Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Tuna Kıpçak
Tuna Kıpçak

hangi yeryüzü gökyüzüne bakmaz; ve sanılıyor mu ki, gökyüzü de yeryüzüne meftun değildir... manası; allah matematik olarak da inkar edilemez...

  • seher yeli09.04.2026 - 13:39

  • galatasaray lisesi09.04.2026 - 13:37

  • umre09.04.2026 - 13:37

  • merhabalaşmak09.04.2026 - 13:36

  • gurur kodesi mahkumları09.04.2026 - 13:32

    mümkünlü
    heyhat,
    bu bir girdap;
    kalbimin kuytusundan beni kendine çeken,
    kederli dağın, gönül uçurumu…

    ah
    eyv/ah,
    avcıdan habersiz
    ırmağa inişi karacanın
    ve eğilip berrak suya,
    kana kana içmesi kendi kanını,
    vurulunca kalbinden…;
    ki büyü/d/l/ü suda
    kana bulanık halkalar iç içe,
    iç içe,
    halka ve girdap...
    ah,

    avcının sağ manipülasyonu,
    karacanın gözlerinin nemli tortusu,
    büyülü su, fakat;
    düşe kalka katedilen yolların,
    hangisine pay düşmemiştir,
    o en yakın vuslattan…,

    bir zahter tanesi kadar külfet olsaydı keşke;
    kara kışta buza kesen dipsizlikten çıkış,
    siy/ah doruklarını aşmak kaf dağının,
    ve hazza kölelikten azad oluş,
    ah;

    ah ki çöllerin avareliğinde körebelik…,
    dalı yaprağı budanık kalmanın hicâbı ve,
    bini bir para etmeyecek
    ömür yangını pişmanlıklar
    gel/geç/likteyken,
    bütün bildiklerini bir okyanus nazarda unutmak
    mümkünlü;
    bir yadigâr kutsalı
    ve vaktin emaneti olaydı bu nazar…,
    nolaydı,
    her yönün çıkmazı bir secdede nihayet bulaydı;
    ah;

    kundak kokulu bebek masumluğuyla bulmak yokluğu,
    ve gözyaşlarıyla yürek katranını yıkamak dem be dem;
    zamanın sarkacında umut tohumları çatlasa,
    tufan sonrası durulan umman;
    kalpte bir ab/ı hayat katresi olsa…,
    ve konma/göçme aleminin ayrılıkları,
    için için,
    içine akan bir ırmak,
    ah kardeş payı edilen saatlerde,
    ömür biriktirmek,
    mümkünlü olaydı;
    ah nolaydı...,

    turuncu ve kızıl gül yapraklarını
    ebeden soldurmayacak rahmet;
    ıslak kaldırımlara
    yüzükoyun serilmiş ölüleri dahi
    diriltebilse mesela…,
    ve kendinden gayrısını bilmez kibrin,
    mülevves göz pınarlarını kurutup,
    nâdim bir nefesten buğu olaydı,
    isli,
    kasvetli kodes camlarında,
    nolaydı…,
    ah;

  • çöl gecelerinin vefalısına hicret09.04.2026 - 13:31

    vahdet

    sen; en çok kendine kıyabilensin,
    uçurumlara atlayabilecek kumaştayken,
    yaya kalmayı da seçebilirsin sen,
    ki nefeslerin vahdet kokar senin…

    yeni bir hayat bahşedilen,
    beyzaden olmak kadar; özelsin,
    endamı zarif dağlar gibi,
    gönlü dipsiz ummanlar gibi,
    güzeller güzeli bir çelebi,
    olgun ve mütekâmilsin sen,

    hasreti içime dolan;
    bendesi olduğum yârim,
    beni özleyen beni anan yârim,
    vadesizim, mecalsizim, çaresizim,
    şu kandil gününde,
    münzevi bir derviş kadar sensizim,
    sahipsizim,
    garibim, bir fukara isimsizim,
    ah

    yüreğine kara kirpiklerle diktin beni,
    ve sana bulutları göstererek,
    - bu tabloyu kim yapmış
    diye sormuştum,
    sense,
    - gökyüzümsün
    dedin bana madem,
    o halde söyle;
    hangi yeryüzü gökyüzüne bakmaz,
    ve sanılıyor mu ki,
    gökyüzü de yeryüzüne meftun değildir…

    vaslına erdiğin sır ırmakları menzilin olsun,
    ayağına taş değmeden;
    zindan çilenin izleri alnında,
    gücenmiş dudaklarından süzülen tebessüm,
    yüreğine ve yufka bağrına aksın,

