Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Ahmet Ihsan Arac
Ahmet Ihsan Arac

Bos bulunup evlenmenin sonu bosanmaktir.

  • serbest kürsü30.04.2026 - 23:03

    Adi serefisz iftiraci cahil kopek, bir altin kural vardir. Kutsalini seviyorsan baskasinin kutsalina sovmezsin. Cunku onlara senin kutsalina sovme hakkini vermis olursun.
    Beyinsiz atani istedigin kadar ov. Kim ne doyebilir buna. Ama bu beyinsizlerin atalarini yuceltmek benim atami osmanliyi assagilamaktan geciyor. Ayni narsistlerin etrafindakileri asagilayarak kendilerini iyi hissetmeleri gibi. Ruh hastalari. Atanin meziyetlerini say. Benim atama ne diye kufrediyorsun serefisz. Ben kanuniyi, yavuzu, fatih sultan mehmeti overken ataturke kufrediyormuyum. Hain kopek. Benim yasadigim yerleri 1550 lerde gurculerden benim Oz be oz dedem almis. Ayrica kurtulus savasinda fevzi cakmak pasa, kazim karabekir pasa, ali fuat cebesoy pasa, refet pasa bunlarin hic mi payi yok. Mustafa kemalin Samsuna nasil ciktiginida biz biliyoruz.
    Ama yine de atani ov. Hatta tap. Tapin bana ne. Senin tapinman sana benim dinim bana.
    Sen kendi kutsalini baskasinin kutsalina sovmeden yuceltemiyormusun. Adi pislik. Soysuz kopek

  • serbest kürsü30.04.2026 - 21:58

    Bir de solcular diyor millet bizi niye sevmiyor. Lan gece gunduz, osmanliya, kurana, sunnete, peygambere, dine kufreden, ilimden bilimden habersiz, okumak ogrenmekten nasipsiz, kulaktan dolma donmelerin iftiralarini ilim sanan bu gerizekali ne kadar sevimli ki sevesin
    Pislik herif.

  • serbest kürsü30.04.2026 - 20:23

    Gulden hanim, siz buralarda yenisiniz galiba, ben o cocuk istismarlarni defaatle kinadim. Tarikatlari cemmaatleri defaatle elestirdim.
    Ben gunumuz tarikatlarin kesinlikle gercek anlamindak cok uzakta oldugunu, islama zarar verdigini defaatle elestirdim. Siyasal islamin islamda yeri olmadigini en basit ifadeyle bidat oldugunu hadislerle anlattim. Islama, yalan soyleyerek harac keserek, adaleti iflas ederek hjzmet edilemeyecegini defaatle anlattim. Siyasal islam kesinlikle islami bozmak ve bitirmek icin uretildigini defaatle dile getirdim.
    Cocuklara kuran kurslarinda tecavuz edenlerin degil musluman turk bile olmadiklarini dusunuyorum. Defalarca anadolunun ve turkiyenin gusulsuz imam, vaiz muftulerle dolu oldugunu gercek bir hikaye ile anlattim.
    Belki siz beni tanimadan bilmeden sucluyorsunuzdur

  • serbest kürsü30.04.2026 - 20:00

    Senin ataturkun benim umurumda degil. Sen benim ceddime kufreden soysuzsun.
    Ben ise daha mustafa kemale baslamadim bile. Senden yada kimseden cekindigim icin degil. Mustafa kemali sevenleri var. Kimsenin kutsalina karismam. Taki benim kutsalima karisana kadar. Sen mustafa kemale tapabilirsin. Andimizi amentu, genclige hitabeyi veda hutbesi, nutuku kuran, anitkabiri Kaben bilip tapabilirisn. Umurumda degil. Benim ceddime kufredemezsin. Edersen sopanin ustune yavuz sultan selim yazdirir. O sopayla doverim seni, dengesiz mahluk...

  • serbest kürsü30.04.2026 - 18:57

    Sayin foseptik cukuru
    Yavuz sultan selimin hanin sah ismailin karisina asik oldugunu isbat edene kadar sen bir iftiraci serefsiz olarak kalacaksin. Ki oylesin zaten...
    Bak bu benim isbatim.
    Bahsettigim mustafa kemalin 15 yasinda emrindeki turk diplomatla evli kizla yaptigi zinanin isbati.
    Sen bir foseptik cukuru olarak, etrafa bk sacman normal.
    ?si=FowkrN0Rlxk3f1i0

