Her ne kadar elmas elde ettiğinizde zor elde edilir diye değerli, çakıl taşı değersiz olsa da! İnsanı böyle kıyaslamamalı elbette. Düşünsenize birinin size karşı duyguları var ve siz ona ilgi gösterdiğinizde size olumlu tepki verecek haliyle. Bu o insanı değersizleştirmemeli. Tam tersine binbir emekle sevgisini elde ettiğiniz biri sizi belki de sizin kadar sevmeyecek bu da olduğundan daha da değerli yapmamalı bence. Yani değerler diken üstünde iyi değerlendirmek gerekiyor akıl süzgecinden geçerken. Dedim ben de:)
Arzular ve ihtiyaçlar konusunda geçmişte de yazılarım var ve yine tekrarı gibi olacak ama şöyle; insanlar ihtiyaçları doğrultusunda hareket ederek bunları karşılarlar, arzular ise yaşadığı iç dünyasında ulaşmak istediği istekleri, hayalleri ve bunun için önlerine koydukları hedefler vardır. Fabrikaları olan evet sayısını arttırmak için hedefler koymuş olabilir bu onun haz noktasında kendini mutlu etmek dürtüsüyle alakalı. Bu o insanı aldığı tatmin duygusuna bakıldığında asla kötü insan ya da hayvani bir vahşilik kategorisine sokan bir hal değildir. Fakir bir kişinin de arzuladığı hayalleri ve hedefleri vardır. Bir araba, ev, motosiklet, tatil vs. Bunları gerçekleştirmek için çaba göstermek de onu kötü insan yapmaz. Beğenilme dürtüsüyle bir şeyler yapmak apayrı bir ruh hali. Beğenilme gayesiyle yaşayan insanlar mutlu olmazlar çünkü zevkler değişkendir herkes farklı şeylerden hoşlanır siz beğenilme isteğiyle kaç insana hitap edebilirsiniz. Bu hastalıklı bir ruh halidir. Her insan kendini keşfetmeli ve neyle mutlu olduğunu belirlemeli. Yaşam koşullarını bu doğrultuda oluşturmaya çalışmalı. İleri derecede beğenilme isteği hastalıklı bir duygudur. Bu insanın kendine yabancılaşıp başkalarına dönüşmesine sebep olabilir.
“ beğenilme gayesini tamamen ortadan kaldırabilen bir insana insan diyebilir miyiz acaba????
- tamamen ortadan kaldırmaya gerek yok ki! Böyle bir şeye gerek yok. Normal sınırlarda beğenilmek herkesin arzusu ve insanidir.
Milyonlarca akıl yağıyor günün ilk ışıklarıyla toprağa, herbiri ayrı tonda, aynı ana renklerden. Her sabah aynı resmi çiziyor zaman. dünü, bu günden ayıran, atılan ufak tefek rutuşlar da olmasa; mavi aynı mavi, siyah aynı siyah.
Oysaki ne tablolar çıkardı ortaya, akıllar özgür olsa!
Nasıl eritmedin şimdiye kadar dünyayı? Nasıl yok etmedi sıcağın göğsümüze vurulan prangaları? Şehvetten kavrulan cehennem gibiydin madem. Neden ısıtmadın buzdan yüreklerini çocuk katillerinin? Sevgiden yoksun sevmeleri belden aşağı, uçkuru gevşek! Nedametten ölen kahrolası ömürleri yaksaydın sevgiyle mihre. Küfürler uçuşuyor aklımın tenhalarında… toprağı ıslatmayan yağmurlara! çiçeklerin kurumasına sebep olan her şeye. Ay’ın taştan suretini aydınlatan ışığını; esirgeme kalbinin suretine aksetmiş karanlık düşen kimsesiz kimselerden! Sıcaklığına muhtaç, üşümüş masum yüreklerden. Ata kızı
Her ne kadar elmas elde ettiğinizde zor elde edilir diye değerli, çakıl taşı değersiz olsa da!
