1977 Aralık'ında Üsküdar'da doğdum. Bir kızım var.
İnsanın dilinden dökülen söz ile varlığın aslı arasındaki o uçurumu çocukluğumdan beri sezerim. Örneğin; ağaç "ben ağacım" diye bağırmaz; yalnızca var oluşuyla söyler ağaçlığını. Suyun, yıldızların, her şeyin böyle sessiz bir lisanla kendini anlattığını hissettim ve dinlemeye başladım o lisanı öğrenmeye gayret ettim. En çok da insanı ve aklı. Aklın, etten kemikten bir bedende nasıl taht kurduğunu merak ettim.
Çocukken denizde boğulmaktan döndüğüm bir gün, uzun süre konuşamadım; ardından yıllarca ağır bir kekemelikle yaşadım. O günden beri bedeni çözülmeyi bekleyen bir sır gibi görürüm: farkına varmadan taşıyan, farkına varınca batıran bu şey nedir?
Düşünmek ile başlayan arayışım, yıllar içinde kendince bir yön kazandı. Anladım ki varlık bize bir hükmü dayatmıyor; mânâyı arayan, ondan kendi niyetince bir pay çıkaran, insanın kendisi.
Yazmak benim için oturup da verilmiş bir karar değil, nasıl ki tohumda gizli olan ağacın kabuğunu çatlatıp taşması gibi belki bir taşma olabilir. Bu yüzden satırlarımı bir öğreti olarak değil, yalnızca "acaba bir de buradan bakılabilir mi?" diye sorabilmeye vesile olacak birer hisseediş tohumu olması niyetiyle paylaşıyorum. Çünkü ne bildiklerimizin mutlak sahibiyiz, ne de bildiğimizi sandıklarımız hakikatin ta kendisidir.
Bana yolculuğumda eşlik eden herkese, başta aileme ve kızıma ve hayat boyu karşıma çıkan herkese, her şeye ve zorluklara şükür, kolaylıklara minnetle...
özgürlüğüne uçan bir kuşun. Anlamın
düğüm olduğu zamanlar. Bütün yaraları
denedim. Ağzımda kan tadı. Saklanacak
o su kıyısı uzakta. Dağıldım
yaşlandığım yol için. Hangi çağa gittiysem




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!