******ESSELAMÜN ALEYKÜM BEŞER ALEMİ****** Dün akşam Teravih Namazından sonra, bir ahbabımla biraz gezindik. Ramazan çadırına uğradık. Biraz Mahalle Parkında oturduk. Eskiden Atamız-Dedemiz hep derlerdi, o eski Ramazanlar kalmadı. Ben de derdim ki, ya hu Ramazan'ın eskisi yenisi olur mu??? Dün akşam gördüklerimden sonra, şimdi de ben diyorum ki, hani nerde o neşeli Ramazan akşamları. Eskiden Ramazan çadırına eğlenmek için gidilirdi. şimdiyse İftarı-Sahuru beleşe getirebilirmiyiz diye gidiliyor. Bazı nursuzlar da kalabalıktan faydalanıp söğüşleme yapmak için gidiyorlar. Ne Ramazan Manileri kalmış, ne de sohbet-muhabbet kalmış... Biraz da Parkta oturduk. Herkes kendi haline, suskun, perişan suratlar asık.Gülmü- yor yüzler, pusulu gözler, hep sancılı sohbet sözler. Köşeler de gizli saklı gençler oturuyorlar. onlar da ellerine almış telefon tık-tık-tık...Yanında ki arkadaşı umurunda değil. Bir ağaç gölgesin de iki sevgili çok sıkı oturmuşlar, birinin sağ, birinin sol kolu dolanmış boyunlara??? Amma ve lakin onların da ellerinde Telefon TIK-TIK-TIK..... Bu sorumsuz-şuursuz-aymaz gençlerimiz yarınların umudu, Öğretmeni. Mühendisi, Kaymakam-Valisi, belki de Vekili, Mebusu??? İşte temelsiz bina buna denir..... Geç saatler de eve geldim. Her zaman olduğu gibi, gönlümün sultanı, sevgili eşim Çay demlemiş beni bekliyor. Tam nerdesin HERİF diyecekken, yüzüme bakıp Ya-hu matem odasından mı geliyorsun dedi.... Dedim evet Hanım aynen öyle, matem oda- sından geliyorum.....VESSELAM ----BİR YORGUN DEMOKRATIN SOLGUN KALEMİNDEN----
****MUHTEREM, Materyal olgunun tamam olduğu ve sübuta erdiğini görür ve anlarız. Amenna ve saddakna. Ancak **AKLIN** tamama erdiğini nasıl anlayacağız???
*****Bu gün erken saatlerde yazdığım **Bir fincan Kahvenin kırk yıl hatırı var** başlıklı yazım silinmiş. Ayrıca benzer bir çok yazılarım silinmektedir. Tetkik Jüri tarafından hoş karşılanmayan veya siyasi muhtevalı görülebilir. Ancak neden silindiğini her hangi bir şekilde bize anlatılamaz mı. Örneğin Mesaj sayfamıza not düşülemez mi...Saygılarımla. -------OZAN ÇAKIROĞLU-------.
Bazen olumsuz olay ve gelişmeler, İnsana Rahmani bir çağrıdır. Her türlü olumsuzluktan ve kötülüklerden sakınmayı işaret eder. Merhameti fısıldar, müspet düşünmeyi ve davranmayı öğütler... Yaradan her müsübeti bize irşat eylesin...