  • serbest kürsü30.04.2026 - 18:29

    Tarihsel kaynaklar, Şah İsmail'in özellikle Safevi Devleti'ni kurma ve Şiiliği yayma sürecinde Anadolu ve çevre bölgelerde ciddi askeri operasyonlar ve şiddet eylemleri gerçekleştirdiğini doğrulamaktadır.
    Bu döneme dair öne çıkan bazı bilgiler şunlardır:

    * Sünni Nüfusa Yönelik Eylemler: Şah İsmail, Tebriz'i ele geçirdikten sonra Şiiliği resmi mezhep ilan etmiş ve Sünni kalmakta direnenlere yönelik sert politikalar izlemiştir. Bazı tarihi kaynaklarda, bu süreçte ve Tebriz, Bağdat gibi şehirlerin fethinde binlerce insanın katledildiği belirtilir.
    * Anadolu Faaliyetleri: Şah İsmail'in müritleri (Kızılbaşlar) aracılığıyla Anadolu'da yürüttüğü faaliyetler ve ayaklanmalar, Osmanlı yönetimi ile büyük gerilimlere yol açmıştır. Bu çatışmalar sırasında her iki tarafın da sivil ve askeri unsurlara karşı şiddet uyguladığı ifade edilir.
    * Mezhepsel Çatışma: Şah İsmail'in politikaları, bölgede Şiiliğin yayılmasını sağlarken, Sünni ulema ve halk üzerinde baskı kurduğu yönünde kaynaklarda detaylar mevcuttur.
    * Karşılıklı İddialar: Tarih anlatısında Şah İsmail'in Sünnilere yönelik katliamları sıklıkla dile getirilirken, karşı cephede Yavuz Sultan Selim'in de Çaldıran seferi öncesi Anadolu'da "Safevi yanlısı" olarak görülen 40 bin Türkmen/Kızılbaş'ı katlettiği iddiası da tartışma konusudur. Bazı modern tarihçiler ise bu sayıların mübalağalı olduğunu veya sistemli bir temizlikten ziyade isyan bastırma operasyonları olduğunu savunur.

    Özetle, Şah İsmail'in iktidarını sağlamlaştırmak için Anadolu ve İran coğrafyasında sert askeri yöntemler kullandığı tarihçiler tarafından kabul edilen bir gerçektir.

    40 Bin Kişi İddiası: Tarihsel anlatıların çoğunda Yavuz'un, Safevi seferi (Çaldıran) öncesinde Anadolu'daki Safevi sempatizanı olduğu düşünülen yaklaşık 40 bin Kızılbaş'ı bir listeye dayanarak tespit ettirdiği ve öldürttüğü rivayet edilir.
    Akademik Eleştiriler: Modern tarihçilerin bir kısmı, bu "40 bin" rakamının o dönemki nüfus verileriyle uyuşmadığını ve mübalağalı olduğunu savunur. Örneğin, Prof. Dr. Feridun Emecen, Osmanlı arşivlerinde bu çapta bir toplu katliama dair resmi bir kayda rastlanmadığını, sadece isyan potansiyeli olan gruplara ve ajanlara yönelik takibat, sürgün ve yerel idam kararları bulunduğunu ifade etmektedir.
    İdeolojik ve Siyasi Nedenler: Yavuz'un bu sert politikası, genellikle "mezhep savaşı"ndan ziyade bir "beka meselesi" ve devlet güvenliği olarak görülür. Anadolu'daki Kızılbaşların Şah İsmail ile iş birliği yaparak Osmanlı'ya karşı ayaklanmasından çekinilmesi, bu operasyonların ana nedeni olarak gösterilir.

    (Ciddiye alinir birtarafin yok. Ama iste pislik ortada olunca kokusu rahatsiz ediyor. Mudahele etmek lazim)

  • serbest kürsü30.04.2026 - 00:53

    H2O; yani su

    Hidrojen; yildizlarin yakiti; yani benzin.
    Oksijen; yakici madde, yani ates.
    Ikisi bir araya gelince patlamasi lazim. Ama patlamiyor.
    Hatta
    Ikisi birlesiyor su oluyor. Hayat oluyor.
    Nasil oluyor peki, cunku BIR kun feyekün diyen var.
    Daha ilginci... su + 0°C dere ile + 100°C arasi sivi halde kaliyor

    Suyu olusturan elementlerden Hidrojeni sivi hale getirmek ancak ( -253°C) derecede mumkun
    Bir diger elementlerden Oksojeni sivi hale getirmek ancak (-183°C ) de mumkun.
    Normalde mantiken ikisi birlesince sivi olabilmesi icin en az -183°C ve ya daha fazla bir sogukluk lazim.
    Ama oyle degil iste. Yasama elverisli 0°C ile 100°C iki Hidrojen le bir Oksijen birlesip sivi halde su oluyor. Nasil oluyor bu.?
    Cunku BIR kun feyekün diyen var

