Delizie contente, che l'alma beate fermate. Su questo mio core deh più, deh più non stillate le gioie d'amore. Delizie mie care, fermatevi qui: non so più bramare, mi basta così. In grembo agli amori fra dolci catene morir, morir mi conviene, dolcezza omicida a morte, a morte mi guida, mi guida in braccio al mio bene...
'...bu kaçıncı nota? Saymadık,fakat Yunanlılar tarafından tam 1 Ocak'tan beri 274 defa üst üste hava sahası sınırları ihlal edilmiş,delik deşik olmuş! Bunu bildiren de TSK'nın kendi internet sitesi! Her tacizden sonra da,'Dışişleri bakanlığına bildirilmiştir' deniliyor...
Türk Silahlı Kuvvetleri...O kadar taciz ve ihlale rağmen ortada ne gerçek Türk,ne silah ve ne de Kuvvet görünüyor...'Yurtta sulh,cihanda sulh' la böyle oluyor...Dört bir taraf sınırlarla oynuyor,buradan bir 'nota' çıkıyor,gerisi hikaye!
Bir ülke başka bir ülkeye 'nota' verdiği zaman her an bir kriz yahut çatışma beklenecekken Türkiye'de 'nota' vermenin artık hiçbir ciddi tarafı kalmadığı iyice bellendi...
Dışa değil de içe dönük bir propoganda yutturması sözkonusu...Bunun esef verici bir tarafı da yoktur...Çünkü bu iş Türkiye'de 'notacılık oyunu' havasında gitmektedir...
NATO'nun kucağında nota vermenin ciddiyeti bu kadar olur! '
'...aslında Osmanlı'nın yıkılıp Ortadoğu'nun yeniden şekillenmesi (TC tipi bir yapılanmanın kurulması dahil) Birinci Cihan Harbi öncesi,İngiltere,Fransa ve Rusya'nın gizli bir planı gereği idi...İttihat ve Terakki maceraperestlerinin Rusların tabiriyle 'Hasta Adam'ı Harb-i Umumiye sokması İngiltere ve İtilaf devletlerinin 'Şark Sorunu' dedikleri bölgede 'çözümü kolaylaştırıcı' olmuştur...Zaten Almanya ile harb ederken,evvelden beri planları olan Osmanlı'yı tasfiyenin yolu açılmış oldu...
Yalan tarihi şu sorularla sorgulamaya devam ediyoruz:
Birinci Cihan Harbi'nden galip çıkan 'Düvel-i Muazzama' Ankara'ya sıkışmış olan M.Kemal'e mi yenik düştü? İngiltere,Fransa,İtalya ve Amerika ile savaşıldı mı ki,yedi düvele karşı verilmiş bir 'Kurtuluş Savaşı'ndan bahsediliyor?
Anadolu'daki savaşta sadece Yunan'a karşı savaşılmış ve hatta İngilizler çizmeyi aşan Yunanlılara yardımı kesmiş ve Yunanistan'da da iç karışıklık baş göstermişti...Şu da enteresan: Yunanlıları yendik,hilafet ve saltanat kaldırıldı ve buna 'devrimler' dendi...Sanki Yunanlılar,hilafet ve saltanatı korumak için Anadolu topraklarına gelmiş gibi,onları yenince hilafet ve saltanat kapı dışarı ediliyor ve Yunanlıların istemediği (!) 'devrimler' de gerçekleşiyor böylece...'
Yaşlı gözlerimi kuruttum bu gece Çünki maziyi unuttum bu gece Aşkı kalbimde bir ok gibi kalan Yâri sinemde uyuttum bu gece Dalarak bazı siyah gözlerine Eski sevdaları attım derine Gizli bir aşk gibi mehtap yerine Yâri sinemde uyuttum bu gece...
'...ertesi gün,ziyafetten çıktığı vakit bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor ve emrinde de ancak viktoryası bulunuyordu; bir dostu onu evine kupasiyle götürmek teklifinde bulundu,Odette de gelmesini istemekle beklediği bir kimse bulunmadığı kanaatini kendisine vermiş olduğundan,böyle yağmur altında yola çıkacağına,zihni rahat ve kalbi memnun evine dönüp yatar,uyurdu...Fakat ihtimal ki Odette,geceyi,hiç istisnasız,kendisiyle birlikte geçirmeyi mühimser bir hali olmadığını görmüş olsaydı,tam en çok özleyeceği bir sefer,gecesini ona tahsis etmeyi ihmal eder miydi? '
'...lakin istiskal ve istihkarlar onu,uçurum kenarında kötü bir vaziyette vücut bulup da muvazenelerini muhafaza için geride gelişmek zorunda kalan ağaçlar gibi doğrultmuştu...'
