Gemiler limanda güvendedir ama gemiler limanda beklemek için yapılmamıştır denilir ki doğru bir yaklaşımdır. Zira Hayattaki en büyük başarılar, değişimler ve büyümeler genellikle cesaret ve kararlılıkla atılan adımlar sonucunda gerçekleşir. Lakin sonu görünmeyen, tamamen şansa bırakılmış adımlar da yıkıcı sonuçlar doğurabilir. Bu yüzden olası kayıpları göze alarak ama getirisinin hayatımıza katacağı değeri de tartıp bilinçli bir adım atmak daha doğru olabilir
kullanamıyoruz malesef. en değerli şeylerden birini boşa ve gerektiği gibi geçirmemek çok üzücü ve pişmanlık verici... daha ağırı ise telafisi mümkün olmayan büyük kayıp.
Bir şeyi hayal ederken tüm pürüzleri, zorlukları , olumsuzlukları yok eder o’na istediğimiz şekli verir, istediğimiz modele sokabiliriz. Ayrıca hayallerimizle en zirve ve, en mutlu anları ( şeyleri) oluşturmak çok kolaydır. Çünkü direksyon bizdedir. Olayın ( konunun) senaristi ve yönetmeni hatta oyuncusu kendimizizdir Oysa aynı şeylerin gerçeğine mudahele etmemiz ve şekil vermemiz mümkün değildir. Ve o hayal gerçeğe dönüştüğünde, işin içine olumsuzluklar , kusurları, rutinleri ve zorlukları girer.
Gelme ihtimali belki de sıfır olan kişinin ( şeyin) ‘’ belkide gelir ‘’ ihtimali ile bıkıp usanmadan ,umutlarla beklenmesidir. Mesela büyük ikramiyenin çıkacağı, süper bir kariyer yapılacağı ya da hayatımızın aşkının bir gün çıkıp geleceği..v.s. beklentisidir. Garantisi var mı ? yook… Sadece ‘’ bekleme eylemi ‘’ ile oyalanmak ve bir de olursayı düşleyerek sevinç yaşamaktır. Dozunda olursa zararı yok da beklenti buuu, insan bir de kendini kaptırırsa kontrolü kaybedip ruhunda travmalar yaşayabilir.
biz o geminin yüzerken, arkasında bıraktığı izi sevdik. kıyıya kadar ulaşan köpüklü dalgalarını sevdik. biz '' geleceksin'' diye umutla beklemeyi sevdik, mevzu gemi değil ki :)
eh buna da şükür diyelim. ya bir de tersi olsa, vıdı vıdı konuşur ama yazamasaydı nice olurdu kulakların hali.. yazı istenirse okunur ama baş, istemese de kazan gibi olmak zorundadır :)) hem '' büyünün bozulmaması '' açısından yazılı basın evlâdır, canlı yayından :)
Konuşmaktan çok, hâl ve tavırla, mimiklerle, bakışlarla söylemek istediklerin anlatmasıdır. Bazen bir bakış, bir sesszilik ya da bir davranış, söylenecek sözlerden daha güçlü ve sonuçları da daha etkili olabilir. Mesela ‘’ iyi bakalım ‘’ ile “iyi bakalım ‘’ arasında dağlar kadar fark olup, muhatabını kızdı mı ya da kızmadı mı, işte bütün mesele bu, ikilemi ile baş başa bırakır :) Fekaatt bazen de bir tebessümün bile cihana değmesindeki derin mana , insan ruhunda ferahlık vesilesi olmaz değil :)
İtiraf etmek gerekirse, hayatıın büyük bir kısmı “şimdi başlıyorum” ile “birazdan başlarım” arasındaki ince çizgide geçiyor. Ve o gün de , akşama doğru ‘’ yarın kesin başlıyorum ‘‘ ile bitiyor.. İnsan kendisi ile yaptığı tartışmaları genelde ‘’kendisi ‘’ kazanır. Ama hiç yoksa arada bir de kaybetmeli kii azıcık gerçeklik kazansın ve rutin dışı olsun :) itiraf etmek gerekirse, ertelemek aslında plansızlık değil , sadece planı sürekli ileri tarihe güncellemektir. P
Gemiler limanda güvendedir ama gemiler limanda beklemek için yapılmamıştır denilir ki doğru bir yaklaşımdır. Zira Hayattaki en büyük başarılar,
değişimler ve büyümeler genellikle cesaret ve kararlılıkla atılan adımlar sonucunda gerçekleşir.