    Bitmedi
    Tuz, sofra tuzu
    Sodium clorur
    Yani Sodium, patlayici metal
    Klor: zehirli gaz
    Ikisi birlesince ölümcul olmasi lazimken, sofralarimizin bas taci
    Nasil oluyor. Cunku BIR kun feyekün diyen var

    Tuz ruhu
    Hidroklorik asit, guclu asindirici (kirec, pass sokmede, metal temizlemede kullanilir
    Ayni tuz ruhunun (Hidroklorik asit) midemizde dusuk yogunlukta yediklerimizi sindirmeyi sagladigini biliyormuydunuz
    Nasil oluyor? Cunku BIR kun feyekün diyen var.

    Sulu karpuz kuru tarlada, kuru pirinc sulu tarlada yetisir. Nasil olur bu
    Cunku BIR kun feyekün diyen var

    Butun agaclar ayni topragi, ayni suyu ayni havayi emer, ama biri karpuz biri elma, biri uzum, biri portakal, biri seftali olur. Hatta ayni agaca asilarsin. Bir dal tatli kiraz verir. Digeri eksi visne verir. Nasil oluyor?
    Cunku BIR kun feyekün diyen var
    Yasin 82: Bir şeyi istediğinde, O’nun buyruğu “ol!” demekten ibarettir; hemen oluverir.
    Ve Rabbim, zittiyla, ayniyla misliyle yaratir. Cunku cani nasil isterse oyle yapandir.

    Daglara oyduklari ihtisamli evlerle ovunen salih peygamberin kavmini assagilar mayihette, dagin icinden canli kanli hamile kizil deve cikrandir. Hadi madem taslari yontmakta o kadar mahirsiniz. hadi gucunuz yetiyorsa bir kizil deve de siz cikarin dagdan diye assagilamistir salih peygamerin kavmini yuce rabbim. Misliyle yaratmistir. Sulu Karpuzu kuru toprakta kuru princi sulu toprakta zittiyla yaratmistir.
    Bugun ilim muslumanin yitik mali.
    ilmin ucu pustun elinde.
    ilim adina bile bile kufur nesrediyorlar.

  • serbest kürsü28.04.2026 - 22:55

    Ba‘sü Ba‘del Mevt

    Gözlerimi açtığımda oda değil, dünya genişliyordu;
    doğan ilk şey umitti, ilk baharin ufuklarinda
    Yok mu isteyen, vereyim?” anıydı zamanın;
    Ve Nisan, göğsüme toprak kokulu mujdeler serpiyordu
    Mart’ın kaskatı perdelerinden eser yoktu

    Bir ney ezgisi gibi oynaşıyordu disarda çiğ taneleri
    Rahmân'ın şefkatten ellerinde bugun
    Güneşin neşesiyle savrulup gitti butun kederlerim
    Artık agir cümlelerin altında ezilmiyorum,
    Çünkü rahmetin sinesinde uyandım
    Nefes almanın kendisi, başlı başına bir şiirmis meger


    Pencerelerimi ardına kadar açtim, yerçekimi hükmünü yitirdi
    Ümitlerim kus civiltariyla uçuşa geçti
    Buz tutmuş hatıraları taşıyan o rüzgâr,
    Şimdi her yandan Ba’sü ba’del mevt kokulari tasiyor

    Yıldızlarda gizli anlamlar aramayı bıraktım;
    Onlar artık sönmeyi reddeden birer havai fişek...
    Sessizlik bir boşluk değil, mukaddes bir yankı;
    Nabzım bir geri sayım değil,
    İlahi bir sevdanın muazzam ritmi;

    "Belki"ler sustu, "bir zamanlar"lar bitti.
    Sadece bir Vedud sıcaklığı var avuçlarımda şimdi,
    Gökyüzünün o akıl almaz berraklığı,
    Taptaze bir zamanin baslangic sayfasi
    Ve nihayet kalbin sadece bir pompa değil,
    Bir kabe oldugu gercegi...

    Ve butun bunlarin ortasında yalın bir hakikat:
    Neşe bir varış değil, bir bakıştır.
    Kışın o sagir yankısı duyulmuyor artık,
    Sadece bu anın diri, sarsılmaz şehadeti...

