Kim bilir kaç saksıyı kırdınınız? Kaç çiçeği kuruttunuz? Siz papatyaların sadece yapraklarını koparmayı sevdiniz bayım. Dinlemeden konuşmayı Anlamadan anlat mayı, Sevmeden sevilmeyi istediniz hep, Bilmiyorsunuz bayım. Ben acıdan şiirler yazıyorum, Kandan duvarlar örüyorum beynime, Sırf duymamak için o kibirinizi, Kalbimde çocuklar büyütüyorum Evimde çiçekler. Ben sizin sevmediğiniz her şeyi seviyorum bayım.
Gerçek hayatta birbirini tanıyamayan veya kitleler tarandan özel hayatı irdelenmemiş insanların karakterlerini analiz etmek içinde bulunduğumuz bu platformda mümkün değildir. Hem karakter analizine de neden ihtiyaç duyulur onu da anlamış değilim sonuçta küçük bir üfleme ile burada insanlar fırtınaya dönüşebiliyor. Şahsım adına yazıyorum her türlü zandan ari kalmak en doğrusu
Cevap veriyorum; “ne oldi sana ne oldi böyle?” beyaz ışığı falan mı gördünüz ?:))))
Bi durulmuşsun…
Kinci değilim ama hiçbir şeyi de unutmam artık nasıl bir hafızam varsa…
Yavşak coşmuş yine pek neşeli, Sanki ruhu panayır yeri, Üç beş palyaço kılıklı zibidi, Ne mayhoş akılları, Turşu onlardan daha şerefli Aşuk ile maşuk olsalar bari Buluşma noktaları Kenef misali Serseriyi duvara vurmuşlar sanki Gelen sese baksan zurna misali Naneyi yemiş çoktan hergele Ne anlar hoşaf versen eşeğe Yüreğimin yağları eridi Görünce gözlerini ceylan misali (!) Şimdi yalvarsanız da nafile Çok beklersiniz döne döne aşk ile
Belki de en doğrusunu zaman gösterir herkese…sadece içimden geldiği gibi değil! Bildiğim doğruları söylemek yazmak hayatımda yaptığım en iyi işlerden biri. İtidal sahibi olmak; gerektiği kadar diyelim.
İnsanda geçmiş hem geleceği belirler bu gerçek. Hem de bazı geçmişe takılı kalmamak gerektiğini de yine ego belirler. “Ego” herhangi bir hastalık yoksa geçmişi silmek yerine mantığı devreye sokarak geleceği iyileştirir. Bu yüzdendir insanı kıran ve gerçekleri görmesini sağlayan bazı şeylerin geri dönüşünün olmaması. Çünkü hata bir kez olur. İkincisi aptallıktır.
Kumsalda biz olmak nedir kumlardan görür deniz ve gökyüzü. Zerre zerre tutunurlar ve koskoca kumsal olur birlikteliklerinden. Ve hiç kandırmazlar ne kendilerini ne de üzerlerine konan serçe kuşunu… deniz aşıktır kumlara, gökyüzü kavururken sıcağıyla kıskanlığından herbir zerreyi…serinletir deniz, aşkını kucaklayan hasret dalgalarıyla.
Aklımla kalbim yer değiştiremiyorsa olağanüstü güçlü olamam… buna zorunlu da değilim. Belki bir gün; seni seviyorum değil de “sana güveniyorum”diyebileceğim, birine. Belki de sihirli cümlecik budur, “hayat denen serüvende“ Ata kızı
Yanlış anlayan ve önyargılı yaklaşan olmadım hiç. Evet burada da maalesef öyle problem var. Kim bilir belki de format gereğiydi. Ama yanlıştı.
Kim bilir kaç saksıyı kırdınınız?
Kaç çiçeği kuruttunuz?
Siz papatyaların sadece yapraklarını koparmayı sevdiniz bayım.
Dinlemeden konuşmayı
Anlamadan anlat mayı,
Sevmeden sevilmeyi istediniz hep,
Bilmiyorsunuz bayım.
Ben acıdan şiirler yazıyorum,
Kandan duvarlar örüyorum beynime,
Sırf duymamak için o kibirinizi,
Kalbimde çocuklar büyütüyorum
Evimde çiçekler.
Ben sizin sevmediğiniz her şeyi seviyorum bayım.
Alıntı
Sinan Atik
Gerçek hayatta birbirini tanıyamayan veya kitleler tarandan özel hayatı irdelenmemiş insanların karakterlerini analiz etmek içinde bulunduğumuz bu platformda mümkün değildir. Hem karakter analizine de neden ihtiyaç duyulur onu da anlamış değilim sonuçta küçük bir üfleme ile burada insanlar fırtınaya dönüşebiliyor. Şahsım adına yazıyorum her türlü zandan ari kalmak en doğrusu
Cevap veriyorum;
“ne oldi sana ne oldi böyle?”
beyaz ışığı falan mı gördünüz ?:))))
Bi durulmuşsun…
Kinci değilim ama hiçbir şeyi de unutmam artık nasıl bir hafızam varsa…
Turşu daha şerefli (hicv)
Yavşak coşmuş yine pek neşeli,
Sanki ruhu panayır yeri,
Üç beş palyaço kılıklı zibidi,
Ne mayhoş akılları,
Turşu onlardan daha şerefli
Aşuk ile maşuk olsalar bari
Buluşma noktaları
Kenef misali
Serseriyi duvara vurmuşlar sanki
Gelen sese baksan zurna misali
Naneyi yemiş çoktan hergele
Ne anlar hoşaf versen eşeğe
Yüreğimin yağları eridi
Görünce gözlerini ceylan misali (!)
Şimdi yalvarsanız da nafile
Çok beklersiniz döne döne aşk ile
Kimse alınmasın site dahilinde değildir. :)))
Not; aşk, meşk ile alakası yoktur.
Belki de en doğrusunu zaman gösterir herkese…sadece içimden geldiği gibi değil! Bildiğim doğruları söylemek yazmak hayatımda yaptığım en iyi işlerden biri. İtidal sahibi olmak; gerektiği kadar diyelim.
İnsanda geçmiş hem geleceği belirler bu gerçek. Hem de bazı geçmişe takılı kalmamak gerektiğini de yine ego belirler. “Ego” herhangi bir hastalık yoksa geçmişi silmek yerine mantığı devreye sokarak geleceği iyileştirir. Bu yüzdendir insanı kıran ve gerçekleri görmesini sağlayan bazı şeylerin geri dönüşünün olmaması. Çünkü hata bir kez olur. İkincisi aptallıktır.
Kumsalda biz olmak nedir kumlardan görür deniz ve gökyüzü. Zerre zerre tutunurlar ve koskoca kumsal olur birlikteliklerinden. Ve hiç kandırmazlar ne kendilerini ne de üzerlerine konan serçe kuşunu… deniz aşıktır kumlara, gökyüzü kavururken sıcağıyla kıskanlığından herbir zerreyi…serinletir deniz, aşkını kucaklayan hasret dalgalarıyla.
Ata kızı
“ ve çok geçten daha kötü bir şey yoktur hayatta...” demiş, Bukowski ne güzel söylemiş. Bazı şeyler için çok geç olabiliyor bazen.
Aklımla kalbim yer değiştiremiyorsa olağanüstü güçlü olamam… buna zorunlu da değilim. Belki bir gün; seni seviyorum değil de “sana güveniyorum”diyebileceğim, birine. Belki de sihirli cümlecik budur, “hayat denen serüvende“
Ata kızı
Bazıları benim için ağzıyla kuş tutsa bitmiştir artık.