Nasıl eritmedin şimdiye kadar dünyayı? Nasıl yok etmedi sıcağın göğsümüze vurulan prangaları? Şehvetten kavrulan cehennem gibiydin madem. Neden ısıtmadın buzdan yüreklerini çocuk katillerinin? Sevgiden yoksun sevmeleri belden aşağı, uçkuru gevşek! Nedametten ölen kahrolası ömürleri yaksaydın sevgiyle mihre. Küfürler uçuşuyor aklımın tenhalarında… toprağı ıslatmayan yağmurlara! çiçeklerin kurumasına sebep olan her şeye. Ay’ın taştan suretini aydınlatan ışığını; esirgeme kalbinin suretine aksetmiş karanlık düşen kimsesiz kimselerden! Sıcaklığına muhtaç, üşümüş masum yüreklerden. Ata kızı
Günaydın güzel bakıp, güzelliği bilen lavanta yüreklere… Ekmeğini sabah vapurunda martıyla paylaşan emekçiye… Ve kahve müptelalarına, sevmeyi bilen herkese işte:)
Hayyam’a 20 Şu dörtlüğü satırılasam dilim dilim bir satırı bir sayfaya denk gelir… senin gibi ustalar dünyaya; aylar yıllar yansa da bin yılda anca gelir.
Kaç defa söyledim; nedir sayfalarına düzeltme butonu koyun diye. Herkes destek olsa yaparlar belki! Yani buradayız yazıyoruz ama siz de hizmet getirin iyileştirin, geliştirin. Hep bana olmaz ki!
Saygıdeğer bayan paylaşımınız güzelmiş ben de sizin sevdiğiniz ve sevmediğiniz her şeyi seviyorum bende iyi insan potansiyel var bence ayrıca boynumun üzerinde ki saksıdan başkaca da bir saksı kırmadım
:)
Hep böyle üzerinize alınıyorsunuz ondan sonra da kırıcı oluyorsunuz. Aslında şiirin sizle hiçbir alakası yok. Bu kadar alıngan olmayın. O şiiri yazarken henüz cevabınızı bile okumamıştım.
Yani sizle bir alakası yok. Yanlış anlaşılmasın. Çok samimi söylüyorum bir imada da bulunmadım. Herkes dilediği gibi kendini ifade etsin.
Nasıl eritmedin şimdiye kadar dünyayı? Nasıl yok etmedi sıcağın göğsümüze vurulan prangaları? Şehvetten kavrulan cehennem gibiydin madem. Neden ısıtmadın buzdan yüreklerini çocuk katillerinin? Sevgiden yoksun sevmeleri belden aşağı, uçkuru gevşek! Nedametten ölen kahrolası ömürleri yaksaydın sevgiyle mihre. Küfürler uçuşuyor aklımın tenhalarında… toprağı ıslatmayan yağmurlara!
çiçeklerin kurumasına sebep olan her şeye. Ay’ın taştan suretini aydınlatan ışığını; esirgeme kalbinin suretine aksetmiş karanlık düşen kimsesiz kimselerden! Sıcaklığına muhtaç, üşümüş masum yüreklerden.
Ata kızı
“Mihre” sevgi
Dünya ve ay ışığa, ısıya muhtaç.
Günaydın güzel bakıp, güzelliği bilen lavanta yüreklere…
Ekmeğini sabah vapurunda martıyla paylaşan emekçiye…
Ve kahve müptelalarına, sevmeyi bilen herkese işte:)
Düzenleme butonu:)))
Sayın yetkililer size de günaydın:)
Hayyam’a 20
Şu dörtlüğü satırılasam dilim dilim bir satırı bir sayfaya denk gelir… senin gibi ustalar dünyaya; aylar yıllar yansa da bin yılda anca gelir.
Ata kızı
20 nolu rubai
Ömer Hayyam
Aşk ki gerçek değilse, tutkusu olmaz.
Ateşi köze döner, kokusu olmaz.
Aşık olan gün, gece, ay ve yıl yanar;
Güneş, ışık, rahat ve uykusu olmaz.
Taktım, her gün sabah akşam yazarım artık:)
Olsun tabi:)
Kaç defa söyledim; nedir sayfalarına düzeltme butonu koyun diye. Herkes destek olsa yaparlar belki! Yani buradayız yazıyoruz ama siz de hizmet getirin iyileştirin, geliştirin. Hep bana olmaz ki!
Site yönetimi.
Atmazsınız değil mi beni buradan:))
Saygıdeğer bayan paylaşımınız güzelmiş ben de sizin sevdiğiniz ve sevmediğiniz her şeyi seviyorum bende iyi insan potansiyel var bence ayrıca boynumun üzerinde ki saksıdan başkaca da bir saksı kırmadım
:)
Hep böyle üzerinize alınıyorsunuz ondan sonra da kırıcı oluyorsunuz. Aslında şiirin sizle hiçbir alakası yok. Bu kadar alıngan olmayın. O şiiri yazarken henüz cevabınızı bile okumamıştım.
Yani sizle bir alakası yok. Yanlış anlaşılmasın. Çok samimi söylüyorum bir imada da bulunmadım. Herkes dilediği gibi kendini ifade etsin.