Yumuşacık bir ses tonuyla başlayacağım cümleme Kısık ve kesik kesik olacak ilk cümlem Buruk ta olsa bir tebessüm konduracağım yüzüme İnsanlık tarihi kadar eskilere gideceğim Aynı cadde üzerinde yaklaşan adımlarımızı Yeni bir canlı dünyaya gelmiş gibi herbiri bir asır olan o ilk saniyeleri Gözlerimizden ılık ılık birbirimize akışımızı Nazlı nazlı yağan kar tanelerini Şehri hergün dolanmaktan bitap düşmüş kırmızı treni Hayat gibi farklı rejimlerde akan nehri Közün üzerinde pişmekten başka çaresi bulunmayan Sinop Erfelek kestanelerini Daha çok öğrencilerin akın ettiği ama her nedense o gün fazla kalabalık olmayan Adaçayı kafesini Yavaş yavaş açılacak sesim Sana hediye ettiğim son çıkan aşk romanını Veli ustanın yaptığını cümle alemin bildiği namı diğer İtalyan makarnasını Bardak seslerini gülüşlerini Temennileri hikayeleri Bir anda boğazımı temizleyip tüm konsantremi gözlerine vereceğim Konuşacaklarım “Neden?” ile bitecek Neden gidiyorsun ?
İster kırmızı ister başka renk... Bir çizgin olacak... Seni çizdiğin hat belirleyecek...
Asla yuvarlanma trendine girmeyeceksin. Karanlığa atacağın o ilk adıma çok şiddetli şekilde direneceksin...
Kendi gölgesine takılan ufku göremez...
Asla ümitsizliğe kapılma, hayat kırılma noktalarıyla dolu...
Yeteneklerin yoksa "Ben yaparım" demeyeceksin...
Birbirini yemek meziyet değil, birbirini sevmek meziyet...
Özünde olmayan yada global bir bakışı içselleştiremeyen, lokali de kendine zindan eder...
Konuşacaklarım
Yumuşacık bir ses tonuyla başlayacağım cümleme
Kısık ve kesik kesik olacak ilk cümlem
Buruk ta olsa bir tebessüm konduracağım yüzüme
İnsanlık tarihi kadar eskilere gideceğim
Aynı cadde üzerinde yaklaşan adımlarımızı
Yeni bir canlı dünyaya gelmiş gibi herbiri bir asır olan o ilk saniyeleri
Gözlerimizden ılık ılık birbirimize akışımızı
Nazlı nazlı yağan kar tanelerini
Şehri hergün dolanmaktan bitap düşmüş kırmızı treni
Hayat gibi farklı rejimlerde akan nehri
Közün üzerinde pişmekten başka çaresi bulunmayan Sinop Erfelek kestanelerini
Daha çok öğrencilerin akın ettiği ama her nedense o gün fazla kalabalık olmayan Adaçayı kafesini
Yavaş yavaş açılacak sesim
Sana hediye ettiğim son çıkan aşk romanını
Veli ustanın yaptığını cümle alemin bildiği namı diğer İtalyan makarnasını
Bardak seslerini gülüşlerini
Temennileri hikayeleri
Bir anda boğazımı temizleyip tüm konsantremi gözlerine vereceğim
Konuşacaklarım “Neden?” ile bitecek
Neden gidiyorsun ?
Bekir Şahin
İşte o aşk benim
Hikayesi yok şiirlerinin…
Ve tüm gizli özneler, benim…
Can çekişme
Çile çekme daha fazla
Gel de acını dindireyim
Şiirlerinde ne var?
Bana olan hasretin…
Bana olan özlemin…
Ve biri var:
İşte o aşk benim…
Bekir Şahin
Beden kurtarmaz, ruh olmazsa aşk olmaz...