    tekil bir itikaf çal kendine,
    felek rüzgarında ağaran şakaklarının ak ışıltısı
    ve gece gözlerinden süzülen hüznünle
    bakarken uzaklara,
    aşkın soldurduğu dudakların kapalı,
    omuzunda reyhanlıdan ayrılığın ağır yükü,
    kederlisin;
    duru sular kadar yorgun,
    ve yoksun,
    ah
    kaç kez dedim,
    bir kan merkezi tufanında unuttum bildiklerimi,
    köklerinden kopuk ve ömrüme sığmayan,
    bir gurbet yolculuğuna savurdu benliğimi,
    zahirin günübirlik oyunları…

    neyi aşk sandığını unutmuş,
    bir hafızasız yürek belle beni
    hicretinin vefalısı olarak,
    ah

  • istanbul üniversitesi siyasal bilgiler fakültesi09.04.2026 - 12:50

  • Baban bana öğüt verirken, ben inek gözünde kırk sinek saydım.09.04.2026 - 12:49

    senlik benlik
    e/y\n/ sevgili\aşk…,
    biz;
    kadim yadigâr, tuna ve nil…
    t\aksim görmüş bulutların altında,
    hürriyetleri ellerinde,
    avuç avuca muhibbânız biz;
    aydınlık kuytumuzda
    biz ikimiz…
    ki ezelden ebede birbirine akan
    ve ummanına hasret çeken her demde
    ikimiz,
    senlik benliksiz,
    \ah\

  • veda busesi09.04.2026 - 12:48

  • lokman hekim09.04.2026 - 12:47

    he/kimim

    kaldır ayrılığın perdesini
    gözlerimiz bir kez daha kamaşsın ayniyetle,
    göz bebeklerimiz hicapla yere baksın,
    uzun sürmez bilirsin zaten efsunkâr muhabbetler;
    hızır/ilyas tepesinde bir yetimhane türküsü gibi,
    şimdi ayrılık…

    ki beni mahbup mu sandın sevgili hekimim,
    senden de, benden de öte ve
    bizden ziyade,
    pusuladır muhabbet;
    rotasız ve yolda kalmış yalnızlara,
    yedi yöndür aşıklara vuslat çilesi…
    ah

    olmazsan olmaz,
    sen olmazsan olmaz;
    kuşlar konmaz dallarıma ve iyi gelmez kasvetime,
    denizden esen rüzgâr…
    canımsın, yoldaşımsın, sırdaşımsın
    son çare he/kimim;

    ve sıyırdım yüreğimin zarını,
    kızıl denizin tuzu gözlerimde/halsizim...
    yüreğini kuytuya seren,
    sümbül yüzlü,
    yanık buğday tebessümlü lokmanım,
    o aydı,
    doğru mevsim doğru kış/doğru yazdı/doğru güz/
    doğru ba/har/dı, …yazgıydı…
    gün doğru gündü,
    cuma vaktinin müjdecisi,
    soluğu tütün kokan perşembe;
    takvimler yalan söylemez…

    artık gel desen bile gelemem,
    hicâbım var yollarım biçildi,
    kutsanarak ayrılık yemini içildi,
    sevgili hızır/ilyas muştusu, sende;
    bütün benliklerden geçildi, muhabbetin;
    en ayağa düşmeyeni seçildi,
    umulur ki böylece,
    sonsuzluk sevildi,
    o da umulur ki,
    bilirsin…
    ah

    sanıyor musun ki,
    ey güya kıraati düzgün karî,
    bu dizeleri avlamak için yazıyorum seni
    ve gözüne girme çabamdır bunlar,
    öyle mi…
    her harfi damla damla gözyaşımdır,
    yalnız;
    yalnız sana akan,
    sendeki halis saflığa,
    ve feleğe sitemdir dizelerim,
    ah

    ey aşk; varsın münkir desinler,
    sunarım kızıl ve kenarda kalmış güllerimi ben,
    tenha yüreğine…

    bir küfür gibi doldu içime
    kavuşup/ayrılmamız,

    keramet eblehlerine postnişin atarım ikimizi de,
    ki içimde uğuldayan ötenazi,
    ne olur sus sus,

    ve şimdi;
    hiçlik mezhebindeyim,
    yurtsuz ve
    kimse/sizim,
    sevgili; terk/et/me/beni
    ah