Büyük bir kedi, kendi kuyruğunu kovalayan küçük kediye sorar; neden kuyruğunu kovalıyorsun? Yavru kedi cevaplar. Mutlu olmak istiyorum ve mutluluğun kuyruğum olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle onu kovalıyorum, yakaladığımda mutluluğu da yakalayacağım. Bunun ardından yaşlı kedi gülümser ve “ gençken ben de mutluluğun kuyruğum olduğuna karar vermiştim. Ama sonra şunu farkettim ki, ne zaman onu kovalasam benden uzaklaşıyor, ne zaman kendi işime baksam hep peşimden geliyor.
Dünya güzel çocuk dünya yaşanılası bir yer, düzlük değil sadece inişleri yokuşları var. İnişlerde ne olacağım, çıkışlarda ne oldum derdine düşme; unutma hayat tek kişiliktir mezarda öyle. Ata kızı
İlk denemeler hemen hemen herkeste başarısızlıkla sonuçlanır hani kırklı yaşlar diyoruz ya döktüklerimizi toplayıp kırdıklarımızı tamir etmek vakti gelince kendi değerimizi daha çok anladığımız zaman ancak bunu başarabiliyoruz. :)
Zeytinlik Rainer Maria Rilke Kurşunî yapraklar altında çıktı yukarlara kurşunî hep ve zeytinliklere karışırcasına; toza belenmiş alnını gömdü sonra kızgın elinin tozluluğuna. Hepsinden sonra bu. İşte buydu sonu. Gözlerim körleşirken gitmeliyim ben; neden istiyorsun bunu, var olduğunu neden söyliyeyim, seni artık bulamazken. Artık bulamıyorum seni bende, hayır. Başkalarında da. Bu taşta da yoksun sen. Artık bulamıyorum seni. Yalnızım ben. Bütün insanlığın acısıyla yalnızım, onu seninle hafifletmek için omuzlamıştım; oysa yoksun, adsız utanç, sen... Sonradan anlatıldı: “Bir melek geldi derken...” Ne meleği? Ah geceydi gelen ağaçlarda yaprakları ilgisizce kımıldatarak. Havarilerse düşlerinde sıçradılar ancak. Ne meleği? Ah geceydi gelen. Görülmemiş bir gece değildi gelen gece; onun gibi yüzlercesi geçip gider. Sonra köpekler uyur, taşlar durur öylece. Ah yaslı bir gece, ah herhangi bir gece tekrar sabahın olmasını bekleyen. Melekler böyle yakaranlara gelmez çünkü, geceler genişlemez bunların çevresinde. Kendini kaybedenleri her şey bırakır yüzüstü; babalar onları terkederler, kapanır onlara analar rahmi de. (Çev: A.Turan Oflazoğlu)
Günaydınlar olsun herkese Rodin’in heykellerindeki ustalığa bakarsak zaman zaman insan anatomisini reddeden sıra dışılığı görürüz usta şiire gönül verse herhalde yine heykelleriyle aynı derecede sıra dışı ve bir o kadar da muhteşem eserler katardı sanat dünyasına. Belki de :)
Güzel insanlar güzel yaşamayı hak ediyordu. :)
Wayne W.Dyer kitabından
Büyük bir kedi, kendi kuyruğunu kovalayan küçük kediye sorar; neden kuyruğunu kovalıyorsun? Yavru kedi cevaplar. Mutlu olmak istiyorum ve mutluluğun kuyruğum olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle onu kovalıyorum, yakaladığımda mutluluğu da yakalayacağım. Bunun ardından yaşlı kedi gülümser ve “ gençken ben de mutluluğun kuyruğum olduğuna karar vermiştim. Ama sonra şunu farkettim ki, ne zaman onu kovalasam benden uzaklaşıyor, ne zaman kendi işime baksam hep peşimden geliyor.
Dünya güzel çocuk dünya yaşanılası bir yer, düzlük değil sadece inişleri yokuşları var. İnişlerde ne olacağım, çıkışlarda ne oldum derdine düşme; unutma hayat tek kişiliktir mezarda öyle.
Ata kızı
"Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir" diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?
Şema-i Tebrizi
İlk denemeler hemen hemen herkeste başarısızlıkla sonuçlanır hani kırklı yaşlar diyoruz ya döktüklerimizi toplayıp kırdıklarımızı tamir etmek vakti gelince kendi değerimizi daha çok anladığımız zaman ancak bunu başarabiliyoruz. :)
Sıradan bir gündü pılımı pırtımı toplayıp gittim uzaklara gittiğim sokaklar, ev, iş, hayat işte başımla birlikte bastı bağrına gidiş o gidiş.
Aslında başımızı almadan gideriz desem:)
Geçmişte başımızı bırakmasak keşke bedenimiz gibi gittiğimiz yere başımızı da alıp gidebilsek:)
Günaydın Tuba hanım
Teşekkür ederim iyi bayramlar olsun bilmukabele.
Rilke şiirleri geldi aklıma
Zeytinlik
Rainer Maria Rilke
Kurşunî yapraklar altında çıktı yukarlara
kurşunî hep ve zeytinliklere karışırcasına;
toza belenmiş alnını gömdü sonra
kızgın elinin tozluluğuna. Hepsinden sonra bu. İşte buydu sonu.
Gözlerim körleşirken gitmeliyim ben;
neden istiyorsun bunu, var olduğunu
neden söyliyeyim, seni artık bulamazken. Artık bulamıyorum seni bende, hayır.
Başkalarında da. Bu taşta da yoksun sen.
Artık bulamıyorum seni. Yalnızım ben. Bütün insanlığın acısıyla yalnızım,
onu seninle hafifletmek için omuzlamıştım;
oysa yoksun, adsız utanç, sen... Sonradan anlatıldı: “Bir melek geldi derken...” Ne meleği? Ah geceydi gelen
ağaçlarda yaprakları ilgisizce kımıldatarak.
Havarilerse düşlerinde sıçradılar ancak.
Ne meleği? Ah geceydi gelen. Görülmemiş bir gece değildi gelen gece;
onun gibi yüzlercesi geçip gider.
Sonra köpekler uyur, taşlar durur öylece.
Ah yaslı bir gece, ah herhangi bir gece
tekrar sabahın olmasını bekleyen. Melekler böyle yakaranlara gelmez çünkü,
geceler genişlemez bunların çevresinde.
Kendini kaybedenleri her şey bırakır yüzüstü;
babalar onları terkederler,
kapanır onlara analar rahmi de. (Çev: A.Turan Oflazoğlu)
Günaydınlar olsun herkese
Rodin’in heykellerindeki ustalığa bakarsak zaman zaman insan anatomisini reddeden sıra dışılığı görürüz usta şiire gönül verse herhalde yine heykelleriyle aynı derecede sıra dışı ve bir o kadar da muhteşem eserler katardı sanat dünyasına.
Belki de :)
Ben teşekkür ederim Mehmet bey