eh buna da şükür diyelim. ya bir de tersi olsa, vıdı vıdı konuşur ama yazamasaydı nice olurdu kulakların hali.. yazı istenirse okunur ama baş, istemese de kazan gibi olmak zorundadır :)) hem '' büyünün bozulmaması '' açısından yazılı basın evlâdır, canlı yayından :)
Konuşmaktan çok, hâl ve tavırla, mimiklerle, bakışlarla söylemek istediklerin anlatmasıdır. Bazen bir bakış, bir sesszilik ya da bir davranış, söylenecek sözlerden daha güçlü ve sonuçları da daha etkili olabilir. Mesela ‘’ iyi bakalım ‘’ ile “iyi bakalım ‘’ arasında dağlar kadar fark olup, muhatabını kızdı mı ya da kızmadı mı, işte bütün mesele bu, ikilemi ile baş başa bırakır :) Fekaatt bazen de bir tebessümün bile cihana değmesindeki derin mana , insan ruhunda ferahlık vesilesi olmaz değil :)
İtiraf etmek gerekirse, hayatıın büyük bir kısmı “şimdi başlıyorum” ile “birazdan başlarım” arasındaki ince çizgide geçiyor. Ve o gün de , akşama doğru ‘’ yarın kesin başlıyorum ‘‘ ile bitiyor.. İnsan kendisi ile yaptığı tartışmaları genelde ‘’kendisi ‘’ kazanır. Ama hiç yoksa arada bir de kaybetmeli kii azıcık gerçeklik kazansın ve rutin dışı olsun :) itiraf etmek gerekirse, ertelemek aslında plansızlık değil , sadece planı sürekli ileri tarihe güncellemektir. P
Gittim diyorsun ve ben Nötrüm. Ne mutluyum, ne üzgün. Fabrika ayarlarıma dönmüş gibiyim. Sanki hayatın sesini kısmışlar da fonda hafif bir uğultu kalmış gibi. Yapacak şeyler var ama aciliyeti yok, hisler var ama yoğunluğu yok. Biri bana “hayat nasıl gidiyor” diye sorsa, muhtemelen “gidiyor işte” derim. Ne şikâyet edecek kadar kötü, ne anlatacak kadar iyi Ve garip olan, bu durum beni çok rahatsız etmiyor kii bunun adı ‘’ beklentisiz rahatlık ‘’ olmalı :P
aslında çok şey yapabilirdim bugün.. potansiyel zirvede lakin icraat yerlerde… şimdi kesin başlıyorum diyorum, içimden biri “bi 5 dakika daha” diye dilekçe veriyor… ben reddediyorum, o temyize gidiyor, süreç uzuyor dün akşam attığımız golü bir kere ( belki 20. ) daha izleyim de kalkacam. şimdi başlasam var ya, efsane olur ama o “şimdi” bi türlü gelmiyor. Yolu çok mu uzundur nedir… ya acaba beynimle vücudum uyumlu değil mi ne.. kalk-kalkma arasında gidip gelen bir sarkacım. Hele kalkıp pencereden dışarı bakayım, başka şeylere meyillensin paşa gönlüm. Bazen stratejik geri çekilme en iyi hamledir :))
Herkesin hayranlıkla izlediği bir manzara gibidir , ama içinde ne fırtınalar kopuyor kimseler bilmez. Gurur , estetik ve hüzün bir aradadır sanki Hem hayranlık uyandıracak kadar dik ve mağrur, hem de bir o kadar terk edilmişliği hissediyor gibi. Üstelik zamana direnerek, galata kulesi ile kavuşmayı sabırla bekleyerek
Yıldızlar dökülürken siyahın kucağına, Şehir susar, çekilir kendi kabuğuna. Bir fısıltı yükselir eski hatıralardan, Sanki bir dost seslenir o uzak kıyılardan. Ne hüzün kalır ne keder, hepsi geceye emanet, Karanlığın kalbinde saklıdır asıl selamet. Uykunun eşiğinde, düşlerin tam ortasında, Yıka ruhunu ayın o gümüşümsü tasında. Yarın başka bir güneş, başka bir nefes demek, Şimdi sadece durmak, sadece dinlenmek... ZER MİDAN
eh buna da şükür diyelim.
ya bir de tersi olsa, vıdı vıdı konuşur ama yazamasaydı nice olurdu kulakların hali..
yazı istenirse okunur ama baş, istemese de kazan gibi olmak zorundadır :))
hem '' büyünün bozulmaması '' açısından yazılı basın evlâdır, canlı yayından :)
Şimdi evrene mevrene açılmak, bunlar çetrefilli şeyler..
