Beden viranesinde kalp hazinedir. Duyguların yoğunluğunu, vicdan ve merhameti dolayısıyla sevgiyi taşıyan kalptir. Göz görür fakat yürek hisseder.
Kalp bir et parçası olmasına rağmen içi ilâhîdir. Allah-u Teâlâ’yı bilme ve sevme makamıdır. Kalbin büyük şânı ve fazileti bu özelliğindendir.
Sayın Özgen Katkılarınız için teşekkür ederim Yazınızın son satırları Stefan Zweıg "Korku" romanındaki şefkat ve yargılama karşısında bocalayan Irene'yi hatırlattı.
"Anlamak derin sular ister. Anlamaya çalışırken, severken ayaklarının kolayca bulduğu dibi, bazen boy versen de bulamazsın." Saygılarımla
Gönül aynasının hududu yoktur. Burada akıl ya susar veya şaşırıp kalır. Sebebi de şu; Gönül mü Tanrı'dır, Tanrı mı gönül? Hem sayılı hem sayısız olan (hem kesrete dalan hem kesreti bulan) gönülden başka her nakşın aksi silinip gider. Fakat ezelden ebede kadar zuhur edegelen her yeni nakış gönle akseder, orada perdesiz, apaçık surette tecelli eder. Gönüllerini cilalamış olanlar, renkten, kokudan kurtulmuslardır. Her nefeste zahmetsizce bir güzellik görürler.
Ezelden Ebed'e Ezel her ne kadar yaşanmış da olsa bazı zamanlar varsayım Ebed ise sonsuzluk yani bilinmezliktir. Varsayım ve bilinmezlik arasında kalan yaşamımız bazen tatlı bazen ise acı devam ederken belirsizlik insanı nisyana sürükler. İnsan=Unutan yani nisyan.. Unutur insan; bazen uzanan eli,bazen seven kalbi,bazen gördüğü hürmeti.. İnsan ezelden ebede giden yolculukta nelerle karşılaşacağını bilmeden yürür. Yürürken yanında olması gereken mantık ve kalp arasındaki ölçüdür. Yunus Emre'nin güzel sözlerinden biriyle sözümü bitirmek istiyorum. "İlim ilim bilmektir ilim kendini bilmektir. Sen kendini bilmez isen ya nice okumaktır.. Saygılarımla
Beden viranesinde kalp hazinedir. Duyguların yoğunluğunu, vicdan ve merhameti dolayısıyla sevgiyi taşıyan kalptir.
Göz görür fakat yürek hisseder.
Kalp bir et parçası olmasına rağmen içi ilâhîdir. Allah-u Teâlâ’yı bilme ve sevme makamıdır. Kalbin büyük şânı ve fazileti bu özelliğindendir.
Sayın Özgen
Katkılarınız için teşekkür ederim
Yazınızın son satırları Stefan Zweıg "Korku" romanındaki şefkat ve yargılama karşısında bocalayan Irene'yi hatırlattı.
"Anlamak derin sular ister. Anlamaya çalışırken, severken ayaklarının kolayca bulduğu dibi, bazen boy versen de bulamazsın."
Saygılarımla
Gönül aynasının hududu yoktur. Burada akıl ya susar veya şaşırıp kalır. Sebebi de şu; Gönül mü Tanrı'dır, Tanrı mı gönül?
Hem sayılı hem sayısız olan (hem kesrete dalan hem kesreti bulan) gönülden başka her nakşın aksi silinip gider. Fakat ezelden ebede kadar zuhur edegelen her yeni nakış gönle akseder, orada perdesiz, apaçık surette tecelli eder. Gönüllerini cilalamış olanlar, renkten, kokudan kurtulmuslardır. Her nefeste zahmetsizce bir güzellik görürler.
Aşk estetiği kitabından Mesnevi alıntısıdır.
Ezelden Ebed'e
Ezel her ne kadar yaşanmış da olsa bazı zamanlar varsayım Ebed ise sonsuzluk yani bilinmezliktir.
Varsayım ve bilinmezlik arasında kalan yaşamımız bazen tatlı bazen ise acı devam ederken belirsizlik insanı nisyana sürükler.
İnsan=Unutan yani nisyan..
Unutur insan; bazen uzanan eli,bazen seven kalbi,bazen gördüğü hürmeti..
İnsan ezelden ebede giden yolculukta nelerle karşılaşacağını bilmeden yürür.
Yürürken yanında olması gereken mantık ve kalp arasındaki ölçüdür.
Yunus Emre'nin güzel sözlerinden biriyle sözümü bitirmek istiyorum. "İlim ilim bilmektir ilim kendini bilmektir. Sen kendini bilmez isen ya nice okumaktır..
Saygılarımla
Bende hiç tükenmez bir hayat vardı
Kırlara yayılan ilkbahar gibi
Kalbim hiç durmadan hızla çarpardı
Göğsümün içinde ateş var gibi
Sabahattin Ali
?si=imXUXQZ3XyohiG7w
Dua ibadetin özüdür.
Kapalı kapılar ardını kimler görebilir?
İpi sıkı tutulan kıpırdayamaz Aslıcım.
Günaydın sevgili Atakızı.
Hoşbuldum. Teşekkür ederim
Sağolun Tamer bey. Beğenen yüreğinize sağlık.
Hukuk birgün herkese lazım olabilir!
Biraz mavi
Biraz huzur
Birkaç iyi haber
Bir de kahve olsa yeter..
Hayırlı huzurlu geceler
Ağırlığını kaldıramayanlar
Seni hafife alacaklar
Gönülleri yetmez hafız
Göz kararı tartacaklar..