Hiçbir insan mutlak anlamda kötü olamaz. En kötü denilebilecek insanın dahi güzellikleri bulunabilir. Hem kime göre neye göre kötü... Dolayısıyla idam etmeden önce ona vakit tanımalı... Kalemini kırmadan evvel affetmeli... Zira geriye dönüşü yok.
Nasihat almak ta vermek te önemli... Akıl vermeyi seven bir milletiz... Oysa hiç konuşmadan sarıp sarmalamak öpüp koklamak göğüs göğüse sarılıp saatlerce susmak, ılık ılık ağlamak ıslanmak, birbirinin gözyaşlarını sessiz sessiz silmek belki daha etkili ve kalıcı bir tedavidir... Laf çoktan bitti... Aşk dönemi artık...
Hayatta düzeltemediğimiz yada gücümüzün yetmediği sorunlar olabilir. Boyumuzu aşıyordur. Tıpkı engelli bir insanın engelleriyle yaşamak zorunda olması gibi sosyal yaşamımızda da bazı sorunlar ur gibi durabilir. Dolayısıyla sorunu kendi konumunda kabul edip, bir beyaz kağıttaki bir minnacık siyah noktaya hapsedip, varlığını bilerek ama beyaz kısma odaklanarak göz ardı etmeyerek bilinçli şekilde farkındalıkla hayata devam etmeli...
İnsan, nefretten nefret etmeli, öfkeye öfke duymalı, kine kin beslemeli ve yalnızca sevmeyi sevmeli…
Çalkantılarından kurtulman için önce rüzgardan kurtulman lazım.
Hiçbir insan mutlak anlamda kötü olamaz. En kötü denilebilecek insanın dahi güzellikleri bulunabilir. Hem kime göre neye göre kötü... Dolayısıyla idam etmeden önce ona vakit tanımalı... Kalemini kırmadan evvel affetmeli... Zira geriye dönüşü yok.
Nasihat almak ta vermek te önemli...
Akıl vermeyi seven bir milletiz... Oysa hiç konuşmadan sarıp sarmalamak öpüp koklamak göğüs göğüse sarılıp saatlerce susmak, ılık ılık ağlamak ıslanmak, birbirinin gözyaşlarını sessiz sessiz silmek belki daha etkili ve kalıcı bir tedavidir...
Laf çoktan bitti... Aşk dönemi artık...
Hayatta düzeltemediğimiz yada gücümüzün yetmediği sorunlar olabilir. Boyumuzu aşıyordur.
Tıpkı engelli bir insanın engelleriyle yaşamak zorunda olması gibi sosyal yaşamımızda da bazı sorunlar ur gibi durabilir.
Dolayısıyla sorunu kendi konumunda kabul edip, bir beyaz kağıttaki bir minnacık siyah noktaya hapsedip, varlığını bilerek ama beyaz kısma odaklanarak göz ardı etmeyerek bilinçli şekilde farkındalıkla hayata devam etmeli...
İnsan, kendisine biraz mekanik yaklaşmalı. Ve sorunlarla değil çözümlerle ilgilenmeli.
Herşeyi biraz fazla biliyorum... Belki de benim sorunum bu...
Yada hiçbir şey bilmiyorum...
Bizler ideale ve sonsuza aşığız. İnsan ancak kitap okuyarak ideale, sonsuza ve aşka yaklaşır...
Dokunamam sana
Sen bir ateşsin
Dokunamam sana
Asla sokulamam
Tehlikeli sularına
Elin kolun bağlı
Düğüm düğüm yalnızsın
Bir yerlere asılı
Bir o kadar ıssızsın
Sen denizin bir tarafında
Ben de öbür tarafında
Elimi uzatsam da
Ey sevgili, ne fayda
Altıma giremezsin
Üstümden çıkamazsın
Kar kış bastırınca
Benimle kalamazsın
Bir köz olup yan
Bir köz olup yanayım
Sen hep gül kal
Ben de kül olayım…
Bekir Şahin
AŞK
Yine bahar diyeceğim inadına
Yine seveceğim rağmenlere rağmen
İstersen delirmişlik de bunun adına
Çıldırdığımı zannet ya da istersen
Benim mayam aşk ile yoğrulmuş
Hamurum sevgi ile karılmış
Hüzün bile mezarından doğrulmuş
Ümitle koşarak bana sarılmış
Karaciğerin gibi seviyorum seni
Kalbim fışkıran bir şelale
Bu aşk, yeniden, yine, yeni
Kabuk değiştiriyor her gece
Gel bana, aşığım, ben alışığım...
Söyle, bir yılda kaç gün var
Hep mesai, her gün açığım
Hem de sabahtan akşama kadar
Ah.. ah.. Bu aşkımı ekseydim ben
Dünya gülistan olurdu
Gülünü bahçeme dikmediğinden
Mahsulümü tipi vurdu
Nefes nefese yüzüyorum
Okyanuslar yadedince
Ne kadar mı seviyorum
Bütün kumlar adedince
Bekir Şahin