kamışı aynı insanın 9 aylıkken doğması gibi... Yurdundan, köklerinden ve o alıştığı dünyasından koparılır kamış. Mevlana’nın da Mesnevi'sine başlarken söylediği gibi, neyin tüm o feryadı, işte bu kamışlıktan koparılışın, ayrı düşmenin remzidir, öyle ki o binlerce kamışın içinde Ney olabilecek istidatta ya bir ya iki kamış çıkar.. Ney olacak kamış kamışlıkta tüm kamışların arasındadır ama her kamıştan da Ney olmaz, çoğu sadece yaşar gider... Kesilen kamış hemen Ney olmaz. İçindeki su ve lifleri ile doludur ve hamdır henüz. Olgunlaşması, kamışlığından ölmesi kolay değildir vakit, sabır ve güneş gerekir. Aylarca, bazen yıllarca gölgede ve güneşte bekletilir. Bu bekleyiş sırasında yavaş yavaş sararır, kamış kurur. Kamışlığından ölen kamışın Ney olarak doğması yakındır artık... Sonra kamışın içi, oyulur. Neyin ses verebilmesi için içinin tamamen boş, pürüzsüz ve engelsiz olması gerekir. İçi "benlik" dolu olandan da hoş ses çıkamayacağı gibi, içi dolu kamıştan da çıkmaz elbet. Kamışın içi, geleneksel yöntemle kızgın demir ile dağlanır ve yakılarak boşaltılır. Boşaltılır ki, Neyzen'in nefesinin önüne geçmesin. İçi boşaltılan kamışın gövdesine, Yedi delik açılır altısı üstte biri altta, aynı insan gibi yüzündeki yedi delikten altısı üstte ve biri altta... Altta olan delik ya yarım açılır ya da hiç açılmaz ki hakikat iyice piştiğinde oradan kendi taşsın... o da insan gibi … o alttaki delik çok sık açıldığında bir ses çıkar elbet ama o ses lafzolur sadece... tüm bu işler bittiğinde Ney olmuştur artık ancak o hala sessizdir, hala bir eşyadır. Ta ki ilim sahibi neyzen onu eline alıp, üfleyene kadar... Neyden çıkan ses aslında Neyzen'den yıllarca edinilmiş pişmiş olmuş o ilmin nefes ile, kamışın her perdesinden geçerken farklı bir güzelliğin dışarı çıkmasıdır aslında... Bu şiir kamışın o meşakkatli yolculuğunu anlatır.

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!