    Bütün kapıları kapattım karanligin ustune
    İçeride şimdi sadece ışık, sadece secde,
    Ve Sonsuz bir "şimdi" deyim artik
    Ve bu simdi de aşk var, umit var, rucu var, huzur var

  • serbest kürsü25.04.2026 - 23:33

    Baba ben Alon Musck olabilirmiyim diye soran 15 yasindaki oglumla sohbetimiz

    Ben: Tabiki olabilirisin
    Oglum: Gerçektenmi
    Ben: evet Gerçekten olabilirsin. Herkes olabilir.
    Oglum; Nasil herkes olabilir. Neden olmuyorlar ozaman...
    Ben: iki turlu Elon musk var. Biri cok caliskan, gunde 15 saat 7 gun calisan Elon musk, digeri tonlarca parasi olan Elon musk. Sen hangisi olmak istiyorsun?
    Oglum: cok saliskan Elon musk
    Ben: afferin oglum. Sen deseydin cok parasi olan Elon musk olmak istiyorum. Ozman ben de sana, git banka soy. Yakalanmazsan olursun. Diyecektim
    Ama sen cok calisarak cok calisan Elon musk olabilirsin. Gerisini Allah nasil dilerse oyle yapar.

    Oglumun bir tuzak sorusunu daha atlatmis olduk

  • serbest kürsü23.04.2026 - 10:52

    "....birde bakmışsınki kozmik boyutta metafiziği ve kendi mi’racını bizzat zahirde yaşamış olursun…" amin muammer orak

    -Kozmik selatu selam
    -Kozmik hams ve sukur
    -Kozmik istigfar
    -Ve kozmik dua.
    Hepsi toplam Yarim saat suruyor.

    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ, her gece gecenin son üçte biri kalınca dünya semasına tecelli eder ve şöyle buyurur:
    'Bana dua eden yok mu, onun duasını kabul edeyim!
    Benden bir şey isteyen yok mu, ona istediğini vereyim!
    Benden bağışlanma dileyen yok mu, onu bağışlayayım!'"
    (Buhârî, Teheccüd 14; Müslim, Müsâfirîn 168-170)
    Gunluk 24 saatlik zaman diliminin en verimli kismi gecenin son ucte birlik, yukaridaki hadiste gectigigibi, Allahin semaya tecelli ettigi an. 3 ile 5 arasi. Sabah Namazindan bir saat once kalkip teheccudu kildiktan sonr okunabikecek cok guzel zikir, hamd ve sukur, istigfar ve tefekkur, sonunda da duali bir yakaris.
    Rabbim kabul etsin.

    KOZMIK DUA
    Euzubillahis samiil alimi minesseytanirracim bismillahirrahmanirrahim
    Elhamdülillahi Rabbil alemin
    Eslemtu lillahi rabbil alemin

    Esselatu vessellemu ala seyyidine Muhammedin va ala alihi ve sahbihi ve sellim
    Sübhanallahi ve bi hamdihi sübhanallahil Azim ve bi hamdihi estağfirullah.

    "De ki: 'İster Allah diye dua edin, ister Rahmân diye dua edin. Hangisiyle dua ederseniz edin, en güzel isimler O’nundur.' Namazında sesini çok yükseltme, çok da kısma; ikisinin ortası bir yol tut."

    Ferdün, Hayyün, Kayyûmün, Hakemün, Adlün, Kuddûs.
    Ya alimul gaybi veşşahadeh
    Ya erhamur rahimin
    Ya melikul kuddusus selam mu'minul, muheymin, azizul cabbarul Mutekebbir,
    ya Subhanallah.
    Ya halikul bariul, musavir
    Ya azizul hakim,
    ya aliyyul azim.
    Ya zulcelali velikram,
    La ilahe ille ente Subhâneke inni kuntu minazzalimin,

    Ya Tevvâb, ya Settâr, ya Afüv, ya Gafûr, ya Gaffâr, ya Raûf, ya Hâdi, ya Enîs, ya Müheymin...
    Ya Rabbel-âlemîn ve ya İlâhel-evvelîne vel-âhirîn;

    Ey tüm boyutların kendisinden sudur ettiği el bari
    ey tüm renklerin kendisinden süslendiği el musavvir,
    ey tüm notaların kendisini haykırdığı el vedud.
    ey tüm fotonların en Nur ismi celalini yansıttığı yüce Rabbimiz!
    Ey tüm hissettiğimiz ve hissedemediğimiz duyuların yegâne sahibi,
    Ey Alemlerin Rabbi, Meliki, Sultanı, Velisi, Valisi, Vekili
    Sana hz Ibrahim as. gibi, hz Muhammed mustafa s.a.v gibi teslim olduk
    'Eslemtü lillâhi Rabbil âlemîn.'

