Avını bekleyen panterler gibi her yazdığıma pervasız ‘dislike’ atan hayranlarım gibi yapma… Sen gözlerimin içine bak, halimi hatırımı sor ve dudaklarımdan öp beni…
Denklemi çözemiyor, değerleri bulamıyorum. Seni koyduğumda bilinmeyenlere her seferinde sonuç aşk çıkıyordu. Sen yoksun şimdi, ne koysam yanlış çıkıyor. Kafam çok karışık…
Basiretin tutuldu. Gözünün önündekini göremez haldesin. Parayla versem bile mücevherleri almayacaksın. Yazık… Aşkı hiç tadamayacaksın… Bu büyü bozulacak bir gün ama beni bulamayacaksın… Şimdi masmavi denizlere yelken açıyorum…
Bir süre bulunduğun kabın şeklini alıp daha sonra sular seller gibi bir mecrâda akıyorsun… “Akışkanım!…” de soranlara… ve bana “Nasılsın?” diye sorma bir daha,” Nesin?” diye sor… Bir blok halinde yekpâre aşkım!
Bu kadar saçma kendini ortalığa… Bu kadar dağıtma kendini… Kaçmaya değil, kalmaya; gitmeye değil, sevmeye çalış… Sen, aşk topraklarına ekilen bir güldün… Bu diken de neyin nesi? Kanıyorum…
Kendini değiştirmedikçe başkalarında bulamazsın aşkı… Çünkü kalbin hasta, yaralı… Aşk ne yapsın sana, ziyafet ne yapsın sana… İnzivaya çekilmelisin iyileşene kadar, birkaç bahar…
Değirmende un öğütür gibi öğütürsün yaşananları… İnsanları, beni… Oysa bir deniz yıldızı için çok şey farkedecekti, gözlerine atılmak… Bir enkaz bırakıyorsun ardında…
Avını bekleyen panterler gibi her yazdığıma pervasız ‘dislike’ atan hayranlarım gibi yapma… Sen gözlerimin içine bak, halimi hatırımı sor ve dudaklarımdan öp beni…
Sen nasılsın?
Denklemi çözemiyor, değerleri bulamıyorum. Seni koyduğumda bilinmeyenlere her seferinde sonuç aşk çıkıyordu. Sen yoksun şimdi, ne koysam yanlış çıkıyor. Kafam çok karışık…
Sen nasılsın?
Basiretin tutuldu. Gözünün önündekini göremez haldesin. Parayla versem bile mücevherleri almayacaksın. Yazık… Aşkı hiç tadamayacaksın… Bu büyü bozulacak bir gün ama beni bulamayacaksın… Şimdi masmavi denizlere yelken açıyorum…
Sen nasılsın?
Bir süre bulunduğun kabın şeklini alıp daha sonra sular seller gibi bir mecrâda akıyorsun… “Akışkanım!…” de soranlara… ve bana “Nasılsın?” diye sorma bir daha,” Nesin?” diye sor… Bir blok halinde yekpâre aşkım!
Sen nesin ?
Bir yere takılınca takılıyorum… Sanırım dibine kadar vurmak istiyorum… Yada doruğuna kadar tadını çıkarmak… Gör işte… Aşk, bir zirve bende…
Sen nasılsın?
Bu kadar saçma kendini ortalığa… Bu kadar dağıtma kendini… Kaçmaya değil, kalmaya; gitmeye değil, sevmeye çalış… Sen, aşk topraklarına ekilen bir güldün… Bu diken de neyin nesi? Kanıyorum…
Sen nasılsın?
Bugüne kadar hep benden bahsettik ve hal-i pürmülâlim acınasıydı… Sana şöyle baktım da bir kuş bakışı… Sen benden perişansın… Yapma…
Biz nasılız?
Kendini değiştirmedikçe başkalarında bulamazsın aşkı… Çünkü kalbin hasta, yaralı… Aşk ne yapsın sana, ziyafet ne yapsın sana… İnzivaya çekilmelisin iyileşene kadar, birkaç bahar…
Sen nasılsın? diye sormuyorum bu sefer…
Bazı şeylerden geçtik, doğru… Aşktan, birbirimizden ve hatta kırmızı çizgilerimizden… Uçuruma çıkıyorsa bu yolculuğun sonu? Tir tir titriyorum…
Sen nasılsın?
Değirmende un öğütür gibi öğütürsün yaşananları… İnsanları, beni… Oysa bir deniz yıldızı için çok şey farkedecekti, gözlerine atılmak… Bir enkaz bırakıyorsun ardında…
Sen nasılsın?