…desem de inanma senden vazgeçmez aklım. Fikrim hep yanında ne olur ki ölümlü bedenim uzak olsa,” benim ölüm de dirim de seninle” demiştin bir Aralık. İşte ben hep oradayım sevgili. Ata kızı .
Yaşarken yara almamak mümkün değil. Şu da var ki; yaralanırken aynı zamanda da onarılır bir taraftan olgunluk sarar sarmalar üzerini ve büyürüz. ( ruhsal) kimileri birkaç yılda kimileri bir günde. Ama mutlaka büyürüz.
Mesafeler bazen bir bebek ölümü kadar kısa Bazen kırağıların yağması kadar saçlara Yaşamak; belirsizliğe yolculuk, Olsa olsa an, ya da bir nefes miktarı Belki de göz açıp kapamak kadar Bu çetin mesafede yaşamak sorunsalı An’ı değerli kılan Ne varsa sine sine içime, çeke çeke Bahşedilmiş kirpik kıpırdatmalarıma Ağlamak da bana gülmekte yaraşır Neydi bütün bunlara sebep Bir elma bu kadar etkiliyse kurallada Sırf bir ısırık uğruna kurulduysa dünya Bu yüzden belki de Cennet cehennem dünyada İnce meseleler, kıl kadar! Ve insan; Tıpkı elmayı ilk ısırdığı günkü kadar umarsız ve doyumsuz. Ata kızı
Her yeni gün yeniden doğmak gibi, dün için geçmiş, yarın için, gelecek bu hesaba göre; sadece “bugün” yaşamak bir gün öyleyse. Geçmiş anı, gelecek belki de yok. Çünkü insan bunu bilmiyor. Evet böyle olmalı. Unutmamak gibi bir özelliğimiz olmasaydı geçmişimiz de olmazdı. Öyleyse beyin denen kayıt sistemiyle alakalı sadece bize hayatı bir bütün haline getirmek. Aslında hayat bir gün. Ve biz bu kadar kısa olan hayatımızı geçmiş ve gelecek düşüncesiyle boşa geçirebiliyoruz. Ertelenen her şey ziyanlık gibi şimdi böyle düşününce. Zamanı; yıl, ay, hafta, gibi dilimlere ayırmak ne kadar doğruydu acaba. Çünkü planlar hep buna göre yapılıyor. Düşünsenize hayat hep şans üzerine kurulmuş. Planlar yapıyoruz ama yaşayıp yaşamayacağımızı bilmeden.
İçimde şelaleler var coşkun ve hırçın ulaşmak ister gibi yeryüzündeki tüm topraklara. Ayaklarım aklıma ağır geliyor, herbir zerrem, herbir çiçeğine değer mi dersin, “dünyanın” insandan köprüler kurmalıyım hak diye diye herbir zümreye…
:)))
Teşekkür ederim efendim hoş geldiniz.
…desem de inanma senden vazgeçmez aklım. Fikrim hep yanında ne olur ki ölümlü bedenim uzak olsa,” benim ölüm de dirim de seninle” demiştin bir Aralık. İşte ben hep oradayım sevgili.
Ata kızı .
Yaşarken yara almamak mümkün değil. Şu da var ki; yaralanırken aynı zamanda da onarılır bir taraftan olgunluk sarar sarmalar üzerini ve büyürüz. ( ruhsal) kimileri birkaç yılda kimileri bir günde. Ama mutlaka büyürüz.
Mesafeler bazen bir bebek ölümü kadar kısa
Bazen kırağıların yağması kadar saçlara
Yaşamak;
belirsizliğe yolculuk,
Olsa olsa an, ya da bir nefes miktarı
Belki de göz açıp kapamak kadar
Bu çetin mesafede yaşamak sorunsalı
An’ı değerli kılan
Ne varsa sine sine içime, çeke çeke
Bahşedilmiş kirpik kıpırdatmalarıma
Ağlamak da bana gülmekte yaraşır
Neydi bütün bunlara sebep
Bir elma bu kadar etkiliyse kurallada
Sırf bir ısırık uğruna kurulduysa dünya
Bu yüzden belki de
Cennet cehennem dünyada
İnce meseleler, kıl kadar!
Ve insan;
Tıpkı elmayı ilk ısırdığı günkü kadar umarsız ve doyumsuz.
Ata kızı
Madem kayıt sistemi dedik, anılar dedik. O vakit bugün anılar günü olsun.
Her yeni gün yeniden doğmak gibi, dün için geçmiş, yarın için, gelecek bu hesaba göre; sadece “bugün” yaşamak bir gün öyleyse. Geçmiş anı, gelecek belki de yok. Çünkü insan bunu bilmiyor. Evet böyle olmalı. Unutmamak gibi bir özelliğimiz olmasaydı geçmişimiz de olmazdı. Öyleyse beyin denen kayıt sistemiyle alakalı sadece bize hayatı bir bütün haline getirmek. Aslında hayat bir gün. Ve biz bu kadar kısa olan hayatımızı geçmiş ve gelecek düşüncesiyle boşa geçirebiliyoruz. Ertelenen her şey ziyanlık gibi şimdi böyle düşününce. Zamanı; yıl, ay, hafta, gibi dilimlere ayırmak ne kadar doğruydu acaba. Çünkü planlar hep buna göre yapılıyor. Düşünsenize hayat hep şans üzerine kurulmuş. Planlar yapıyoruz ama yaşayıp yaşamayacağımızı bilmeden.
Bayıldım bu yoruma
İçimde şelaleler var coşkun ve hırçın ulaşmak ister gibi yeryüzündeki tüm topraklara. Ayaklarım aklıma ağır geliyor, herbir zerrem, herbir çiçeğine değer mi dersin, “dünyanın” insandan köprüler kurmalıyım hak diye diye herbir zümreye…
Ata kızı
Ne güzel bir dörtlük Sevgili Tuba
Günün de sen gibi güzel olsun…