temmuz sıcağında kan ter içinde yorgunluktan ağır aksak ilerliyor yelkenlerin rüzgarda çıkardığı gıcırtıdan başka ses duyulmuyordu..
demek hala antik çağdan kalma korsanlar var aradan geçen bunca zamana karşın artık bütün yollar roma ya çıkmasa da bir menzile varıyordu hemde coşkunca efes//35
her ses her aldığın ilk nefes ise gözlerinden ruhuna ruhundan yüreğine yüreğinden çiçek tarlalarına yansıyan bir yudum sevi ile dünyana ortak olmak varsa ne yapabilir seni ruh çiçeğim diye öznellemekten başka.
HASTALIKLI RUH HALİ.. Kişi sorguyu önce kendine açmalı. Egosuna yenilip saçma, amacını aşan söz kullanmamalı. Bir söz yerine ulaşmışsa mutlak karşılığı vardır karşı tarafta. Dün dündü yoktur duygusallıkta ve duyarlılıkta. Duygusallığa söz edilemez kişinin kendini bağlar sonuçta. Ama kişiye saygı gerektir. Ruhsallığına hastalıklı diye damga vurmak en azından saygısızlıktır. Düne bak neler demiş yazmış söylemişsiniz. Bu gün onlar değersiz ise sizce karşıtınıza da hak veriniz. Karşıtınız odun olmayabilir, duyarlılığını ve sabrını koruyabilir olduğu kadar olamayadabilir, yani bir sınırı da vardır. Kendi egonuzu tatmin veya meslleki yada kompleks dürtüsü ile ruh akışı olan şiirlere yorum yapma alışkanlığınız yanılgı ve hatalara yol açabilir. Otorite değilsiniz. Yeti de değildir. Genel olarak aynı kısır döngü içeren sözcük ve deyimlerle şiir yorumu yapmak hele fikir beyan etmek özüne aykırılık ta taşıayabilir. Bu sitede klişeleşmiş ve kalıplaşmış söz ve deyimlerle fikir beyan etme adına da yorum koyma haksız ve hukuksuz, önyargılı davranış algılanabilir. Kim bir ozanın yada şairin ruh akışı olan coşkusunu yoruma tabi tutarak fikir beyan edebilir, aynı duyguları siz o an ve o mekanda yaşabilirmisiniz, yaşamadan duymadan hissetmeden gelsin çaylar gibisinden yorum yapmak yersiz bir durumdur. Kendinizi tartmak istiyorsanız oturun ünlü ozan ve şairlerin ünlü dizelerine yorum koyabilin. Ahkam kesmek helede edebiyatın şiir kolunda beceriksizliğin göstergesidir.
Issız bir koyda Kıyıya vuran çör çöp arasında Islak, solmuş bir kırmızı gül Uzanıp aldı.. Yüzmekte olan bir kadın. Ağır ve yavaş yürüyüşle çıktı Oturdu kumsala.. Evirdi çevirdi, başladı ağlamaya. Issızlık mı vurdu İyot mu dokundu Yoksa izleri derin olan bir konu mu? Sesiz çığlıklar haykırışta.. Belli ki yarası ağır. Ayıptı ilgi.. öyle bilir bizim nesil. Oracığı terkedip gittim. Akşam yemeği dalgınlığında Önümden geçen harikulade bir kadın Derin dekolte ve uzun yırtmaçlı Neon ışıkları altında o kadar çekici Dikkat kesildim koydaki kadın.. Gözlerim keskin dizlerim dermansız Bir düşünce bin haz ile yakınındayım. Bir kadeh kırmızı şarabın gölgesinde Uzun parmaklı beyaz tenli zarif.. Kahrolmuş bir insan ezgisiyle Bu kadına gül soldurtan adama Binbir sövgüyle çekip gittim. efes//35..2010 / Marmaris
Sevmek zamanı sıkmışın kemerini, boyun bağını ve canını darboğazlar aşılırdı stresi adres seçmeseydin ayakların oyun kuramıyor adımların şaşırmakta aklın fikrin derviş misali de derviş öleli çok oldu Sevmek zamanı sustur şu iti havlaya havlaya kriz geçirecek ya damrı ya beyni patlayacak nabız yükselecek sen şey başımıydın can cana acımasız davranırken sahi Mevlana ne yapıyordu Şems boğazlanırken kuyudan su çekilmiyormuydu Yusuf inlerken Sevmek zamanı yahu yürek vicdan dil insaf ruh hasret çekerken neden niçin Karcoğlan çarık eskitti ki masumca iyi de Koca Yunus boş mu.. aşk aşk diye inlerken dil yaresi yürek yaresine yenilirmi maç bir bir iken yoo..deli deliye sopan nerede diye sorduğunda cevap ben hiç sevmedim ki..ölü doğmuşum anda Sevmek zamanı güneş ay yıldızlar dış kapının mandalına değdiğinde içerden bir ses kimdir o divane dağdan mı geldi yok be anacığım sözüm ona hayvanın biriyim dedi Sevmek zamanı, sahi ya tüm bunlar o mevsimde mi doğar büyür gelişir sonrada netleşir belkide yaşanır efes//35...3 haziran
sıkılan kurşun yarası aşka gelmiş // seviyor kanatarak ömrü..// ithal bir ezginin nağmeleri // zekinin mezar taşında..
temmuz sıcağında kan ter içinde
yorgunluktan ağır aksak ilerliyor
yelkenlerin rüzgarda çıkardığı gıcırtıdan
başka ses duyulmuyordu..
demek hala antik çağdan kalma korsanlar var
aradan geçen bunca zamana karşın
artık bütün yollar roma ya çıkmasa da
bir menzile varıyordu hemde coşkunca
efes//35
her ses her aldığın ilk nefes ise
gözlerinden ruhuna
ruhundan yüreğine
yüreğinden
çiçek tarlalarına yansıyan
bir yudum sevi ile
dünyana ortak olmak varsa
ne yapabilir
seni ruh çiçeğim diye
öznellemekten başka.
yine susmuş bülbül neylerim baharı
yine coşmuş ruhum neylerim yağmurları
düşe düşmüş te yanar ağlarım
ben ağıtları suya salarım
HASTALIKLI RUH HALİ..