Lakin sonu görünmeyen, tamamen şansa bırakılmış adımlar da yıkıcı sonuçlar doğurabilir.
Bu yüzden olası kayıpları göze alarak ama getirisinin hayatımıza katacağı değeri de tartıp
bilinçli bir adım atmak daha doğru olabilir
kullanamıyoruz malesef.
en değerli şeylerden birini boşa ve gerektiği gibi geçirmemek çok üzücü ve pişmanlık verici...
daha ağırı ise telafisi mümkün olmayan büyük kayıp.
Bir şeyi hayal ederken tüm pürüzleri, zorlukları , olumsuzlukları yok eder o’na istediğimiz şekli verir, istediğimiz modele sokabiliriz.
Ayrıca hayallerimizle en zirve ve, en mutlu anları ( şeyleri) oluşturmak çok kolaydır.
Çünkü direksyon bizdedir. Olayın ( konunun) senaristi ve yönetmeni hatta oyuncusu kendimizizdir
Oysa aynı şeylerin gerçeğine mudahele etmemiz ve şekil vermemiz mümkün değildir.
Ve o hayal gerçeğe dönüştüğünde, işin içine olumsuzluklar , kusurları, rutinleri ve zorlukları girer.
Gelme ihtimali belki de sıfır olan kişinin ( şeyin) ‘’ belkide gelir ‘’ ihtimali ile bıkıp usanmadan ,umutlarla beklenmesidir.
Mesela büyük ikramiyenin çıkacağı, süper bir kariyer yapılacağı
ya da hayatımızın aşkının bir gün çıkıp geleceği..v.s. beklentisidir.
Garantisi var mı ? yook…
Sadece ‘’ bekleme eylemi ‘’ ile oyalanmak ve bir de olursayı düşleyerek sevinç yaşamaktır.
Dozunda olursa zararı yok da beklenti buuu, insan bir de kendini kaptırırsa kontrolü kaybedip ruhunda travmalar yaşayabilir.
biz o geminin yüzerken, arkasında bıraktığı izi sevdik.
kıyıya kadar ulaşan köpüklü dalgalarını sevdik.
biz '' geleceksin'' diye umutla beklemeyi sevdik,
mevzu gemi değil ki :)
eh buna da şükür diyelim.
ya bir de tersi olsa, vıdı vıdı konuşur ama yazamasaydı nice olurdu kulakların hali..
yazı istenirse okunur ama baş, istemese de kazan gibi olmak zorundadır :))
hem '' büyünün bozulmaması '' açısından yazılı basın evlâdır, canlı yayından :)
Şimdi evrene mevrene açılmak, bunlar çetrefilli şeyler..
Ne gerek var.
Şölee bir dere kenarında ‘’kafes ‘’ kadar bir çadır…
Tam ruhumuza göre :))
Konuşmaktan çok, hâl ve tavırla, mimiklerle, bakışlarla söylemek istediklerin anlatmasıdır.
Bazen bir bakış, bir sesszilik ya da bir davranış,
söylenecek sözlerden daha güçlü ve sonuçları da daha etkili olabilir.
Mesela ‘’ iyi bakalım ‘’ ile “iyi bakalım ‘’ arasında dağlar kadar fark olup,
muhatabını kızdı mı ya da kızmadı mı, işte bütün mesele bu, ikilemi ile baş başa bırakır :)
Fekaatt bazen de bir tebessümün bile cihana değmesindeki derin mana ,
insan ruhunda ferahlık vesilesi olmaz değil :)
İtiraf etmek gerekirse, hayatıın büyük bir kısmı “şimdi başlıyorum” ile “birazdan başlarım” arasındaki ince çizgide geçiyor.
Ve o gün de , akşama doğru ‘’ yarın kesin başlıyorum ‘‘ ile bitiyor..
İnsan kendisi ile yaptığı tartışmaları genelde ‘’kendisi ‘’ kazanır.
Ama hiç yoksa arada bir de kaybetmeli kii azıcık gerçeklik kazansın ve rutin dışı olsun :)
itiraf etmek gerekirse, ertelemek aslında plansızlık değil ,
sadece planı sürekli ileri tarihe güncellemektir. P
ama çağırmamıştık , hem kimse de özlememişti zaten :))