*****UNUTULMAZ BİR AŞKTIR LİSELİ YILLAR***** Lise'de çok muhterem hocalarımız vardı. Yaşayan bütün hocalarımı saygıyla selamlarım, Merhum olanlara Allah Rahmet eylesin. Mekânları Cennet, Ruhları Şad olsun. Sayın Salih Altun hocamız, bir gün Edebiyat dersinde Defterime Şiir yazarken gördü. Aldı Defteri yazdığım Şiiri sınıfa okudu. Ben kızar diye düşünürken. Salih bey, sınıfa Şiiri nasıl buldunuz diye sorunca, Sınıf mevcudu hep birden alkışladılar. Hoca sınıfa şöyle bir baktı ve dedi ki Şiiri ya anlamadınız, ya da Arkadaşınıza müzahir oluyorsunuz diye kızdı. Salih hocam bana döndü ve dedi ki? Sen bağlama çalıyorsun, peki bu Şiiri Türkü olarak besteleyebilirmisin diye sorunca, ben dumura uğradım. Çünkü Şiiri ölçüsüz-uyaksız yazmıştım. Sınıfta benden başka Şiir yazan arkadaşlarım da vardı. Saygıdeğer Hocam, hepimize birden Serbest vezinle Şiir yazmak tembel ve kolaycıların işidir. Pir Sultanlar Dar Ağacına giderken kafiyeli ve uyaklı koşmalar söylemiştir. Aşık Veyseller, Aşık Şenlikler, Deryami ve Sümmaniler Asla ve kat-a Serbest, yani özgün Şiir yazmamışlardır. Nasihatım odur ki, her ne iş yaparsanız yapın, asla kaypak ve kolaycı olmayın... Ben 14 yaşımdan beri Şiir yazmaktayım. iki binden fazla Şiirim var. Hepsi 7--8--ve 11 li hece ölçüsüyle yazılmıştır. Bir kısmını kendim besteledim. Bazen hasbelkader çalar söylerim... Üç uşak yetiştirdim, Üçü de Bağlamayı eline almaz. Ancak, küçük kızım benden gizli Gitar almış. Onu da çalmayı öğrenemedi.... Saygıdeğer Salih Hocamın nasihatı benim her daim baş tacımdır. Eğer ki merak eden olursa, Şiir sayfamda **ŞAVŞATLI SALİH ALTUN HOCA** başlıklı Şiirimi okuyabilirler... ------OZAN ÇAKIROĞLU-------
******KİN-KİBİR-NEFRET****** Terbiye edilmemiş nefis, insana kötülüğü emreder. Dolayısıyla İNSANLIK kötü duygularının ne kadar kontrol edilebildiği ile doğru orantılı bir statüdür. Kin-kibir ve nefret insanın hak ve adalet gibi olgulardan eşit yararlanmadığında Şahıslar, her türlü tavır ve tutumlara karşı derin bir kızgınlık duyarlar. Hatta derin ve taşkın bir ruh haliyle intikam alma duyguları kabarır. Demem o ki, kin-kibir ve nefret duygusu insan da öfke, kızgınlık, üzüntü, isyan ve hoşgörüsüzlük ile doğru karekterizedir. Bunların kaynağı Aile de ve çevre de, Şiddete maruz kalmış, aşağılanmış ve ötekileştirilmiş kişilerde vuku bulur ve bir salgın virüs gibi Toluma yayılır...VESSELAM... -----BİR YORGUN DEMOKRATIN SOLGUN KALEMİNDEN-----
****Her çocuk Dünya'ya gelmek ister. Ancak Dünya'yı ne görmüştür ne de bilmiştir**** Ustalar ustası Aşık Veysel amâ idi. Zira Dünya'yı bir çok diplomaliden daha iyi görür ve tanırdı. Türkiye'de ilk kez Bağlama da **LA** karar notasını bulmuş bir Ozandır. Hani Sayın Arif Sağ hocamızın bağlama çalış metodu var ya. O tarz da bağlama çalan ilk ozanımız Aşık VEYSEL'dir. 600 Şiirini kendi besteleyip çalıp-söylemiştir. Biz daha bir Şiirimizi ezberleyemiyoruz...İşte asıl çelişki budur. -----İnsan görmese de, düşünebilen, fikir üretebilen, mantık yürütebilen ve uygulayan bir varlıktır. Her şeyden önemlisi, bütün mahlukatlar içinde, Tarihsel bilinci olan bir tek canlı İNSANDIR. -----Bahtinur Hanım, daha öncede söylemiştim. Çok ilginç ve oldukça düşündürücü tespit- leriniz var. Bakınız ben de düşündüm ve düşündüklerimi yukarı da beyan ettim... -----Saygıyla Selamlarım-----
**ASALET-ZARAFET ÖZ GİZLİ KALSIN** İnsan hasıl oldu, Adem'den beri Haram yemeseydi, Cennet'ti yeri Görünmez oldular Cin-Şeytan Peri Bunların sırrını, çöz gizli kalsın. . Bu yalan Dünya'nın tasası bitmez Gülşensiz bahçenin, Bülbülü ötmez Bazen de işlerin, yolun da gitmez Gizemli esrarın, Ruz gizli kalsın. . Çakıroğlu der ki, sağlam duralım O müşrik fesattan, hesap soralım Hayır-hasenatla, Hakka varalım Arzını Mevlaya, Yaz gizli kalsın... ---OZAN ÇAKIROĞLU---
******ESSELAMÜN ALEYKÜM BEŞER ALEMİ******
Dün akşam Teravih Namazından sonra, bir ahbabımla biraz gezindik. Ramazan
çadırına uğradık. Biraz Mahalle Parkında oturduk. Eskiden Atamız-Dedemiz hep
derlerdi, o eski Ramazanlar kalmadı. Ben de derdim ki, ya hu Ramazan'ın eskisi
yenisi olur mu???