    Ey varlığının yanında bütün âlemlerin hiç hükmünde kaldığı Mütekebbir…
    Senin azametin karşısında varlık dediğimiz her şey bir gölge, bir hayal…
    Ben ise o gölgenin içinde bile bir hiç… hiçlerden de hiç…
    Ama Sen…
    O hiçliğime rağmen beni muhatap aldın.
    Yokluğumdan varlık sahasına çıkardın.
    “Kulum” dedin…
    Varlığının delilleriyle beni şereflendirdin.
    Ey comert Rabbim… ekrem rabbim, ey alleme bil kalem
    Bu lütufların karşısında kayıtsız kalmaktan korkuyorum. Tir tir titriyorum.
    Nankörlük karanlığına düşmekten ödüm kopuyor.
    Kalbimin gaflete dusmesinden Sana sığınıyorum.
    Beni kendime bırakma…
    Cunku nefsim ve seytan, afrikadaki serengeti duzluklerinde otlayan buffalo yavrusunu annesinden ayirip yemek isteyen arslanlar, sirtlanlardan daha azili bir sekilde beni senden koparmak, ayagimi sirati mustakimden kaydirmak icin siperdeler.
    Bir an bile olsa bizleri sensizliğe mahkum etme. Nefsimize ve seytana yem etme.
    Bizleri yakininden kovma.
    Senden uzaklaşan her adımda eksiliriz, söneriz, yok oluruz.
    Ey kalpleri evirip çeviren…
    Kalbimizi Sana çevir. Zihnimizi seninle mesgul et. Bedenimizi ruku ve secdelerinle susle.
    Sana bağlı kıl.
    Sana yakın eyle.
    Ey merhametlilerin en merhametlisi…
    Bana verdiğin nimetin şuurunu da ver.
    Şükrünü nasip et.
    Seni anan, Sana yönelen, Sana layık olmaya çalışan kullarından eyle.
    Benim hiçbir şeyim yok…
    Ama Sen varsın. Ve Senin varlığın bana yeter…
    Ya vedud, ya kerim, ya latif,


    Elhamdülillahi Rabbil alemin
    Eslemtu lillahi rabbil alemin
    -butun kullugum, ibadetim, nazım, niyazım, ummalarim, beklentilerim, ümidim, umudum yanliz sanadir; Iyyake na'budu ve iyya kenastain ya latif

    -butun dualarim yakarislarim, yalvarislarim,yanliz sanadir: ihdinas siratal mustakim. Rabbi zidnî ‘ilmâ ve rizqâ tayyibâ ya mucib

    -butun hamdim, övgüm şükrüm sanadir. Lekel hamd ve lekessukr, ya hamid, ya sekur

    -butun zikrim, fikrim sayiklamalarim, sanadir: subhane rabbiyel ala, subhane rabbiyel azim.. ya hu ya Allah,
    -butun tovbelerim, istigfarlarlarim, ozurlerim, pismanliklarim sanadir: Rabbî ğfir li ve tub ‘aleyye inneke ente’t-Tevvâbür-Rahîm. Ya tevvab
    -butun teslimiyetim itaatim, bağlılığım sanadir: Rabbena ve ec‘alnâ muslimîne leke ve min zürriyyetinâ ummeten muslimeten lek. Ya selam

    -butun korkum, kaygim, endisem,sığınmam, sanadir: İnnemâ yakhşallâhe min ‘ibâdihil-‘ulemâ’ ya mu'min

    -butun kutsamam, hayranlığım, şevkim, aşkim, istiyakim, , yanliz sanadir."Allahümme innî es'elüke hubbeke ve hubbe men yuhibbüke vel-amelellezî yübelliğunî hubbeke. Allahümmec'al hubbeke ehabbe ileyye min nefsî ve ehlî ve minel-mâil-bârid." Ya vedud, ya muhsin, ya habib

    Oyle sana ki;
    Zerreden kürreye bütün nizamın şahitliğiyle, bilinen ve bilinmeyen bütün âlemlerin diliyle;
    -Lâ ilâhe illallâh, Muhammedin resulullah
    Diyorum
    -Estağfirullahe’l-azîm el-kerîm ellezî lâ ilâhe illâ hüvel-hayye’l-kayyûme ve etûbü ileyhi subhanehu
    Diyorum .

    -Allâhumme salli salâten kâmileten ve sellim selâmen tâmmen alâ Seyyidinâ Muhammed.
    Diyorum

    -Rabbigfir verham ve ente hayru'r-râhimîn'. diyorum.