Kişi sorguyu önce kendine açmalı. Egosuna yenilip saçma, amacını aşan söz kullanmamalı. Bir söz yerine ulaşmışsa mutlak karşılığı vardır karşı tarafta.
Dün dündü yoktur duygusallıkta ve duyarlılıkta. Duygusallığa söz edilemez kişinin kendini bağlar sonuçta. Ama kişiye saygı gerektir. Ruhsallığına hastalıklı diye damga vurmak en azından saygısızlıktır.
Düne bak neler demiş yazmış söylemişsiniz. Bu gün onlar değersiz ise sizce karşıtınıza da hak veriniz.
Karşıtınız odun olmayabilir, duyarlılığını ve sabrını koruyabilir olduğu kadar olamayadabilir, yani bir sınırı da vardır.
Kendi egonuzu tatmin veya meslleki yada kompleks dürtüsü ile ruh akışı olan şiirlere yorum yapma alışkanlığınız yanılgı ve hatalara yol açabilir. Otorite değilsiniz. Yeti de değildir.
Genel olarak aynı kısır döngü içeren sözcük ve deyimlerle şiir yorumu yapmak hele fikir beyan etmek özüne aykırılık ta taşıayabilir.
Bu sitede klişeleşmiş ve kalıplaşmış söz ve deyimlerle fikir beyan etme adına da yorum koyma haksız ve hukuksuz, önyargılı davranış algılanabilir.
Kim bir ozanın yada şairin ruh akışı olan coşkusunu yoruma tabi tutarak fikir beyan edebilir, aynı duyguları siz o an ve o mekanda yaşabilirmisiniz, yaşamadan duymadan hissetmeden gelsin çaylar gibisinden yorum yapmak yersiz bir durumdur.
Kendinizi tartmak istiyorsanız oturun ünlü ozan ve şairlerin ünlü dizelerine yorum koyabilin.
Ahkam kesmek helede edebiyatın şiir kolunda beceriksizliğin göstergesidir.
Issız bir koyda
Kıyıya vuran çör çöp arasında
Islak, solmuş bir kırmızı gül
Uzanıp aldı..
Yüzmekte olan bir kadın.
Ağır ve yavaş yürüyüşle çıktı
Oturdu kumsala..
Evirdi çevirdi, başladı ağlamaya.
Issızlık mı vurdu
İyot mu dokundu
Yoksa izleri derin olan bir konu mu?
Sesiz çığlıklar haykırışta..
Belli ki yarası ağır.
Ayıptı ilgi.. öyle bilir bizim nesil.
Oracığı terkedip gittim.
Akşam yemeği dalgınlığında
Önümden geçen harikulade bir kadın
Derin dekolte ve uzun yırtmaçlı
Neon ışıkları altında o kadar çekici
Dikkat kesildim koydaki kadın..
Gözlerim keskin dizlerim dermansız
Bir düşünce bin haz ile yakınındayım.
Bir kadeh kırmızı şarabın gölgesinde
Uzun parmaklı beyaz tenli zarif..
Kahrolmuş bir insan ezgisiyle
Bu kadına gül soldurtan adama
Binbir sövgüyle çekip gittim.
efes//35..2010 / Marmaris
gözleri kapalıysa mutlak burnu devrededir, tüm çocuk raporlarını yazabilir.
ey dünyayı ben yarattım diyen // dünya zaten vardı // ezelden ebede // hep döngüde // akıllı olmak yerine // ruhçiçeğini izle.
Yeni dünya yı bilmek Nagazaki sokaklarına çiçek ekmektir.
ŞU AN MAVAL dinliyorum..
Sevmek zamanı
sıkmışın kemerini, boyun bağını ve canını
darboğazlar aşılırdı stresi adres seçmeseydin
ayakların oyun kuramıyor adımların şaşırmakta
aklın fikrin derviş misali de derviş öleli çok oldu
Sevmek zamanı
sustur şu iti havlaya havlaya kriz geçirecek
ya damrı ya beyni patlayacak nabız yükselecek
sen şey başımıydın can cana acımasız davranırken
sahi Mevlana ne yapıyordu Şems boğazlanırken
kuyudan su çekilmiyormuydu Yusuf inlerken
Sevmek zamanı
yahu yürek vicdan dil insaf ruh hasret çekerken
neden niçin Karcoğlan çarık eskitti ki masumca
iyi de Koca Yunus boş mu.. aşk aşk diye inlerken
dil yaresi yürek yaresine yenilirmi maç bir bir iken
yoo..deli deliye sopan nerede diye sorduğunda
cevap ben hiç sevmedim ki..ölü doğmuşum anda
Sevmek zamanı
güneş ay yıldızlar dış kapının mandalına değdiğinde
içerden bir ses kimdir o divane dağdan mı geldi
yok be anacığım sözüm ona hayvanın biriyim dedi
Sevmek zamanı, sahi ya tüm bunlar o mevsimde mi
doğar büyür gelişir sonrada netleşir belkide yaşanır
efes//35...3 haziran