1977 Aralık'ında Üsküdar'da doğdum. Bir kızım var.
İnsanın dilinden dökülen söz ile varlığın aslı arasındaki o uçurumu çocukluğumdan beri sezerim. Örneğin; ağaç "ben ağacım" diye bağırmaz; yalnızca var oluşuyla söyler ağaçlığını. Suyun, yıldızların, her şeyin böyle sessiz bir lisanla kendini anlattığını hissettim ve dinlemeye başladım o lisanı öğrenmeye gayret ettim. En çok da insanı ve aklı. Aklın, etten kemikten bir bedende nasıl taht kurduğunu merak ettim.
Çocukken denizde boğulmaktan döndüğüm bir gün, uzun süre konuşamadım; ardından ...
Ey gönül, bana aşkı anlat, dedi âşık
Ey âşık, dinle o hâlde, dedi gönül
Yağmur olur aşk şu semâda
Taşkındır aşk; nehir olur, arza yağar
Gök kubbeyi aşkın gördüm
Yağmurunu taşkın gördüm
Güllerini gülşen buldum
Bahçesinde bülbül oldum
Goncasının aşkı ile
Hattat oğul verecek deyu.
Bir arı gül yaprağın dokunur.
Özün alır, bal mumu yoğurur.
Sanma o mumla karnın doyurur.
Meşakkatli bir yola koyulur.
Gül, kelâmı arıda mayalar.
Küçük görme sakın dalı
Sana dal görünen serçeye uzanmış Hakk'ın eli
Gözünün gördüğü her nesne yârin nûru
Ezelden taşanın ebedî seli
Hakça bak nesneye ki Rahman senden utanmasın
Rüzgârın lisânıyla, nefesinle söyle beni
Kelebeğe kozada hangi sırrı dedi isen
Gönlüme fısılda, o sırra, sırdaş eyle beni
Esen yel ne der ise aslın ben de işitem
Göğümdeki sultana sırrın ile vardır beni




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!