Yıldızlar dökülürken siyahın kucağına, Şehir susar, çekilir kendi kabuğuna. Bir fısıltı yükselir eski hatıralardan, Sanki bir dost seslenir o uzak kıyılardan. Ne hüzün kalır ne keder, hepsi geceye emanet, Karanlığın kalbinde saklıdır asıl selamet. Uykunun eşiğinde, düşlerin tam ortasında, Yıka ruhunu ayın o gümüşümsü tasında. Yarın başka bir güneş, başka bir nefes demek, Şimdi sadece durmak, sadece dinlenmek... ZER MİDAN
tebessüm, kalbin dışarıya sızan ışığı gibidir, hem vereni hem de alanı saniyeler içinde iyileştirme gücüne sahiptir. hiçbir maliyeti olmamasına rağmen, bazen en ağır hüzünlerin ilacı, bazen de en kilitli kapıların anahtar, güçlü dostlukların başlangıcıı olur. dünyanın her yerinde, tebessüm tercüme gerektirmeyen tek lisanıdır..
Aslında su içmek , bir iki adım atmak , başını sağa sola çevirmek gibi kolay aktiviteleri bile üşenerek ve de üüff modunda yapması bile karşısındakinden ‘’ başarılı ‘’ notu almasına vesiledir. Onca yazıya sadece anladım, peki, ok diye cevap vermesi muhatabının önce höönnkk ! ve ilaveten bu kadar enerjiyi nerden buldu acep diyerek hayretler içinde kalmasına neden olur :)) Yok iyi günündeyse bir :) işareti yapması bile insanı sanki çölde vaha bulmuş gibi mutlu etmesinden mâade ruh halinin sevinçli mi , romantik mi ,asabi mi ya da ne olduğunu anlamaya çalışmak kesinlikle baltayı dize vurmaktır : ))))
Lakin insan törpülene törpülene olgunlaşırmış yaa , törpülendik, olgunlaştık ve de denklemi çözdük. Vee X = kabullenmek, sonucuna ulaştık : ))
Unutmak çok kolaydır bazen.. Zira ‘’ unutulabilir ‘’ kategorisine alınanlar için uygulama, bir delete tuşuna basmak kadar kolaydır. Sonrası mı ? E tabi kii hayatı yeniden başlat tuşu :))
Ona buna söylenmek bazı insanların doğal yeteneği ya da bir türlü vazgeçemediği takıntısı gibidir. Vapurda , markette, durakta … nerde 3-5 insan görseler hemen söylenmeye, şikayete başlarlar. Konu bulmak da çok kolaydır, hemen her konu olabilir. Sanki doğuştan ‘’şikâyet kotasıyla’’ geliyorlardır. Ya da kendi iç dünyasındaki huzursuzluğu ve kaosu bir tür dışa vurmak yöntemidir belki…
Yaşam yolunda ilerlerken herkes tökezleyebilir, ama düşüşleri ve dizlerindeki yaraları yalnızca kendisi hisseder. Ve tecrübe dediğimiz kazanımlar sıradan öğütler değil, aslında ciddi uyarılardır ki uyanmak lazım gelir. Çünkü burun dikine gidilen her aymazlık hayata yük ve yürümeyi zorlaştıran etmen olur.
Nitelikli bir yıkım tasarlayabilirdim, ince ince ve zamana yayılmış.. her gününden bir parça eksilten, usul usul bir kayboluş gibi.. Ama içimde bir ses var, aynı bedende iki rolü kaldırmıyor .. ne cellât ol diyor bana, ne de kurban. Ve içimdeki yargıç verdi hükmünü : ‘’ aynı kişiye hem suç hem ceza yazılmaz.” Bazen vazgeçmek, insanın kendine açtığı davayı düşürmesidir :)
Yıldızlar dökülürken siyahın kucağına,
Şehir susar, çekilir kendi kabuğuna.
Bir fısıltı yükselir eski hatıralardan,
Sanki bir dost seslenir o uzak kıyılardan.
Ne hüzün kalır ne keder, hepsi geceye emanet,
Karanlığın kalbinde saklıdır asıl selamet.
