ilk bakışta matematiksel bir metafor gibi görünse de aslında tamamen, ‘’hayatın içinde’’ sıkça karşılaşılan hayal kırıklığı ve boşa çıkan beklentiler , boşa giden emekler üzerine kuruludur. ya da gittik, gördük, yorulduk , yaptık ettik ama elimizde koca bir hiç var durumunun en kestirme ve çarpıcı ifadesidir. yılmamak ve de pes etmemek gerekir. zira sıfırdan ders alınmış olumlu bir motivasyon ve tecrübe kazanmış olmak da mümkündür
Mecnun olmasaydı, Leyla yine var olurdu ama bildiğimiz dillere destan Leyla olmazdı. Belki de sadece çölde çadırın önünde oturup çekirdek çıtlatan bir kız olarak kalırdı.. Leyla, Mecnun’un kendisine aklından ve kalbinden yüklediği sınırsız anlamlar sonucu bir sanat eserine dönüştü. Aslında sanat eserini kıymetli kılan şey, ‘’ tuvalin kendisi ‘’ değil, ressamın ona vurduğu fırça darbeleridir. Lakin unutmamak gerekir ki, o tuval olmasaydı o anlamalar da zuhur etmeyecekti. Ve ressam o sanat eserini üretmeyecekti…
bazen her şeyi zor da olsa silerek , geçersiz sayarak, hiç yapılmamış gibi '' yeniden başlamak'' doğru ve isabetli bir karar olabilir. aslında zihnimizi yıpranmış yaşanmışlıklardan temizlemek bir nevi psikolojik format atmaktır. lakin yeniden başlamak ,harcanan onca zamanı, enerjiyi, emeği yok saymaya değecek midir iyi hesaplamak gerekir..
Mum, etrafına aydınlık verirken aynı anda kendi kendini telef eden ilginç bir varlıktır. Dibindeki karanlık ise bu süreçte kaldığı yalnızlığına delalet ve kaderine teslimiyet midir bilinmez. Mum ve gölgesi, hayattaki varlık-yokluk, aydınlık-karanlık dengesini sembolize ederken , zıtlıklardaki ahenk ve harmoniyi de yansıtır.
Gemiler limanda güvendedir ama gemiler limanda beklemek için yapılmamıştır denilir ki doğru bir yaklaşımdır. Zira Hayattaki en büyük başarılar, değişimler ve büyümeler genellikle cesaret ve kararlılıkla atılan adımlar sonucunda gerçekleşir. Lakin sonu görünmeyen, tamamen şansa bırakılmış adımlar da yıkıcı sonuçlar doğurabilir. Bu yüzden olası kayıpları göze alarak ama getirisinin hayatımıza katacağı değeri de tartıp bilinçli bir adım atmak daha doğru olabilir
kullanamıyoruz malesef. en değerli şeylerden birini boşa ve gerektiği gibi geçirmemek çok üzücü ve pişmanlık verici... daha ağırı ise telafisi mümkün olmayan büyük kayıp.
Bir şeyi hayal ederken tüm pürüzleri, zorlukları , olumsuzlukları yok eder o’na istediğimiz şekli verir, istediğimiz modele sokabiliriz. Ayrıca hayallerimizle en zirve ve, en mutlu anları ( şeyleri) oluşturmak çok kolaydır. Çünkü direksyon bizdedir. Olayın ( konunun) senaristi ve yönetmeni hatta oyuncusu kendimizizdir Oysa aynı şeylerin gerçeğine mudahele etmemiz ve şekil vermemiz mümkün değildir. Ve o hayal gerçeğe dönüştüğünde, işin içine olumsuzluklar , kusurları, rutinleri ve zorlukları girer.
Gelme ihtimali belki de sıfır olan kişinin ( şeyin) ‘’ belkide gelir ‘’ ihtimali ile bıkıp usanmadan ,umutlarla beklenmesidir. Mesela büyük ikramiyenin çıkacağı, süper bir kariyer yapılacağı ya da hayatımızın aşkının bir gün çıkıp geleceği..v.s. beklentisidir. Garantisi var mı ? yook… Sadece ‘’ bekleme eylemi ‘’ ile oyalanmak ve bir de olursayı düşleyerek sevinç yaşamaktır. Dozunda olursa zararı yok da beklenti buuu, insan bir de kendini kaptırırsa kontrolü kaybedip ruhunda travmalar yaşayabilir.
ilk bakışta matematiksel bir metafor gibi görünse de aslında tamamen, ‘’hayatın içinde’’ sıkça karşılaşılan
hayal kırıklığı ve boşa çıkan beklentiler , boşa giden emekler üzerine kuruludur.
ya da gittik, gördük, yorulduk , yaptık ettik ama elimizde koca bir hiç var
durumunun en kestirme ve çarpıcı ifadesidir.
yılmamak ve de pes etmemek gerekir.
zira sıfırdan ders alınmış olumlu bir motivasyon ve tecrübe kazanmış olmak da mümkündür
Mecnun olmasaydı, Leyla yine var olurdu ama bildiğimiz dillere destan Leyla olmazdı.
