Issız bir koyda Kıyıya vuran çör çöp arasında Islak, solmuş bir kırmızı gül Uzanıp aldı.. Yüzmekte olan bir kadın. Ağır ve yavaş yürüyüşle çıktı Oturdu kumsala.. Evirdi çevirdi, başladı ağlamaya. Issızlık mı vurdu İyot mu dokundu Yoksa izleri derin olan bir konu mu? Sesiz çığlıklar haykırışta.. Belli ki yarası ağır. Ayıptı ilgi.. öyle bilir bizim nesil. Oracığı terkedip gittim. Akşam yemeği dalgınlığında Önümden geçen harikulade bir kadın Derin dekolte ve uzun yırtmaçlı Neon ışıkları altında o kadar çekici Dikkat kesildim koydaki kadın.. Gözlerim keskin dizlerim dermansız Bir düşünce bin haz ile yakınındayım. Bir kadeh kırmızı şarabın gölgesinde Uzun parmaklı beyaz tenli zarif.. Kahrolmuş bir insan ezgisiyle Bu kadına gül soldurtan adama Binbir sövgüyle çekip gittim. efes//35..2010 / Marmaris
Sevmek zamanı sıkmışın kemerini, boyun bağını ve canını darboğazlar aşılırdı stresi adres seçmeseydin ayakların oyun kuramıyor adımların şaşırmakta aklın fikrin derviş misali de derviş öleli çok oldu Sevmek zamanı sustur şu iti havlaya havlaya kriz geçirecek ya damrı ya beyni patlayacak nabız yükselecek sen şey başımıydın can cana acımasız davranırken sahi Mevlana ne yapıyordu Şems boğazlanırken kuyudan su çekilmiyormuydu Yusuf inlerken Sevmek zamanı yahu yürek vicdan dil insaf ruh hasret çekerken neden niçin Karcoğlan çarık eskitti ki masumca iyi de Koca Yunus boş mu.. aşk aşk diye inlerken dil yaresi yürek yaresine yenilirmi maç bir bir iken yoo..deli deliye sopan nerede diye sorduğunda cevap ben hiç sevmedim ki..ölü doğmuşum anda Sevmek zamanı güneş ay yıldızlar dış kapının mandalına değdiğinde içerden bir ses kimdir o divane dağdan mı geldi yok be anacığım sözüm ona hayvanın biriyim dedi Sevmek zamanı, sahi ya tüm bunlar o mevsimde mi doğar büyür gelişir sonrada netleşir belkide yaşanır efes//35...3 haziran
Issız bir koyda
Kıyıya vuran çör çöp arasında
Islak, solmuş bir kırmızı gül
Uzanıp aldı..
Yüzmekte olan bir kadın.
Ağır ve yavaş yürüyüşle çıktı
Oturdu kumsala..
Evirdi çevirdi, başladı ağlamaya.
Issızlık mı vurdu
İyot mu dokundu
Yoksa izleri derin olan bir konu mu?
Sesiz çığlıklar haykırışta..
Belli ki yarası ağır.
Ayıptı ilgi.. öyle bilir bizim nesil.
Oracığı terkedip gittim.
Akşam yemeği dalgınlığında
Önümden geçen harikulade bir kadın
Derin dekolte ve uzun yırtmaçlı
Neon ışıkları altında o kadar çekici
Dikkat kesildim koydaki kadın..
Gözlerim keskin dizlerim dermansız
Bir düşünce bin haz ile yakınındayım.
Bir kadeh kırmızı şarabın gölgesinde
Uzun parmaklı beyaz tenli zarif..
Kahrolmuş bir insan ezgisiyle
Bu kadına gül soldurtan adama
Binbir sövgüyle çekip gittim.
efes//35..2010 / Marmaris
gözleri kapalıysa mutlak burnu devrededir, tüm çocuk raporlarını yazabilir.
ey dünyayı ben yarattım diyen // dünya zaten vardı // ezelden ebede // hep döngüde // akıllı olmak yerine // ruhçiçeğini izle.
Yeni dünya yı bilmek Nagazaki sokaklarına çiçek ekmektir.
ŞU AN MAVAL dinliyorum..
Sevmek zamanı
sıkmışın kemerini, boyun bağını ve canını
darboğazlar aşılırdı stresi adres seçmeseydin
ayakların oyun kuramıyor adımların şaşırmakta
aklın fikrin derviş misali de derviş öleli çok oldu
Sevmek zamanı
sustur şu iti havlaya havlaya kriz geçirecek
ya damrı ya beyni patlayacak nabız yükselecek
sen şey başımıydın can cana acımasız davranırken
sahi Mevlana ne yapıyordu Şems boğazlanırken
kuyudan su çekilmiyormuydu Yusuf inlerken
Sevmek zamanı
yahu yürek vicdan dil insaf ruh hasret çekerken
neden niçin Karcoğlan çarık eskitti ki masumca
iyi de Koca Yunus boş mu.. aşk aşk diye inlerken
dil yaresi yürek yaresine yenilirmi maç bir bir iken
yoo..deli deliye sopan nerede diye sorduğunda
cevap ben hiç sevmedim ki..ölü doğmuşum anda
Sevmek zamanı
güneş ay yıldızlar dış kapının mandalına değdiğinde
içerden bir ses kimdir o divane dağdan mı geldi
yok be anacığım sözüm ona hayvanın biriyim dedi
Sevmek zamanı, sahi ya tüm bunlar o mevsimde mi
doğar büyür gelişir sonrada netleşir belkide yaşanır
efes//35...3 haziran
AHANDA ; uçuyor bir yıldız maviliğin orta yerinde. Koş tut dalgalar boğacak az sonra gönderecek şey cennetine ışık diye.
O mu asla..olamaz; o saygın ve asil bir orta çağ düşesidir.
DUR dinle, bak nasılda atıyor; ruhun serseri düşleri kendini maviliğe..
SONRA dedim ki...!
aşk mutlaktır.. algın hislerle yansın hislerle olursa.
Dedi ki.. aşk yenir mi içilir mi, yoksa kendinden geçilir mi.
Evet aşk kendinden geçilir boyuta gelince aşktır dedim.
bilmem ki...ben;
' artık yeşerecek bir dalımda yok..yağmurlar yağsada hoş yağmasa da ay dost '