İnsanı böyle kıyaslamamalı elbette. Düşünsenize birinin size karşı duyguları var ve siz ona ilgi gösterdiğinizde size olumlu tepki verecek haliyle. Bu o insanı değersizleştirmemeli. Tam tersine binbir emekle sevgisini elde ettiğiniz biri sizi belki de sizin kadar sevmeyecek bu da olduğundan daha da değerli yapmamalı bence. Yani değerler diken üstünde iyi değerlendirmek gerekiyor akıl süzgecinden geçerken. Dedim ben de:)
Arzular ve ihtiyaçlar konusunda geçmişte de yazılarım var ve yine tekrarı gibi olacak ama şöyle; insanlar ihtiyaçları doğrultusunda hareket ederek bunları karşılarlar, arzular ise yaşadığı iç dünyasında ulaşmak istediği istekleri, hayalleri ve bunun için önlerine koydukları hedefler vardır. Fabrikaları olan evet sayısını arttırmak için hedefler koymuş olabilir bu onun haz noktasında kendini mutlu etmek dürtüsüyle alakalı. Bu o insanı aldığı tatmin duygusuna bakıldığında asla kötü insan ya da hayvani bir vahşilik kategorisine sokan bir hal değildir. Fakir bir kişinin de arzuladığı hayalleri ve hedefleri vardır. Bir araba, ev, motosiklet, tatil vs. Bunları gerçekleştirmek için çaba göstermek de onu kötü insan yapmaz. Beğenilme dürtüsüyle bir şeyler yapmak apayrı bir ruh hali. Beğenilme gayesiyle yaşayan insanlar mutlu olmazlar çünkü zevkler değişkendir herkes farklı şeylerden hoşlanır siz beğenilme isteğiyle kaç insana hitap edebilirsiniz. Bu hastalıklı bir ruh halidir. Her insan kendini keşfetmeli ve neyle mutlu olduğunu belirlemeli. Yaşam koşullarını bu doğrultuda oluşturmaya çalışmalı. İleri derecede beğenilme isteği hastalıklı bir duygudur. Bu insanın kendine yabancılaşıp başkalarına dönüşmesine sebep olabilir.
“ beğenilme gayesini tamamen ortadan kaldırabilen bir insana insan diyebilir miyiz acaba????
- tamamen ortadan kaldırmaya gerek yok ki! Böyle bir şeye gerek yok. Normal sınırlarda beğenilmek herkesin arzusu ve insanidir.
Yani bu karakter zayıflığının zenginlikle ya da fakirlikle alakası yok! Kendine güveni olan insanların beğenilme gayesi olacağını hiç zannetmiyorum.
Ömrünün kalanında; beyninin ıssız sokaklarını keşfe çıkmalısın.
Çünkü;
Başka renklere ulaşmanın yolu; kendi paletindeki renkleri karıştırmaktan geçer.
Ata kızı
Milyonlarca akıl yağıyor günün ilk ışıklarıyla toprağa, herbiri ayrı tonda, aynı ana renklerden. Her sabah aynı resmi çiziyor zaman. dünü, bu günden ayıran, atılan ufak tefek rutuşlar da olmasa; mavi aynı mavi, siyah aynı siyah.
Oysaki ne tablolar çıkardı ortaya, akıllar özgür olsa!
Ata kızı
Ay’ın taştan suretini aydınlatan ışığını; esirgeme, kalbinin suretine aksetmiş karanlık düşen, kimsesiz kimselerden! Sıcaklığına muhtaç, üşümüş masum yüreklerden,
Ki;
Gülüşlerinden sarksın bahar dallarına çiçekler.
Hayata sarılıp etrafındaki her güzelliğe, güvenle gülümseyerek bakmak; hayata basılan ilk adım olan anne sıcaklığıyla başlar.
Ata kızı
Geçmiş olsun Malatya 5,3 bağımsız bir deprem.
Nasıl eritmedin şimdiye kadar dünyayı? Nasıl yok etmedi sıcağın göğsümüze vurulan prangaları? Şehvetten kavrulan cehennem gibiydin madem. Neden ısıtmadın buzdan yüreklerini çocuk katillerinin? Sevgiden yoksun sevmeleri belden aşağı, uçkuru gevşek! Nedametten ölen kahrolası ömürleri yaksaydın sevgiyle mihre. Küfürler uçuşuyor aklımın tenhalarında… toprağı ıslatmayan yağmurlara!
çiçeklerin kurumasına sebep olan her şeye. Ay’ın taştan suretini aydınlatan ışığını; esirgeme kalbinin suretine aksetmiş karanlık düşen kimsesiz kimselerden! Sıcaklığına muhtaç, üşümüş masum yüreklerden.
Ata kızı
“Mihre” sevgi