Bozuk Plak Şiiri - Emrah Dursun

Emrah Dursun
98

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Bozuk Plak

Kapısı kırık ve kilitli değildi.
Katılıp gülmekten,
Katlanmış karın hizasında, kasıldığı yerden, keten gömleği kat kat.
Kapı aralanınca, kaşlarını kaldırdı bana.
Kaldık mı karşında koşulsuz, kifayetsiz bir kaygıyla?
Nedensiz kahkahan karşısında.
Kızarıp yüzü baktı, gülmesi batınca kalbine.
Kapanan kapı ardında.

Sade Sessizlik
Sesini değiştirdi, seslendiği kesince sesini.
Sanır mısın geri gelsin, saklanıp sürprizle sakin bir gecede; sinsice?
Sayıklanan düşlere sarkıp, sıkıldığı yerden.
Sabaha bırakıp sabrını, saat bile usandı bakmaktan sayılara.
Salıp ellerinden, sandığa sığdırıldı hatıra.
Sarsıp iki eliyle, kendi yeri sandı; salınan neyse, unutulan boşlukta.
Sonra kapatıp kapağını, sıcağa bahane.
Serilip düşüncesiz sakin yerinde.
Sarılıp uyumuş mudur sancıyla?

Bilmezsin bitkinliğimi.
Bakınıp kendi hâline balkondan, batan güneşle.
Beni bulur karanlık.
"Bari bir resmim kalsaydı," diye düşündü mü elimde?
Bakıp görebilir miydim bana kalan hasretle?
Baktığın duvardaki boşluktan bir hayal ile sen.
Belki gözlerinle bana neler söylemek istediğini bulurdun, baksaydın.
Boş bakışlarınla duvardan ve bakışını alamadığın kapıdan ayırıp gözünü.
Bırakıp kendini boylu boyunca koltuklara.
Bitmek bilmeyen bir bekleyişle.

Canlanır gibi birden.
Canını sıkan bir cıvıltı ürkütüp geçmişi.
Cam kenarındaki yerinden kaldırır cansızlık.
Cins bir tatsızlık cilalar ağzını nefesle.
Civardan habersiz, öğlenden cem ettiği ikindi uykusunda ceza kalır yalnızlık.
Cevabı belli, cenk eden sorularla cebelleşirken.
Cevabı belli...
Cevabı belli...

........................

....... çizer çelimsiz cümleleri.
Çaresizlik tüm günü çekemedi.
Çetin bir kararlılıkla çekindi camlardan yola bakmaya.
Çekip akşamı çekilmeyen perdelerden.

Matem havası var, mum gibi ışıldayan odalarda.
Medeni hâlden mecbur bir yalnızlık pişman eder hesapsız gülüşleri.
Madem bilinmezdi düşünülmeyen.
Medetsizdi hani sana karşı; ne olur ki şu mevkisiz kişiden, gidemezdi... malul.
Mecburdu muhtaç olduğuna, merakını gidermez; arardı mutlak, mağlup olduğu gönlüne yenik. Duramazdı... Gelirdi...
Mutsuzca beklerken.
Mağdur bıraktı şunca vakit vazgeçilmez mesaisini; döner miydi kapıyı çeken eller.
Mahzun ıslanmış gözlerine dokunur mendiller.

Zamanı zorlama artık.
Zarara kaldı, zahmet etmeden sürdürdüğün zelil gülüşün.
Zifiri karanlıkta zor bir hamle, korkuya sığınmak.
Zayıf sokak ışıklarında, zar gibi tüllerden pencereleri örtmek.
Zeminde yalın ayak, sessizliği aramak.
Zihninde uyandırıp ilk günleri, zararına saymak zımnen geçen günleri.
Zirvesine ulaşıp uykusuzluğun, esnemek arada, zalimin bıraktığı boş yere bakıp.
Zanlısı yerine gelene kadar... uyuyamamak.

Takılma rüyalara, tanık değil o yaşananlara.
Tıkırtılara uyanıp, "Tamam," deme.
Tam da geciktiği vakitte geldi; tahammülünü bırakıp kalkma, terliğin teki henüz ayağında.
Tavandan gelen bir sesti belki, ya da trabzandan tutunan kuşların sesiydi.
Tıkayıp kulaklarını, rüyaları bırakma.
Teker teker çıkılan merdivenlerin yabancı sesi.
Tanıdığın adımlar gibi, tok ve vakur.
Tıklamadı kapıyı; takıldı anahtar şıngırtısına kulağı.
Taradı kilidin şifrelerini anahtarın dişleri.
Takıldı.
Takıldı.
Tak, tak, tak.

.................

Kapısı kırık ve kilitli değildi.
Katılıp gülmekten,
Katlanmış karın hizasında, kasıldığı yerden, keten gömleği kat kat.

"Aklımdakiler"
01.08-04.08.2026
Sakarya

Emrah Dursun
Kayıt Tarihi : 4.08.2026 21:00:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!