Uykunun eşiğinde, düşlerin tam ortasında,
Yıka ruhunu ayın o gümüşümsü tasında.
Yarın başka bir güneş, başka bir nefes demek,
Şimdi sadece durmak, sadece dinlenmek...
ZER MİDAN
-Gidelim mi Olric ?
-Gidelim efendimiz.
-Nereye ?
- Gidilecek bir yerimiz olduğundan değil efendimiz,
sadece burada daha fazla kalamadığımızdan…
tebessüm, kalbin dışarıya sızan ışığı gibidir, hem vereni hem de alanı
saniyeler içinde iyileştirme gücüne sahiptir.
hiçbir maliyeti olmamasına rağmen, bazen en ağır hüzünlerin ilacı,
bazen de en kilitli kapıların anahtar, güçlü dostlukların başlangıcıı olur.
dünyanın her yerinde, tebessüm tercüme gerektirmeyen tek lisanıdır..
Aslında su içmek , bir iki adım atmak , başını sağa sola çevirmek gibi kolay aktiviteleri bile üşenerek ve de üüff modunda yapması bile karşısındakinden ‘’ başarılı ‘’ notu almasına vesiledir.
Onca yazıya sadece anladım, peki, ok diye cevap vermesi muhatabının önce höönnkk !
ve ilaveten bu kadar enerjiyi nerden buldu acep diyerek hayretler içinde kalmasına neden olur :))
Yok iyi günündeyse bir :) işareti yapması bile insanı sanki çölde vaha bulmuş gibi mutlu etmesinden mâade
ruh halinin sevinçli mi , romantik mi ,asabi mi ya da ne olduğunu anlamaya çalışmak
kesinlikle baltayı dize vurmaktır : ))))
Lakin insan törpülene törpülene olgunlaşırmış yaa , törpülendik, olgunlaştık ve de denklemi çözdük.
Vee X = kabullenmek, sonucuna ulaştık : ))
Unutmak çok kolaydır bazen..
Zira ‘’ unutulabilir ‘’ kategorisine alınanlar için uygulama, bir delete tuşuna basmak kadar kolaydır.
Sonrası mı ?
E tabi kii hayatı yeniden başlat tuşu :))
Ona buna söylenmek bazı insanların doğal yeteneği ya da bir türlü vazgeçemediği takıntısı gibidir.
Vapurda , markette, durakta … nerde 3-5 insan görseler hemen söylenmeye, şikayete başlarlar.
Konu bulmak da çok kolaydır, hemen her konu olabilir.
Sanki doğuştan ‘’şikâyet kotasıyla’’ geliyorlardır.
Ya da kendi iç dünyasındaki huzursuzluğu ve kaosu bir tür dışa vurmak yöntemidir belki…
ne istediğimi bilecek kadar akıl
ve de
istediklerimle mutlu olmayı becerek kadar kalp ve gönül zenginliği :))
Yaşam yolunda ilerlerken herkes tökezleyebilir,
ama düşüşleri ve dizlerindeki yaraları yalnızca kendisi hisseder.
Ve tecrübe dediğimiz kazanımlar sıradan öğütler değil,
aslında ciddi uyarılardır ki uyanmak lazım gelir.
Çünkü burun dikine gidilen her aymazlık hayata yük ve yürümeyi zorlaştıran etmen olur.
Nitelikli bir yıkım tasarlayabilirdim, ince ince ve zamana yayılmış..
her gününden bir parça eksilten, usul usul bir kayboluş gibi..
Ama içimde bir ses var, aynı bedende iki rolü kaldırmıyor ..
ne cellât ol diyor bana, ne de kurban.
Ve içimdeki yargıç verdi hükmünü : ‘’ aynı kişiye hem suç hem ceza yazılmaz.”
Bazen vazgeçmek, insanın kendine açtığı davayı düşürmesidir :)
insan kendisini çözmeye çalışırken aslında adım adım yaşadığı hayatı keşfeder.
belki de esas mesele, hiçbir zaman tamamen çözememekti..