    -Sübhânallâhi ve bi-hamdihî sübhânallâhi’l-azîm' 
    diyorum.
    -Rabbenâ âtinâ fi’d-dünyâ haseneten ve fi’l-âhireti haseneten ve kınâ azâbe’n-nâr' diyorum.

    Ya rabbe kulli seyin ve melikehu
    Ayın dünyaya uyup dunya yorungesinde donmesi ve ay ve dunya birlikte güneşinin nurlu çekimine teslim olması, ve gunes etrafinda donmeleri, ve ay, dünya ve güneşin hep beraber 'Hû' diye arsinda seni yazıp, seni işaret ederek dönmeleri gibi; ben de varlık aleminin yörünge sahibi varlıklarından hicin de hici olan biriyim. Benim butun dunyam peygamberim, Resulünün yörüngesine uyup, resulunle birlikte, senin külli iradenin etrafında aşkla, iştiyakla; la ilahe illa hu, la Mabuda illahu, la galiba illa hu, la mevcuda illa hu,
    'Ya Rab, ya Kuddûs, ya Sübhân, ya Hamîd, ya Ekber, ya Vedûd'...zikir ve nidalari ile dönüyoruz.

    Atomu olusturan en kucuk birimden kürreye,  kürreden kainata, ehadiyetten vahdaniyete; kürsünden arşına, arşından makamına; şehadet aleminden gayb alemine... Eksiksiz, mükemmel inşa ettiğin bütün nizamlarin şahitliğiyle…
    Sana aşk ve iştiyakla; bütün hücrelerim, moleküllerim, atomlarım, atom içi protonlarım, nötronlarım, elektronlarım, kuarklarim ta ki en derinde ehadiyetinin mührüne varıncaya kadar her şeyimle sana can-ı gönülden teslim oluyorum.
    'Elhamdülillâhi Rabbil âlemîn, Eslemtü lillâhi Rabbil âlemîn.'
    Ey Allah’ım, ey Rabbimiz! Sana kul olmaya ışığın koşmasından daha hizli kosuyoruz. Ay, gunes, galaksileri ve bütün yörünge sahibi varlıklarının yörüngelerinde tam teslim ile dönmeleri gibi, ben de resulunle ve butun alemlerle sencornize bir sekilde yuce külli iraden etrafında, tam teslimiyetle hu diyerek dönüyorum.
    Ya Hûûû!" Ya hakk, ya subhan. Ya kuddus, ya kayyum.

    Ey anılmasında kelimelerin ve tabirlerin çaresiz kaldigi, kelamlarin rabbimizden soz ederken seref ustune seref aldigi ya vedûd, ya habib
    Ey nihai aşkım! Görünen ve görünmeyen bütün âlemlerin diliyle Sana hamd ü senâ ediyorum.
    'Eslemtü lillâhi Rabbil âlemîn.'
    'Elhamdülillâhi Rabbil âlemîn.'
    Ve Resulün Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimize salât ve selâm getiriyorum:
    'Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed.'
    Ya Mücîbe’d-daevât!

    Senin ipine sımsıkı sarılmayı diliyoruz. Zira Sen buyuruyorsun ki:
    'Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a, dinine) sımsıkı sarılın, parçalanıp ayrılmayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın; hani siz birbirinize düşman idiniz de O, kalplerinizi birleştirdi. O’nun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. Siz tam ateşten bir çukurun kenarındayken, O sizi oradan kurtardı. Allah size âyetlerini böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız.' (Âl-i İmrân, 103)