Dün akşam gördüklerimden sonra, şimdi de ben diyorum ki, hani nerde o neşeli
Ramazan akşamları. Eskiden Ramazan çadırına eğlenmek için gidilirdi. şimdiyse
İftarı-Sahuru beleşe getirebilirmiyiz diye gidiliyor. Bazı nursuzlar da kalabalıktan
faydalanıp söğüşleme yapmak için gidiyorlar. Ne Ramazan Manileri kalmış, ne de
sohbet-muhabbet kalmış...
Biraz da Parkta oturduk. Herkes kendi haline, suskun, perişan suratlar asık.Gülmü-
yor yüzler, pusulu gözler, hep sancılı sohbet sözler. Köşeler de gizli saklı gençler
oturuyorlar. onlar da ellerine almış telefon tık-tık-tık...Yanında ki arkadaşı umurunda
değil. Bir ağaç gölgesin de iki sevgili çok sıkı oturmuşlar, birinin sağ, birinin sol kolu
dolanmış boyunlara??? Amma ve lakin onların da ellerinde Telefon TIK-TIK-TIK.....
Bu sorumsuz-şuursuz-aymaz gençlerimiz yarınların umudu, Öğretmeni. Mühendisi,
Kaymakam-Valisi, belki de Vekili, Mebusu??? İşte temelsiz bina buna denir.....
Geç saatler de eve geldim. Her zaman olduğu gibi, gönlümün sultanı, sevgili eşim
Çay demlemiş beni bekliyor. Tam nerdesin HERİF diyecekken, yüzüme bakıp Ya-hu
matem odasından mı geliyorsun dedi.... Dedim evet Hanım aynen öyle, matem oda-
sından geliyorum.....VESSELAM
----BİR YORGUN DEMOKRATIN SOLGUN KALEMİNDEN----
****MUHTEREM, Materyal olgunun tamam olduğu ve sübuta erdiğini görür ve anlarız.
Amenna ve saddakna. Ancak **AKLIN** tamama erdiğini nasıl anlayacağız???
*****Bu gün erken saatlerde yazdığım **Bir fincan Kahvenin kırk yıl hatırı var** başlıklı
yazım silinmiş. Ayrıca benzer bir çok yazılarım silinmektedir. Tetkik Jüri tarafından hoş
karşılanmayan veya siyasi muhtevalı görülebilir. Ancak neden silindiğini her hangi bir
şekilde bize anlatılamaz mı. Örneğin Mesaj sayfamıza not düşülemez mi...Saygılarımla.
-------OZAN ÇAKIROĞLU-------.
Bazen olumsuz olay ve gelişmeler, İnsana Rahmani bir çağrıdır.
Her türlü olumsuzluktan ve kötülüklerden sakınmayı işaret eder.
Merhameti fısıldar, müspet düşünmeyi ve davranmayı öğütler...
Yaradan her müsübeti bize irşat eylesin...
*****UNUTULMAZ BİR AŞKTIR LİSELİ YILLAR*****
Lise'de çok muhterem hocalarımız vardı. Yaşayan bütün hocalarımı saygıyla selamlarım,
Merhum olanlara Allah Rahmet eylesin. Mekânları Cennet, Ruhları Şad olsun.
Sayın Salih Altun hocamız, bir gün Edebiyat dersinde Defterime Şiir yazarken gördü. Aldı
Defteri yazdığım Şiiri sınıfa okudu. Ben kızar diye düşünürken. Salih bey, sınıfa Şiiri nasıl
buldunuz diye sorunca, Sınıf mevcudu hep birden alkışladılar. Hoca sınıfa şöyle bir baktı
ve dedi ki Şiiri ya anlamadınız, ya da Arkadaşınıza müzahir oluyorsunuz diye kızdı.
Salih hocam bana döndü ve dedi ki? Sen bağlama çalıyorsun, peki bu Şiiri Türkü olarak
besteleyebilirmisin diye sorunca, ben dumura uğradım. Çünkü Şiiri ölçüsüz-uyaksız yazmıştım.
