İnsan kendine kıymaz çoğu zaman; sadece içindeki bir parçayı gömer. Her yara biraz daha küstürür ve susturur. Ve en ağır cenazeler, başkalarının bilmediği yerlerden kalkar..
Gerçek şu ki ; Zaman, sessiz bir soğuk gibi sızar kemiklere; hiçbir acıyı duyurmaz, sadece bırakır izlerini.. Gözler hatırladıkça yanar, yürekler suskunlukla öder geçmişin borcunu.
Senden vazgeçtim. Bir fırtınadan sonra denizin kendi içine çekilmesi gibi ağır ve sessiz. Adın bir zamanlar kalbimin en aydınlık yerine asılıydı; şimdi solmuş bir levha gibi hatıraların duvarında duruyor.
İnsan, uzaklarda kalan bir gülüşün peşinden yürürken, zamanın ince ince ördüğü ağlarda sıkışır; Sonra geceler, yıldızlarıyla birlikte içindeki boşluğu yavaş yavaş örer. O vakit; boşluklarda yaşamak bir varoluş biçimin olur.
Hayat dediğin, iki suskunluk arası bir cümle: doğumla başlar, ölümle noktalandığını sanırsın… oysa anlamı, aradaki virgüllerde gizlidir.
_Hayat ;
ne affeder ne de cezalandırır, sadece gösterir.
Gören için ders, bakıp geçen için tekrar olur.
İnsan kendine kıymaz çoğu zaman; sadece içindeki bir parçayı gömer.
Her yara biraz daha küstürür ve susturur.
Ve en ağır cenazeler, başkalarının bilmediği yerlerden kalkar..
_ÖğrendiM ki_
İnsan, kendine geç kaldığı kadar, kimseye erken değildir.
Ne garip…
Bir insanı unutmak, onu sevmekten daha fazla emek istiyormuş.
N a s ı L unutulur B i L M i Y O r U M.
Bir kalbin nasıl usul usul çürüyebileceğini estetik bir sükûtla gösterdiğin için.
~ T E Ş E K K Ü R E D E R İ M ~
Gerçek şu ki ;
Zaman, sessiz bir soğuk gibi sızar kemiklere; hiçbir acıyı duyurmaz, sadece bırakır izlerini..
Gözler hatırladıkça yanar, yürekler suskunlukla öder geçmişin borcunu.
Senden vazgeçtim.
Bir fırtınadan sonra denizin kendi içine çekilmesi gibi ağır ve sessiz.
Adın bir zamanlar kalbimin en aydınlık yerine asılıydı; şimdi solmuş bir levha gibi hatıraların duvarında duruyor.
Yokluğunun acemisi yüreğim;
sessizlik, içimde yeni bir karanlık çizerken
her bekleyiş, yüreğime acının ilmini öğretiyor.
İnsan, uzaklarda kalan bir gülüşün peşinden yürürken, zamanın ince ince ördüğü ağlarda sıkışır;
Sonra
geceler, yıldızlarıyla birlikte içindeki boşluğu yavaş yavaş örer. O vakit; boşluklarda yaşamak bir varoluş biçimin olur.