'...ilk anda,ona yalnız gözlerin sözcüsü olmakla kalmayan fakat,içinden bütün helecanlı hayranlık duygularının taşıp aktığı bir bakışla; üzerine dikildiği vücudu ruhiyle beraber ellemek,yakalamak,alıp getirmek isteyen bir acayip bakışla bakıyordum...'
'...zira,burada öyle bir güzellik,öyle bir rahatlık ve sessizlik vardı ki arasıra çalan saatin sesi,bu ıssızlığı,bu durgunluğu bozacağı yerde,onu sanki içine karışan lüzumsuz unsurlardan yıkar,temizlerdi ve sanki çan kulesi,bu vazifeden başka işi olmayan bir kimsenin rahaveti ve özenli ihtimamiyle her saat başında gelir,sıcak güneşin orada yavaş yavaş ve tabii bir surette biriktirip topladığı birkaç damla altını sıkıp çıkarır; bunun üzerine sessizlik daha ziyade süzülüp durulurdu...'
'...onu bir suale cevap vermek kolaylığından da mahrum bırakmak ve bu cesaretinin bütün tehlikelerinden kendisine hiç yardım etmemek için sustum,hiç bir şey sormadım...'
'...fakat o kadar sarhoş ki,muşambanın üstüne paletteki boyaları nakletmekten ve içinde hiç bir insani şekil teressüm etmeyen bir renk yığını vücuda getirmekten başka bir şey yapamıyor...Gülüşüyorlar...İçinden çıldırıyor o,ve fırçayı tekrar kapıyor,yirmi dakika içinde bir şaheser meydana getiriyor... Kitabın muharririne göre,'teknik' denilen şey öyle bir meleke ve itiyat yekunudur ki,nihayet gayrişuura ait faaliyetler arasına girer ve spontane bir tarzda meydana gelen sanat eseri,kendi tekniğini de beraber taşır...En büyük hatamız,tekniği,yaratıcı ilcalarımıza inzimam eden ayrı bir şuur faaliyeti zannedişimizdir...Yaratma ameliyesi yekpare,spontane ve kendi tekniğini de haizdir...Tashih etmek bozmaktan başka bir şey olmaz...'
'...ben ki alelade bir tesirle,bir güzel bakış veya söz,bir küçük ima veya işaret karşısında çıldıracak gibi heyecanlar duyarım; hayatımda en hafif bir değişiklik yapan gayet basit hadiseler beni çığırımdan çıkarabilir,kendimden geçirebilir,nasıl oluyor da şimdi bu sükunet içinde bulunuyorum? Bu bir fırtınaya hazırlanış mı? Yoksa bu işin neticesini benden evvel sezen içim,ümitlerimin genişleme sahalarını kapamak gayretiyle beni şimdiden tıkıyor ve sert hakikatlara mı hazırlıyor? '
'...ilk anda,ona yalnız gözlerin sözcüsü olmakla kalmayan fakat,içinden bütün helecanlı hayranlık duygularının taşıp aktığı bir bakışla; üzerine dikildiği vücudu ruhiyle beraber ellemek,yakalamak,alıp getirmek isteyen bir acayip bakışla bakıyordum...'
'...zira,burada öyle bir güzellik,öyle bir rahatlık ve sessizlik vardı ki arasıra çalan saatin sesi,bu ıssızlığı,bu durgunluğu bozacağı yerde,onu sanki içine karışan lüzumsuz unsurlardan yıkar,temizlerdi ve sanki çan kulesi,bu vazifeden başka işi olmayan bir kimsenin rahaveti ve özenli ihtimamiyle her saat başında gelir,sıcak güneşin orada yavaş yavaş ve tabii bir surette biriktirip topladığı birkaç damla altını sıkıp çıkarır; bunun üzerine sessizlik daha ziyade süzülüp durulurdu...'
'After Hours' (1985)
Martin Scorsese
'Das Cabinet des Dr. Caligari' (1920)
Robert Wiene
'The Collector' (1965)
William Wyler
'C'est arrivé près de chez vous' (1992)
Rémy Belvaux
André Bonzel
Benoît Poelvoorde
'...onu bir suale cevap vermek kolaylığından da mahrum bırakmak ve bu cesaretinin bütün tehlikelerinden kendisine hiç yardım etmemek için sustum,hiç bir şey sormadım...'
'...fakat o kadar sarhoş ki,muşambanın üstüne paletteki boyaları nakletmekten ve içinde hiç bir insani şekil teressüm etmeyen bir renk yığını vücuda getirmekten başka bir şey yapamıyor...Gülüşüyorlar...İçinden çıldırıyor o,ve fırçayı tekrar kapıyor,yirmi dakika içinde bir şaheser meydana getiriyor...
Kitabın muharririne göre,'teknik' denilen şey öyle bir meleke ve itiyat yekunudur ki,nihayet gayrişuura ait faaliyetler arasına girer ve spontane bir tarzda meydana gelen sanat eseri,kendi tekniğini de beraber taşır...En büyük hatamız,tekniği,yaratıcı ilcalarımıza inzimam eden ayrı bir şuur faaliyeti zannedişimizdir...Yaratma ameliyesi yekpare,spontane ve kendi tekniğini de haizdir...Tashih etmek bozmaktan başka bir şey olmaz...'
'...ben ki alelade bir tesirle,bir güzel bakış veya söz,bir küçük ima veya işaret karşısında çıldıracak gibi heyecanlar duyarım; hayatımda en hafif bir değişiklik yapan gayet basit hadiseler beni çığırımdan çıkarabilir,kendimden geçirebilir,nasıl oluyor da şimdi bu sükunet içinde bulunuyorum? Bu bir fırtınaya hazırlanış mı? Yoksa bu işin neticesini benden evvel sezen içim,ümitlerimin genişleme sahalarını kapamak gayretiyle beni şimdiden tıkıyor ve sert hakikatlara mı hazırlıyor? '
Grosse Fugue...
Op.133