    Ya Zül-Celâli vel-İkrâm!
    Sana doğru ışık hızında gelmek istesek bile yavaş sayılırız. Zira yol uzun, hasret büyük; din gunun her aninda anlık Sana varmak, seninle olmak istiyoruz.  Fenâfillâh’a ermek
    istiyoruz. Senin boyanla boyanmak istiyoruz. Zira Sen buyuruyorsun ki:
    'Allah’ın boyasını esas alın (Sıbgatullah). Allah’ın boyasından daha güzel boyası olan kim vardır? Biz ancak O’na ibadet edenleriz.' (Bakara, 138)
    Ya Hâdi, ya Veliyyü’l-Mü’minîn!
    'İhdine’s-sırâta’l-müstakîm.'
    (Bizi doğru yola ilet.)
    Bizleri hidayetten ayırma. Şeytanın ve nefsimizin şerrinden, vesveselerinden koru. Kalplerimizi kirden, pastan arındır; nûrunla ve hikmetinle yıka. Ruhlarımızı sekîne ile arındır…
    Bizi Sana yönelen, Sana dönen ve her haliyle Sana teslim olan kullarından eyle…
    'Eslemtü lillâhi Rabbil âlemîn.'"
    Ya Rabbel-âlemîn!
    Yâ Men Vesia Kürsiyyühü's-semâvâti ve'l-ard!
    Şu dua ederken tefekkür, tefekkür ederken dua yakarışımızı kabul buyur. Bize katından rahmet, bereket, aff u mağfiret ve Muhabbetullah yağdır.
    Ya Hayy, ya Kayyûm! Kâinatın her bir atomunda, her bir kuantum dolanıklığında ve galaksileri bir arada tutan El-Kayyûm ism-i celîlinin tecellisinde; Senin sonsuz ilmini ve kudretini seyretmeyi nasip eyle. Zihnimizi gafletten, kalbimizi katılaşmaktan koru; ruhumuzu bu beden hapishanesinden daha dünyadayken özgür kıl. Bizi nefsimizin, şeytanın ve şeytanlaşmış kulların şerrinden koru. Bizi, Senin şu muazzam kâinatının nizamına uyumlu yaşayan kullarından eyle.
    “Kullarım sana Beni sorduğunda (onlara de ki): Ben onlara çok yakınım. Bana dua ettiği vakit, dua edenin çağrısına karşılık veririm. O halde onlar da Benim davetime uysunlar ve Bana hakkıyla iman etsinler ki doğru yolu bulabilsinler.” (Bakara, 186)
    Atomun kalbinden kâinatın kalbine, Kürsî’nden Arş’ına, şehadet âleminden gayb âlemine kadar keşfettiğimiz her yeni bilgi Sana olan imanımızı ve hayretimizi artıriyor. Sen, delil ve ayetlerini ruhumuza duyur. Bilgimizi sadece maddeyle sınırlama; bizi mana, Marifetullah ve Muhabbetullah zirvelerinede ulaştır. Âmin.
    Ya Rabbel-âlemîn! 'İyyâke na'büdü ve iyyâke nesteîn. İhdine’s-sırâte’l-müstakîm.'
    Ruhumuzdaki günah ve gaflet sebebiyle oluşan tüm pas ve kirleri rahmetinle sükûnete ve nurani bir nizama çevir. Hayatımızın her anını Senin rızan doğrultusunda bir ibadete dönüştür. Senin o sonsuz ilminle, matematiği iflas ettiren adedinle, sonsuz adetler hürmetine; bizi Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.)'in o en büyük şefaatiyle, Makam-ı Mahmud'un nurlu gölgesinde buluştur. O’nun mest olduğu o sonsuz lütuflardan bizlere de cömertliğinle ihsan eyle.
    Ey Alîm-i Külli Şey! 
    Son nefesimizde; tüm hücrelerimizdeki atomların, tüm elektronlarımızın, ruhumuzun ve bedenimizin ehadiyetteki en küçük yapı taşının, Sana olan vecd içinde bir teslimiyetle; 'Eşhedü enlâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh' diyerek küllî bir iman ile mühürlenmesini nasip eyle.
    Ey bütün matematiği, kuantum fiziğini, metafiziği, astrofiziği, kimya ve biyolojiyi varlığının delilleri kılan Rabbim! Seni inkâr ne mümkün? Bütün ilimlerin, gayb ve şehadet âleminin, bütün varlıkların dili ve şahitliğiyle; yarattığın ve yaratacağın her zerrede, geçmiş, şimdi ve gelecek bütün zamanların her bir birimini; 
    -Lâ ilâhe illallâh, lâ hâlika illallâh, lâ ma'bûda illallâh'  Subhanallah, elhamdülillah, Allahu ekber, zikirleriyle,

    -Rabbena atina fid dunya hasanatan ve fil ahireti hasenatan ve gina azâben-nâr,
    Dualari ile,

    -Allâhümme mâ asbaha ve ma emsa bî min ni’metin ev bi-ehadin min halkıke fe-minke vahdeke lâ şerîke leke, fe-lekel hamdü ve lekeş-şükr.
    hamd ve sukurleri ile
    -eslemtu lillahi rabbil alemin
    Hz Ibrahim teslimiyetiyle

    -Sübbûhun Kuddûsun Rabbü’l-melâiketi ve’r-rûh”
    Takdisiyle
    -Esselatu vessellemu ala seyyidine Muhammedin va ala alihi ve sahbihi ve sellim
    Selavatlari ile
    -Subhanallahi ve bihamdihi sübhanallahil Azim
    Takdisleri ile
    -rabbena zalemna enfusena ve in lem tagfir lena ve terhamna lenekunenne minel hasirin istigfarlari ile dolduruyoruz.