Ne gerek var.
Şölee bir dere kenarında ‘’kafes ‘’ kadar bir çadır…
Tam ruhumuza göre :))
Konuşmaktan çok, hâl ve tavırla, mimiklerle, bakışlarla söylemek istediklerin anlatmasıdır.
Bazen bir bakış, bir sesszilik ya da bir davranış,
söylenecek sözlerden daha güçlü ve sonuçları da daha etkili olabilir.
Mesela ‘’ iyi bakalım ‘’ ile “iyi bakalım ‘’ arasında dağlar kadar fark olup,
muhatabını kızdı mı ya da kızmadı mı, işte bütün mesele bu, ikilemi ile baş başa bırakır :)
Fekaatt bazen de bir tebessümün bile cihana değmesindeki derin mana ,
insan ruhunda ferahlık vesilesi olmaz değil :)
İtiraf etmek gerekirse, hayatıın büyük bir kısmı “şimdi başlıyorum” ile “birazdan başlarım” arasındaki ince çizgide geçiyor.
Ve o gün de , akşama doğru ‘’ yarın kesin başlıyorum ‘‘ ile bitiyor..
İnsan kendisi ile yaptığı tartışmaları genelde ‘’kendisi ‘’ kazanır.
Ama hiç yoksa arada bir de kaybetmeli kii azıcık gerçeklik kazansın ve rutin dışı olsun :)
itiraf etmek gerekirse, ertelemek aslında plansızlık değil ,
sadece planı sürekli ileri tarihe güncellemektir. P
ama çağırmamıştık , hem kimse de özlememişti zaten :))
gerekli olduğunda burada değildi..
burada olduğunda gerekli değildi..
Gittim diyorsun ve ben Nötrüm.
Ne mutluyum, ne üzgün. Fabrika ayarlarıma dönmüş gibiyim.
Sanki hayatın sesini kısmışlar da fonda hafif bir uğultu kalmış gibi.
Yapacak şeyler var ama aciliyeti yok, hisler var ama yoğunluğu yok.
Biri bana “hayat nasıl gidiyor” diye sorsa, muhtemelen “gidiyor işte” derim.
Ne şikâyet edecek kadar kötü, ne anlatacak kadar iyi
Ve garip olan, bu durum beni çok rahatsız etmiyor kii bunun adı ‘’ beklentisiz rahatlık ‘’ olmalı :P
aslında çok şey yapabilirdim bugün..
potansiyel zirvede lakin icraat yerlerde…
şimdi kesin başlıyorum diyorum, içimden biri “bi 5 dakika daha” diye dilekçe veriyor…
ben reddediyorum, o temyize gidiyor, süreç uzuyor
dün akşam attığımız golü bir kere ( belki 20. ) daha izleyim de kalkacam.
şimdi başlasam var ya, efsane olur ama o “şimdi” bi türlü gelmiyor. Yolu çok mu uzundur nedir…
ya acaba beynimle vücudum uyumlu değil mi ne.. kalk-kalkma arasında gidip gelen bir sarkacım.
Hele kalkıp pencereden dışarı bakayım, başka şeylere meyillensin paşa gönlüm.
Bazen stratejik geri çekilme en iyi hamledir :))
Herkesin hayranlıkla izlediği bir manzara gibidir ,
ama içinde ne fırtınalar kopuyor kimseler bilmez.
Gurur , estetik ve hüzün bir aradadır sanki
Hem hayranlık uyandıracak kadar dik ve mağrur,
hem de bir o kadar terk edilmişliği hissediyor gibi.
Üstelik zamana direnerek, galata kulesi ile kavuşmayı sabırla bekleyerek
Yıldızlar dökülürken siyahın kucağına,
Şehir susar, çekilir kendi kabuğuna.
Bir fısıltı yükselir eski hatıralardan,
Sanki bir dost seslenir o uzak kıyılardan.
Ne hüzün kalır ne keder, hepsi geceye emanet,
Karanlığın kalbinde saklıdır asıl selamet.
Uykunun eşiğinde, düşlerin tam ortasında,
Yıka ruhunu ayın o gümüşümsü tasında.
Yarın başka bir güneş, başka bir nefes demek,
Şimdi sadece durmak, sadece dinlenmek...
ZER MİDAN