'...Odette bunda o kadar ileri gitti ki,nihayet her yerde ona raslamaktan mahrum kalmamak için,Odette'in tanıdığını ve çok sevdiğini bildiği -vaktiyle dostu olmuş olan- büyük amcam Adolphe'u,Odette üzerinde nüfuzunu kullanmasını rica maksadiyle,Bellechasse sokağındaki küçük apartmanında görmeğe gitti...Odette,Swann'a amcamdan bahsederken daima şairane tavırlar takınıp: 'Ah! O senin gibi değildir,hakkımdaki dostluğu öyle zarif,öyle büyük,öyle güzel bir şeydir ki...Bütün umumi yerlerde beraberimde görünmek suretiyle beni küçültecek olan o değildir' dediği için Swann şaşırdı ve amcamla ona dair hangi tona yükselerek konuşacağını tayinde güçlük çekti...İlk önce Odette'in apriori mükemmelliğini,melekane fevkalbeşeriyeti mütearifesini,ispat ve mefhumu tecrübeden istintaç olunmaz faziletlerinin birer keşif olduğunu ileri sürdü...'Sizinle görüşmek istiyorum...Odette nasıl bütün kadınlara üstün bir kadındır,nasıl tapılacak bir mahluktur,nasıl bir melektir,bilirsiniz...Fakat,Paris hayatının da ne olduğunu bilirsiniz...Herkesi Odette sizin ve benim tanıdığım gibi tanımaz...Bundan dolayı benim biraz gülünç bir rolde olduğumu sanan kimseler var; Odette kendisini dışarda,tiyatroda bile görmemi kabul edemiyor...Siz ki,Odette'in nice bir itimadını haizsiniz,kendisine hakkımda birkaç şey söyleyemez mi,bir selamımın kendisine yaptığı zararı mubalağa ettiğini temin edmez misiniz? '
Delizie contente, che l'alma beate fermate.
Su questo mio core deh più,
deh più non stillate le gioie d'amore.
Delizie mie care, fermatevi qui:
non so più bramare, mi basta così.
In grembo agli amori fra dolci catene morir,
morir mi conviene, dolcezza omicida a morte,
a morte mi guida, mi guida in braccio al mio bene...
'...bu kaçıncı nota? Saymadık,fakat Yunanlılar tarafından tam 1 Ocak'tan beri 274 defa üst üste hava sahası sınırları ihlal edilmiş,delik deşik olmuş! Bunu bildiren de TSK'nın kendi internet sitesi! Her tacizden sonra da,'Dışişleri bakanlığına bildirilmiştir' deniliyor...
Türk Silahlı Kuvvetleri...O kadar taciz ve ihlale rağmen ortada ne gerçek Türk,ne silah ve ne de Kuvvet görünüyor...'Yurtta sulh,cihanda sulh' la böyle oluyor...Dört bir taraf sınırlarla oynuyor,buradan bir 'nota' çıkıyor,gerisi hikaye!
Bir ülke başka bir ülkeye 'nota' verdiği zaman her an bir kriz yahut çatışma beklenecekken Türkiye'de 'nota' vermenin artık hiçbir ciddi tarafı kalmadığı iyice bellendi...
Dışa değil de içe dönük bir propoganda yutturması sözkonusu...Bunun esef verici bir tarafı da yoktur...Çünkü bu iş Türkiye'de 'notacılık oyunu' havasında gitmektedir...
NATO'nun kucağında nota vermenin ciddiyeti bu kadar olur! '
'...aslında Osmanlı'nın yıkılıp Ortadoğu'nun yeniden şekillenmesi (TC tipi bir yapılanmanın kurulması dahil) Birinci Cihan Harbi öncesi,İngiltere,Fransa ve Rusya'nın gizli bir planı gereği idi...İttihat ve Terakki maceraperestlerinin Rusların tabiriyle 'Hasta Adam'ı Harb-i Umumiye sokması İngiltere ve İtilaf devletlerinin 'Şark Sorunu' dedikleri bölgede 'çözümü kolaylaştırıcı' olmuştur...Zaten Almanya ile harb ederken,evvelden beri planları olan Osmanlı'yı tasfiyenin yolu açılmış oldu...