Belki de sadece çölde çadırın önünde oturup çekirdek çıtlatan bir kız olarak kalırdı..
Leyla, Mecnun’un kendisine aklından ve kalbinden yüklediği sınırsız anlamlar sonucu bir sanat eserine dönüştü.
Aslında sanat eserini kıymetli kılan şey, ‘’ tuvalin kendisi ‘’ değil, ressamın ona vurduğu fırça darbeleridir.
Lakin unutmamak gerekir ki, o tuval olmasaydı o anlamalar da zuhur etmeyecekti.
Ve ressam o sanat eserini üretmeyecekti…
insan kırılan kalbi için küsmeyi bulmuş.
bakmış gene de affedemiyor,
artık susmayı bulmuş :))
bazen her şeyi zor da olsa silerek , geçersiz sayarak, hiç yapılmamış gibi '' yeniden başlamak'' doğru ve isabetli bir karar olabilir.
aslında zihnimizi yıpranmış yaşanmışlıklardan temizlemek bir nevi psikolojik format atmaktır.
lakin yeniden başlamak ,harcanan onca zamanı, enerjiyi, emeği yok saymaya değecek midir
iyi hesaplamak gerekir..
Mum, etrafına aydınlık verirken aynı anda kendi kendini telef eden ilginç bir varlıktır.
Dibindeki karanlık ise bu süreçte kaldığı yalnızlığına delalet ve kaderine teslimiyet midir bilinmez.
Mum ve gölgesi, hayattaki varlık-yokluk, aydınlık-karanlık dengesini sembolize ederken ,
zıtlıklardaki ahenk ve harmoniyi de yansıtır.
Gemiler limanda güvendedir ama gemiler limanda beklemek için yapılmamıştır denilir ki doğru bir yaklaşımdır. Zira Hayattaki en büyük başarılar,
değişimler ve büyümeler genellikle cesaret ve kararlılıkla atılan adımlar sonucunda gerçekleşir.
Lakin sonu görünmeyen, tamamen şansa bırakılmış adımlar da yıkıcı sonuçlar doğurabilir.
Bu yüzden olası kayıpları göze alarak ama getirisinin hayatımıza katacağı değeri de tartıp
bilinçli bir adım atmak daha doğru olabilir
kullanamıyoruz malesef.
en değerli şeylerden birini boşa ve gerektiği gibi geçirmemek çok üzücü ve pişmanlık verici...
daha ağırı ise telafisi mümkün olmayan büyük kayıp.
Bir şeyi hayal ederken tüm pürüzleri, zorlukları , olumsuzlukları yok eder o’na istediğimiz şekli verir, istediğimiz modele sokabiliriz.
Ayrıca hayallerimizle en zirve ve, en mutlu anları ( şeyleri) oluşturmak çok kolaydır.
Çünkü direksyon bizdedir. Olayın ( konunun) senaristi ve yönetmeni hatta oyuncusu kendimizizdir
Oysa aynı şeylerin gerçeğine mudahele etmemiz ve şekil vermemiz mümkün değildir.
Ve o hayal gerçeğe dönüştüğünde, işin içine olumsuzluklar , kusurları, rutinleri ve zorlukları girer.
Gelme ihtimali belki de sıfır olan kişinin ( şeyin) ‘’ belkide gelir ‘’ ihtimali ile bıkıp usanmadan ,umutlarla beklenmesidir.
Mesela büyük ikramiyenin çıkacağı, süper bir kariyer yapılacağı
ya da hayatımızın aşkının bir gün çıkıp geleceği..v.s. beklentisidir.
Garantisi var mı ? yook…
Sadece ‘’ bekleme eylemi ‘’ ile oyalanmak ve bir de olursayı düşleyerek sevinç yaşamaktır.
Dozunda olursa zararı yok da beklenti buuu, insan bir de kendini kaptırırsa kontrolü kaybedip ruhunda travmalar yaşayabilir.