Sınıfta benden başka Şiir yazan arkadaşlarım da vardı. Saygıdeğer Hocam, hepimize birden
Serbest vezinle Şiir yazmak tembel ve kolaycıların işidir. Pir Sultanlar Dar Ağacına giderken
kafiyeli ve uyaklı koşmalar söylemiştir. Aşık Veyseller, Aşık Şenlikler, Deryami ve Sümmaniler
Asla ve kat-a Serbest, yani özgün Şiir yazmamışlardır. Nasihatım odur ki, her ne iş yaparsanız
yapın, asla kaypak ve kolaycı olmayın...
Ben 14 yaşımdan beri Şiir yazmaktayım. iki binden fazla Şiirim var. Hepsi 7--8--ve 11 li hece
ölçüsüyle yazılmıştır. Bir kısmını kendim besteledim. Bazen hasbelkader çalar söylerim...
Üç uşak yetiştirdim, Üçü de Bağlamayı eline almaz. Ancak, küçük kızım benden gizli Gitar
almış. Onu da çalmayı öğrenemedi....
Saygıdeğer Salih Hocamın nasihatı benim her daim baş tacımdır. Eğer ki merak eden olursa,
Şiir sayfamda **ŞAVŞATLI SALİH ALTUN HOCA** başlıklı Şiirimi okuyabilirler...
------OZAN ÇAKIROĞLU-------
******KİN-KİBİR-NEFRET******
Terbiye edilmemiş nefis, insana kötülüğü emreder. Dolayısıyla İNSANLIK kötü
duygularının ne kadar kontrol edilebildiği ile doğru orantılı bir statüdür.
Kin-kibir ve nefret insanın hak ve adalet gibi olgulardan eşit yararlanmadığında
Şahıslar, her türlü tavır ve tutumlara karşı derin bir kızgınlık duyarlar. Hatta derin
ve taşkın bir ruh haliyle intikam alma duyguları kabarır.
Demem o ki, kin-kibir ve nefret duygusu insan da öfke, kızgınlık, üzüntü, isyan ve
hoşgörüsüzlük ile doğru karekterizedir. Bunların kaynağı Aile de ve çevre de, Şiddete
maruz kalmış, aşağılanmış ve ötekileştirilmiş kişilerde vuku bulur ve bir salgın virüs
gibi Toluma yayılır...VESSELAM...
-----BİR YORGUN DEMOKRATIN SOLGUN KALEMİNDEN-----
****MUHTEREM ŞAİRİM****
Eyvallah, çok teşekkür ederim. Bahtınız açık, mevcudiyetiniz daim olsun.
****Her çocuk Dünya'ya gelmek ister. Ancak Dünya'yı ne görmüştür ne de bilmiştir****
Ustalar ustası Aşık Veysel amâ idi. Zira Dünya'yı bir çok diplomaliden daha iyi görür
ve tanırdı. Türkiye'de ilk kez Bağlama da **LA** karar notasını bulmuş bir Ozandır.
Hani Sayın Arif Sağ hocamızın bağlama çalış metodu var ya. O tarz da bağlama çalan
ilk ozanımız Aşık VEYSEL'dir. 600 Şiirini kendi besteleyip çalıp-söylemiştir. Biz daha bir
Şiirimizi ezberleyemiyoruz...İşte asıl çelişki budur.
-----İnsan görmese de, düşünebilen, fikir üretebilen, mantık yürütebilen ve uygulayan bir
varlıktır. Her şeyden önemlisi, bütün mahlukatlar içinde, Tarihsel bilinci olan bir tek canlı
İNSANDIR.
-----Bahtinur Hanım, daha öncede söylemiştim. Çok ilginç ve oldukça düşündürücü tespit-
leriniz var. Bakınız ben de düşündüm ve düşündüklerimi yukarı da beyan ettim...
-----Saygıyla Selamlarım-----
**ASALET-ZARAFET ÖZ GİZLİ KALSIN**
İnsan hasıl oldu, Adem'den beri
Haram yemeseydi, Cennet'ti yeri
Görünmez oldular Cin-Şeytan Peri
Bunların sırrını, çöz gizli kalsın.
.
Bu yalan Dünya'nın tasası bitmez
Gülşensiz bahçenin, Bülbülü ötmez
Bazen de işlerin, yolun da gitmez
Gizemli esrarın, Ruz gizli kalsın.
.
Çakıroğlu der ki, sağlam duralım
O müşrik fesattan, hesap soralım
Hayır-hasenatla, Hakka varalım
Arzını Mevlaya, Yaz gizli kalsın...
---OZAN ÇAKIROĞLU---
***Yurdumun, Taşı-Toprağı Halkın Mülküdür,
***Hürriyet-i Var Eden, Unsur Hakkıdır...
----OZAN ÇAKIROĞLU----