Yalan tarihi şu sorularla sorgulamaya devam ediyoruz:
Birinci Cihan Harbi'nden galip çıkan 'Düvel-i Muazzama' Ankara'ya sıkışmış olan M.Kemal'e mi yenik düştü? İngiltere,Fransa,İtalya ve Amerika ile savaşıldı mı ki,yedi düvele karşı verilmiş bir 'Kurtuluş Savaşı'ndan bahsediliyor?
Anadolu'daki savaşta sadece Yunan'a karşı savaşılmış ve hatta İngilizler çizmeyi aşan Yunanlılara yardımı kesmiş ve Yunanistan'da da iç karışıklık baş göstermişti...Şu da enteresan: Yunanlıları yendik,hilafet ve saltanat kaldırıldı ve buna 'devrimler' dendi...Sanki Yunanlılar,hilafet ve saltanatı korumak için Anadolu topraklarına gelmiş gibi,onları yenince hilafet ve saltanat kapı dışarı ediliyor ve Yunanlıların istemediği (!) 'devrimler' de gerçekleşiyor böylece...'
'...aramızdaki münasebeti kendi seyrine bırakıyorum...'
Yaşlı gözlerimi kuruttum bu gece
Çünki maziyi unuttum bu gece
Aşkı kalbimde bir ok gibi kalan
Yâri sinemde uyuttum bu gece
Dalarak bazı siyah gözlerine
Eski sevdaları attım derine
Gizli bir aşk gibi mehtap yerine
Yâri sinemde uyuttum bu gece...
Chi vuol la zingarella
Graziosa accorta e bella?
Signori, eccola qua.
Signori, eccola qua.
Le donne sul balcone
So bene indovinar.
I giovani al cantone
So meglio stuzzicar.
A vecchi innamorati
Scaldar fo le cervella...
'...ertesi gün,ziyafetten çıktığı vakit bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor ve emrinde de ancak viktoryası bulunuyordu; bir dostu onu evine kupasiyle götürmek teklifinde bulundu,Odette de gelmesini istemekle beklediği bir kimse bulunmadığı kanaatini kendisine vermiş olduğundan,böyle yağmur altında yola çıkacağına,zihni rahat ve kalbi memnun evine dönüp yatar,uyurdu...Fakat ihtimal ki Odette,geceyi,hiç istisnasız,kendisiyle birlikte geçirmeyi mühimser bir hali olmadığını görmüş olsaydı,tam en çok özleyeceği bir sefer,gecesini ona tahsis etmeyi ihmal eder miydi? '
'...lakin istiskal ve istihkarlar onu,uçurum kenarında kötü bir vaziyette vücut bulup da muvazenelerini muhafaza için geride gelişmek zorunda kalan ağaçlar gibi doğrultmuştu...'
'...Odette bunda o kadar ileri gitti ki,nihayet her yerde ona raslamaktan mahrum kalmamak için,Odette'in tanıdığını ve çok sevdiğini bildiği -vaktiyle dostu olmuş olan- büyük amcam Adolphe'u,Odette üzerinde nüfuzunu kullanmasını rica maksadiyle,Bellechasse sokağındaki küçük apartmanında görmeğe gitti...Odette,Swann'a amcamdan bahsederken daima şairane tavırlar takınıp: 'Ah! O senin gibi değildir,hakkımdaki dostluğu öyle zarif,öyle büyük,öyle güzel bir şeydir ki...Bütün umumi yerlerde beraberimde görünmek suretiyle beni küçültecek olan o değildir' dediği için Swann şaşırdı ve amcamla ona dair hangi tona yükselerek konuşacağını tayinde güçlük çekti...İlk önce Odette'in apriori mükemmelliğini,melekane fevkalbeşeriyeti mütearifesini,ispat ve mefhumu tecrübeden istintaç olunmaz faziletlerinin birer keşif olduğunu ileri sürdü...'Sizinle görüşmek istiyorum...Odette nasıl bütün kadınlara üstün bir kadındır,nasıl tapılacak bir mahluktur,nasıl bir melektir,bilirsiniz...Fakat,Paris hayatının da ne olduğunu bilirsiniz...Herkesi Odette sizin ve benim tanıdığım gibi tanımaz...Bundan dolayı benim biraz gülünç bir rolde olduğumu sanan kimseler var; Odette kendisini dışarda,tiyatroda bile görmemi kabul edemiyor...Siz ki,Odette'in nice bir itimadını haizsiniz,kendisine hakkımda birkaç şey söyleyemez mi,bir selamımın kendisine yaptığı zararı mubalağa ettiğini temin edmez misiniz? '
'Amélie' (2001)
Jean-Pierre Jeunet