    kâinatın tüm 'veri' ve tum el hasib isminden tecelli eden sayilarin faktöriyel büyümesindeki carpimlari adedince soyluyoruz. Kabul buyur ya rab.
     Bi-hürmeti Seyyidil-Mürselîn.
    Ey sonsuz kudret ve rahmet

    Ya Fâtıra’s-semâvâti ve’l-ard!
    Kâinat bu kadar muntazam iken, kalbimdeki dağınıklıkla Sana geldim… Kalplerimizi toparla, ruhlarımızı arındır. Bizi Sana yönelen, Sana dönen ve her zerresiyle Sana teslim olan kullarından eyle. Efendimizle birlikte; bütün peygamberlerin, meleklerin ve tüm salih kulların yoluna ilhak eyle. Âmin.
    Ey zamanı ve mekânı var eden, var etmekle kalmayıp bir arada tutan; uykudan, açlıktan ve zaaftan münezzeh Sübhân Allah’ım! Şu an kalbimden geçen frekansları, kâinatın en uzak köşesindeki atomların ve atom alti parcaciklarin ve onlarin yuzduklari arsinin ve kursunun icindeki butun esma ve tecellilerinin 'Hû' diyen titreşimiyle birleştir. Ehdadiyetini ve Vahdaniyetini hep beraber haykıralım: Ya Ehad, ya Vâhid! Ya subhan ya vedud
    Ya Rabbel-Arşil-Azîm! Arş ve kâinat ölçeğinde, her bir Planck uzunluğu alanın dahi her bir katrilyonda bir birimini; -Senin en güzel isimlerinle: Ferdun hayyun kayyumun hakemin adlun kuddus, -Kelime-i Tevhid ile, Huvallahullezi la ilahe illallahu -hamd ve şükürle: elhamdulillahi hamden kamilen, sukren kesira
    -salât u selâm: elfi elfi salatun ve elfi elfi salamun aleyke ya rasûlallâh
    -istiğfarlarla: Allâhumme inneke afüvvün tuhubbil afve fa'fu anni
    Dualarla: Rabbi innî limâ enzelte ileyye min hayrin fakîr." dolduruyoruz.
    Ya Rabbel-âlemîn! Zihnimi, eşyanın hakikatini perdeleyen vesvese ve günahlardan kurtar; beni Sırat-ı Müstakim üzere, Senin ipine sımsıkı sarılmış, Senin boyanla boyanmış olarak aşkına ulaştır. Ruhumun hezeyanlarını rahmetinle sükûnete erdir
    ya Ekremel-ekremîn! Beni din gününde en hayırlı sonuca ulaştır. Beni kâinatın ilahî senfonisiyle uyumlu, rıza makamına varmış bir 'insan-ı kâmil' eyle. Bana; atomun kalbindeki tevhidi, galaksilerin dönüşündeki aşkı görecek basiret ver.
    Beni ve geçmişlerimi; babamı, dedelerimi, ninelerimi ve kâinatın her yerindeki tüm inananları merhametinle kuşat. Kalbimizi dünyevi hırsları yutan bir kara delik değil, etrafına nur saçan bir yıldız eyle. Varlığımı, Senin sonsuz ilmin ve hikmetin içinde sırrını taşıyan bir damla eyle.
    “De ki: 'Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları bağışlar. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.'” (Zümer, 53)
    'Âmennâ bihî küllün min indi Rabbinâ.'
    Ya Kâfî, Ya Ganî, Ya Fettâh, Ya Mugnî, Ya Rezzâk, Ya Kerîm, Ya Vehhâb, Ya Ze't-tavli, Ya Mecîd, Ya Mâcid, Ya Bârî, Ya Nâsır, Ya Mevlâ, Ya Mennân, Ya Hennân, Ya Vekîl, Ya Vâlî, Ya Velî, Ya Bâsıt, Ya Azîz, Ya Muiz, Ya Muhsin, Ya Latîf, Ya Selâm, Ya Vâsi, Ya Berr...
    “En güzel isimler Allah’ındır. O’na bu güzel isimlerle dua edin...” (A'râf, 180)
    Âmin. Ve’l-hamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn."

    Subhane rabbike rabbil izzeti amme yasifun. Veselamun alel murselin.
    eslemtu lillahi rabbil
    Velhamdulillahi rabbil alemin
    Amin ya mucib, amin ya muin